Keşfet

6

Bizim Mahalle

Dükkânın ışıklarını kapatıp, sepeti dikkatlice koluma takarak dükkândan çıktım. Kepenkleri indirip kilitledikten sonra eve doğru yürümeye başladım.

Akşam mahallenin sokaklarında hafif bir serinlik vardı. Evlerin pencerelerinden süzülen sarı ışıklar ortama sıcacık bir hava katıyordu. Yürürken içimdeki heyecanlı merak giderek büyüyordu. Annemin, kucağımda bir yavru kediyle karşılaştığında vereceği tepkiyi şimdiden tahmin edebiliyordum.

Kısa bir yürüyüşün ardından iki katlı evimizin bahçe kapısından içeri girdim. Merdivenleri çıkıp anahtarla dış kapıyı açtım. İçeri adım attığımda mutfaktan gelen mis gibi yemek kokuları beni karşıladı.

"Ben geldim!" diye seslendim, ayakkabılarımı çıkarırken.

Tam o sırada mutfaktan elinde kurulama beziyle annem çıktı.

"Hoş geldin kızım. Ellerini yıka da sofrayı hazırlamama yardım et. Babanı, Burak'da birazdan gelir."

"Tamam anne, hemen geliyorum."

Annem tam arkasını dönüp mutfağa gidecekti ki kucağımdaki sepete takıldı gözü.

"Ayşen, o sepetin içinde ne var?"

Gülümsememi tutamayarak ona baktım.

"Sana bir şey göstereceğim anne."

Annem şüpheyle kaşlarını kaldırdı.

"Hayırdır kızım? Yine ne karıştırıyorsun?"

"Anne, bir gel de gör."

Yanıma yaklaştığında şalı hafifçe araladım.

"Ta taaam!"

Sepetin içindeki minik kedi başını kaldırdı. Ufacık burnunu havaya dikti, ardından incecik bir miyavlama çıkardı.

Annem birkaç saniye boyunca sessizce baktı. Sonra gözlerini kocaman açtı.

"Ayşen!"

İşte beklediğim tepki gelmişti.

"Efendim anneciğim?"

"Bu ne kızım?!"

"Kedi anne."

"Onu ben de görüyorum! Nereden çıktı bu?"

Gülerek sabah yaşadıklarımı anlatmaya başladım. Dükkânın kepenklerini açarken miyavlama sesini duyduğumu, yavruyu bulduğumda annesini aradığımı ama etrafta göremediğimi söyledim. Ardından Bülent abiye götürüp muayene ettirdiğimi ve onun için gerekli malzemeleri aldığımı anlattım.

Annem beni dinlerken bir yandan da sepetin içindeki minik misafire bakıyordu.

"Yani sen şimdi bunu eve mi getirdin?"

"Ee... Evet?"

"Ayşen!"

"Anne, ne yapacaktım? Sokakta öylece bırakamazdım ki. Çok küçücük daha."

Annem ellerini beline koydu.

"Kızım, senin işin gücün var. Sabah dükkâna gidiyorsun, akşam geliyorsun. Bu hayvana kim bakacak?"

"Ben bakacağım anne. Her şeyi düşündüm. Süt tozunu, biberonunu, yatağını aldım. Söz veriyorum, bütün sorumluluğu bana ait olacak."

Annem tam cevap verecekti ki sepetteki yavru yeniden miyavladı.

İkimiz de aynı anda ona döndük.

Minik kedi şalın arasından başını çıkarmış, anneme bakıyordu. Sonra küçük patilerinden birini dışarı uzatıp tekrar kıvrıldı.

Annemin yüzündeki sert ifade yavaş yavaş yumuşadı.

"Aman Allah'ım... Bu daha bebek!"

İçimden sevinç çığlıkları atıyordum ama belli etmemeye çalıştım.

"Değil mi anne? Sabah bulduğumda içim parçalandı."

