Keşfet

8

Bizim Mahalle

Kahvaltımızı yapmıştık. Annem, "Siz hazırlanın, sofrayı ben toplarım." deyince ben de hazırlanmak için merdivenlerden yukarı çıktım.

Önce saçlarımı tarayıp istediğim şekilde şekillendirdim. Ardından üzerime rahat ama şık bir kombin seçtim. Hafif bir makyaj yaptım, çantama telefonumu ve gerekli eşyalarımı yerleştirdim.

Aynanın karşısında son kez kendime baktım.

"Tamamdır Ayşen Hanım, bugün de hazırsınız." diye mırıldandım.

Odamdan çıkıp merdivenlerden aşağı indim. Annem mutfakta kahvaltılıkları toparlıyordu.

"Anne, ben hazırım. Abim nerede?" diye sordum.

Annem elindeki tabağı tezgâha bırakıp bana döndü.

"Abin çıktı kızım, Filiz yengeni almaya gitti. Birazdan gelir herhâlde."

"Tamam anne."

Bir an duraksayıp anneme baktım.

"Bu arada Alaca sende anneciğim."

Annem gülerek başını salladı.

"Tamam, tamam. Aklın burada kalmasın. Güzelce eğlenin. Yengenle de atışma sakın."

Gözlerimi devirdim.

"Anne, sanki ben uğraşıyorum onunla."

Annem cevap vermek yerine gülümsemekle yetindi.

Tam o sırada kapı zili çaldı.

"Ben bakarım!" diyerek antreye yöneldim.

Kapıyı açtığımda karşımda Eda vardı.

"Günaydın!" diyerek gülümsedi.

"Günaydın, hoş geldin."

"Çıkıyor muyuz?"

"Henüz değil. Abim, Filiz yengemi almaya gitmiş. Biz de onu bekleyeceğiz."

Ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi. Salona geçerek çantasını koltuğa bıraktı.

"İyi, o zaman biraz oturalım. Hem Alaca'yı da severim."

"Sev, sev." dedim gülerek.

Eda hemen Alaca'nın yanına gitti. Onu dikkatlice yatağından alıp kucağına yerleştirdi ve sevmeye başladı.

"Ay, çok tatlı! Ayşen, bu ne böyle? Baksana şuna!" diyerek Alaca'yı biraz havaya kaldırdı.

Alaca da bu ilgiden oldukça memnun görünüyordu. Eda'ya bakarak minik minik miyavlıyordu.

"Aynı annesine çekmiş." dedim sırıtarak.

Eda gözlerini devirip bana baktı.

"Egoist arkadaşım!"

Ona dil çıkardım. Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Ekranda abimin ismini görünce aramayı açtım.

"Efendim abi?"

"Ayşen, hadi çık. Kapının önündeyim."

"Tamam, geliyoruz."

Telefonu kapatıp Eda'ya döndüm.

"Haydi, geldiler."

Alaca'yı anneme teslim edip onunla vedalaştık. Ardından Eda'yla birlikte evden çıktık.

Arka kapıyı açıp arabaya bindik. Abim dikiz aynasından bize baktı.

"Hazır mıyız gençler?"

Başımı salladım.

"Hazırız abi."

Eda da gülümseyerek araya girdi.

"Hazırız, hazırız abi!"

Tam o sırada Filiz yengem ön koltuktan arkasına dönerek bize baktı.

"Naber kızlar?"

"İyi, sen abla?" dedi Eda.

Filiz yengem bir anda yüzünü buruşturdu.

"Gencim ben, ne ablası ayol! Abla deme Edacığım, sen istersen."

Eda gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

"Tamam, tamam. Gençsiniz Filiz Hanım."

Filiz yengem memnuniyetle önüne döndü.

"Şöyle, canım benim."

Abim dikiz aynasından bize bakıp kısaca güldü.

Ben de Eda'ya dönüp göz kırptım. Eda ise gülmemek için kendini zor tutuyordu.

Değişik biriydi doğrusu. Ama abim onu sevdiği için ben de tahammül ediyordum. Ne de olsa insan, sevdiği kişinin değer verdiklerine bir yere kadar katlanabiliyordu.

Başımı cama yaslayıp dışarıyı seyretmeye başladım. Umarım bugün sorunsuz ve güzel bir gün geçirirdik.