Annem yanımıza gelip koltuğa oturdu. Elini yavaşça kedinin başına uzattı. Minik kedi de sanki bu dokunuşu bekliyormuş gibi başını annemin parmağına yasladı.

Annemin dudaklarının kenarı kıvrıldı.

"Ay, şuna bak!"

Gülümseyerek ona döndüm.

"Sevdin mi anne?"

"Ben öyle bir şey demedim."

"Ama gülümsüyorsun."

"Ayşen, uzatma!"

Kahkahamı tutamadım. Annem bana ters ters baksa da elini kedinin başından çekmiyordu.

Tam o sırada dış kapının açılma sesini duyduk.

"Biz geldik!"

Abim Burak'ın sesiydi. İşten yeni gelmişti, Babamında sesi salondan yükseldi. "Selam aleyküm".

"Aleyküm selam baba, hoş geldiniz" dedim.

Hoş bulduk kızım,” diye karşılık verdi babam, ayakkabılarını çıkarırken. “Ne yapıyorsunuz bakalım? Mutfaktan yemek kokuları geliyor, karnım zil çalıyor.”

Burak abim'da montunu askıya asıp salona doğru ilerledi. “Benim de karnım açlıktan sırtıma yapıştı. Anne, bugün ne var yemekte?”

Annem cevap vermek yerine çenesini sepetin olduğu tarafa doğru uzattı. “Önce şu kız kardeşinin ne yaptığını bir gör bakalım.”

Burak abim merakla bana döndü. “Ne yaptın yine sen?”

“Ne yaptım ki?” dedim masum bir ifadeyle.

“Sen böyle masum masum konuşuyorsan kesin bir şey yapmışsındır.”

“Abartma ya!”

Burak abim gülerek yanıma yaklaştı. Sepetin içindeki minik kafayı görünce bir anda durdu.

“Bir dakika… O da ne?”

Sepeti biraz kaldırıp ona gösterdim. “Sürpriz!”

Abim birkaç saniye boyunca kediye baktı. Sonra gözlerini bana çevirip kaşlarını kaldırdı.

“Sen eve kedi mi getirdin?”

“Yok, abi. Sepetin içine yanlışlıkla bir aslan yavrusu koymuşum.” Abim kahkaha attı.

“Allah'ım, bir de cevap veriyor! Anne, bu kız iyice kafayı yemiş.”

“Sen önce üstünü değiştir de öyle konuş,” diye araya girdi annem.

Abim yeniden sepete eğildi. Bu kez yüzündeki alaycı ifade kaybolmuş, yerini meraka bırakmıştı.

“Çok küçükmüş bu. Nereden buldun?”

Ona da sabah yaşadıklarımı kısaca anlattım. Yavruyu dükkânın önünde bulduğumu, annesini aradığımı ve ardından Bülent abiye götürdüğümü söyledim.

Abim başını sallayarak kediyi izledi.

“İyi yapmışsın.

İyi yapmışsın. Sokakta bıraksaydın yazık olurdu.”

Sonra birden doğrulup ciddi bir ifadeyle bana baktı.

“Peki, adını koydun mu?”

Kafamı sağa sola salladım, "daha hiç düşünmedim isimini.

Babam bir şey demeden kapının orada bizi dinliyordu tebessümle. Bir bize, birde kediye bakıyordu. "Ben buldum Alaca olsun, baksana her renk var kedide" dedi babam gülümseyerek.

"Ama iyi bakacaksın kızım, sorumluluk sende".

"Ay! beğendim Alaca. Tamam baba, iyi bakacam. Söz" dedim elimi çırparak. Yukarıya çıkıp üstümü başımı değiştirip tekrar aşağıya indim.

Akşam yemeğini yiyip bol sohbetle yemeğimizi bitirip sofrayı birlikte topladık ve bahçeye geçtik. Güzel bir çay demledim ve keyifli bir sohbetle çayımızı içtik, konu çoğunluk Alaca hakkındaydi.

Çaylarımızı yudumlarken gözüm sık sık bahçenin köşesine, Alaca için hazırladığım küçük yatağa kayıyordu. Onu içeri almış, üşümemesi için yatağını güzelce hazırlamıştım. Şimdi de mışıl mışıl uyuyordu.

Annem çayından bir yudum aldıktan sonra bana döndü.

“İyi de kızım, yarın sabah dükkâna gideceksin. Bu küçüğe nasıl bakacaksın?”

“Anne, merak etme. Bülent abi nasıl beslemem gerektiğini anlattı. Sütünü saatinde vereceğim.

Abim koltuğunda geriye yaslanıp sırıttı.

Vay be! Daha ilk günden evin bütün düzeni değişti. Bundan sonra sabahları alarm yerine Alaca'nın miyavlamasıyla uyanırız.”

“Abi, sen de her şeye bir yorum yapmasan olmaz mı?” dedim gülerek.

“Ben sadece gerçekleri söylüyorum kardeşim.”

Babam gülümseyerek araya girdi.

“Bence iyi oldu. Evde biraz hareket olur. Hem Ayşen de bir canlının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenir.”

Annem başını iki yana salladı.

“Siz ikiniz hemen kabul ettiniz tabii. Sabah akşam bakımını ben yapmayacağım, onu söyleyeyim.”

“Anne, söz verdim ya, ben bakacağım,” dedim.

“Peki, peki. Göreceğiz bakalım.”

Annemin sesindeki yumuşamayı fark edince gülümsedim. Birkaç saat önce kediyi eve getirdiğim için bana kızarken şimdi sürekli Alaca'nın iyi olup olmadığını soruyordu.

Abim birden aklına bir şey gelmiş gibi doğruldu.

“Bu arada, Alaca kız mı erkek mi?”

“Daha bilmiyoruz abi. Bülent abi de çok küçük olduğu için kontrol sırasında kesin bir şey söylememişti. Bir sonraki kontrolde soracağım.”

“Fark etmez,” dedi babam. “Adı güzel oldu. Hem rengi de gerçekten alacalı.”

“Bence de,” diye karşılık verdim. “Alaca ismini duyunca bile içim ısınıyor.”

Bir süre daha sohbet ettik. Babam kahvede yaşadığı komik bir olayı anlattı, abim de gün içinde başına gelenleri anlatırken araya birkaç espri sıkıştırdı. Annem her zamanki gibi ikimize takılmadan duramadı.

Çaylarımız bittikten sonra annem mutfağa geçerken ben de ayağa kalktım, yorucu bir gündü ben uzanmaya gidiyorum "iyi geceler".

Alacanin yattığına bez serdim çise alışana kadar böyle yapacaktım.

Sonra biraz Eda ve Pera ile mesajlaştik ve kedinin resmini attım onlara. Sabah dükkana gelip Alaca'yı görmeye geleceklerini söylediler.

Alaca'yı biraz sevdim ve karnını doyurup yatağına koydum bende yorucu bir günün sonunda gözlerimi kapadım...

✨

Yorumlar

  • Es Es: Çıkacak çıkacak
  • Eda Vural: elini beline koyup bakma ya ayşen ona sahip çıkmalısın
  • Ayşe kibritci: Bu kadar tatlı bir tepki hangi anneye yakışmaz ki
  • Mahir torun: anneler her zaman böyle meraklı olur biraz sabırlı ol tonton!
  • Recep Uçar: alaca ne kadar güzel uyuyor o sahne benim için harikaydı
  • Es Es: Onu sahiplenecek
  • Alper Akgün: Keşke daha dikkatli olsaydın ayşen şimdi ne yapacaksın kedicikle?
  • Eda Özden İlgezdi: Babana kaçma derdindesin ciddiyetimi kaybetme!
  • Ayşe Aydın: Kız mı erkek mi belli değil derken işte sorumluluğunla üzülme!