Sahile vardığımızda abim arabayı otoparka çekti. Açıkçası park yeri bulmak tam bir zulümdü. Bu yüzden otoparka girmek en mantıklı seçenekti.

Arabadan indik. Çantamı omzuma yerleştirip telefonumu çıkardım. Pera'yı arayarak nerede olduklarını öğrenmek istedim.

"Alo Ayşen."

"Alo canım, biz geldik. Siz neredesiniz?"

"Biz de geldik sayılır. Beş dakikaya oradayız."

"Tamam o zaman, biz sahile geçiyoruz. Orada buluşuruz."

"Tamam canım."

Telefonu kapatıp diğerlerine döndüm.

"Onlar da beş dakikaya buradaymış. Biz sahile geçelim, oraya gelirler."

"İyi tamam, hadi yürüyün o zaman." dedi abim.

Hep birlikte sahile doğru yürümeye başladık. Denizden gelen hafif rüzgâr saçlarımı hareket ettiriyordu. Hava oldukça güzeldi. Sahil de pazar olmasından dolayı kalabalık sayılırdı.

Bir süre yürüdükten sonra Filiz yengem telefonunu çıkardı.

"Ben de Necmettin'i aradım. O da sahilde bizi bekliyormuş."

Eda'yla aynı anda birbirimize baktık ve gözlerimizi devirdik.

Ah, bir de Necmettin vardı.

Necmettin'in bana karşı ilgisi olduğunu biliyordum. Daha doğrusu bunu anlamamak için insanın epey çaba göstermesi gerekiyordu. Sürekli benimle konuşmaya çalışıyor, fırsat buldukça yakınlaşmak için bahaneler üretiyordu.

Filiz yengem de bu durumun farkındaydı. Hatta belli ki bu ilgiden oldukça memnundu. Benim aynı düşüncede olmadığımı bilmesine rağmen konuyu açıp duruyordu.

Oysa ben Necmettin'le ilgilenmiyordum.

Yakışıklı bir adamdı, bunu inkâr edemezdim. Ama benim için görüntü her şey değildi. Bir insanın karakteri, konuşması ve davranışları çok daha önemliydi.

Üstelik istemediğim bir ilgiyi sırf karşımdaki kişi yakışıklı diye kabul edecek değildim.

Eda koluma hafifçe dokunup kulağıma eğildi.

"Hayırdır, niye yüzün düştü?"

"Necmettin'i düşünüyordum."

Eda'nın yüzünde hemen muzip bir gülümseme belirdi.

"Vay, düşüncelere daldık demek."

"Saçmalama!" diye fısıldadım.

Kıkırdadı.

"Boş ver, görmezden gelirsin."

Ona ters ters baktım.

"Sence görmezden gelsem de bakışlarıyla sinir edecek beni."

Tam o sırada abimin sesi duyuldu.

"Kızlar, ne fısıldaşıyorsunuz yine?"

"Hiçbir şey abi." dedim hemen.

Abim şüpheyle bize baktı ama üstelemedi.

Sahile biraz daha yaklaştığımızda uzaktan el sallayan birini gördüm.

Necmettin'di.

İçimden derin bir nefes aldım.

Görünüşe göre günümüz asıl şimdi başlıyordu.

Necmettin yanımıza doğru yürümeye başladı. Bizi görünce gülümsedi.

"Selam, nasılsınız?"

Abim elini uzatıp selamlaştı. Filiz yengem de hemen konuşmaya başladı.

"Necmettin, biz de seni bekliyorduk."

Necmettin'in bakışları kısa sürede bana döndü.

"Selam Ayşen."

"Selam." diyerek kısa bir cevap verdim.

Tam o sırada uzaktan Pera'nın sesi duyuldu.

"Ayşeen!"

Gülümseyerek onlara doğru gittim. Pera'ya sarılıp selamlaştıktan sonra yanındaki kişiyi gösterdi.

"Bu arada tanıştırayım, Ales abi. Bizim avukatlık ofisindeki ortağımız".

Ales gülümseyerek elini uzattı.

"Memnun oldum."

"Ben de memnun oldum." diyerek elini sıktım.

Diğerleri de kendini tanıttı. Vural da selam verip diğerleriyle hâl hatır sordu. Kısa bir tanışma faslının ardından hep birlikte sahil boyunca yürümeye başladık.