Kara Çete

Güneş ufkun arkasında kaybolurken Kızıltepe sessizliğe büründü. Sokaklarda kimse kalmamış, rüzgâr tozu yavaşça savuruyordu. Kasabanın dışındaki kayalıkların arasında bekleyen birkaç atlı, gözlerini Kızıltepe'den ayırmadan sessizce etrafı izliyordu. Atlıların başında Koray vardı. Otuz yaşındaki Koray, Kara Çete'nin en güvendiği isimlerden biriydi. Sakinliğiyle tanınır, her adımını düşünerek atardı. Yanında duran Vera ise yirmi altı yaşındaydı. Sert mizacı ve keskin diliyle dikkat çekerdi. Sabretmeyi pek sevmezdi. Bir süre sessizlik hâkim oldu.
Vera sonunda dayanamayıp konuştu. "Kasabaya girecek miyiz, girmeyecek miyiz?"
Koray bakışlarını yoldan ayırmadan cevap verdi. "Henüz değil."
Bu sırada Kaan, Mert ve Asya kasabanın sokaklarında ilerliyordu. Hava iyice kararmaya başlamış, dükkânlar birer birer kapanmıştı. Tam meydandan geçerken karşılarına kasabanın şerifi Kemal çıktı. Üçünü görünce durdu.
"İyi akşamlar." dedi.
Kaan hafifçe gülümsedi. "İyi akşamlar, Şerif."
Kemal dikkatle Kaan'a baktı. "Kasabaya döndüğünü duydum."
Kaan başını salladı. "Evet. Bir süre burada olacağım."
Kemal derin bir nefes aldı. "O hâlde dikkatli olun. Son günlerde iyi şeyler duymuyorum."
Mert merakla ona baktı. "Hayırdır, Şerif?"
Kemal sesini alçalttı. "Kara Çete'nin yeniden ortaya çıktığı konuşuluyor. Senin kasabaya döndüğünü de öğrenmişler, Kaan. Bu yüzden hepiniz dikkatli olun. Bugün ya da yarın Kızıltepe'ye gelebilirler.”
Kaan sakin bir ifadeyle başını salladı. "Dikkatli olacağız, Şerif."
Kemal de başını salladı. "Ben görevimi yaptım. Gerisi size kalmış."
Kasabanın dışında Koray ile Vera hâlâ bekliyordu.
Vera sabırsızca iç çekti. "Daha ne kadar bekleyeceğiz?"
Koray aynı sakinlikle cevap verdi. "Az kaldı."
Tam o anda uzaktan gelen at nalı sesleri bozkırın sessizliğini bozdu.
Koray ile Vera aynı anda dönüp gelen kişiye baktı. Kayalıkların arasından ağır adımlarla yaklaşan kişi, Kara Çete'nin lideri Baran'dı.
"Hoş geldin, Baran." dedi Koray. Baran gözlerini Kızıltepe'ye çevirdi.
Baran bir süre sessizce Kızıltepe'ye baktı. Gözlerinde en ufak bir tereddüt yoktu.
"Durum ne?" diye sordu.
Koray öne çıktı. "Kaan kasabaya döndü. Mert ve Asya'yla birlikteydi.”
Baran kısa bir süre düşündü. "Şerif Kemal?"
"Onlarla konuştu." dedi Koray. Vera alaycı bir gülümsemeyle söze girdi.
"İsterse bütün kasabayı uyarsın. Sonunda yine karşımıza çıkacak."
Baran gözlerini Kızıltepe'ye çevirdi. "İzlemeye devam edin."
"Anlaşıldı." dedi Koray. Vera kısa bir sessizlikten sonra istemeden de olsa,
"Anlaşıldı." dedi.
Vera Baran'a baktı. "Peki sen ne yapacaksın?"
Baran kısa bir süre sustu. "Zamanı gelince öğrenirsin.”
Vera beklemekten sıkılmıştı. "Kasabaya ne zaman ineceğiz? Kaan'la ne zaman karşılaşacağız?”
Baran sert bir sesle konuştu. "Zamanı gelince.”
Kısa bir sessizliğin ardından sözlerine devam etti.
"Ben şimdi gidiyorum. Yarın tekrar geleceğim. İzlemeye devam edin. Kaan'ın attığı her adımdan haberim olsun.”
Gece bozkırın üzerine çökerken Koray ile Vera kayalıkların arasında beklemeye devam etti.
Vera sessizliği bozdu. "Daha ne kadar burada kalacağız?"
Koray gözlerini Kızıltepe'den ayırmadı. "Sabaha kadar”
Vera iç çekti. "Beklemekten sıkıldım."
Koray sakin bir şekilde cevap verdi. "Sabırlı ol. Acele etmek hata yaptırır."
Vera gözlerini Koray'a çevirdi. Onun sakinliği bazen sinirini bozuyordu. İçindeki sabırsızlık giderek artıyordu. Bir süre daha sessizlik oldu.
Vera karnını tuttu. "Acıktım."
Koray hafifçe başını çevirdi. "Hana gidip bir şeyler alacağım."
Vera ona baktı. "Dikkatli ol."
Koray sadece kısa bir bakış attı. "Olurum."
Ardından atına binip hanın yolunu tuttu. Gece bozkırın üzerine çökerken Kızıltepe sessizliğe bürünmüştü. Ancak bu sessizlik uzun sürmeyecekti. Kara Çete'nin dönüşü, kasabanın geçmişte kalan hesaplarını yeniden ortaya çıkaracaktı. Koray bunu biliyor, her adımını dikkatle atıyordu. Bu gece sadece bir bekleyişten ibaretti. Sabah olduğunda Kızıltepe'de birçok şey değişebilirdi. Çünkü Kara Çete geri dönmüş ve eski hikâyeler yeniden başlamıştı. Kimse yaklaşan olayların ne getireceğini bilmiyordu. Kara Çete bekliyordu. Kızıltepe ise yaklaşan tehlikeden habersizdi.
Kemal'in söyledikleri üçünü de düşündürmüştü. Sessizce yürümeye devam ettiler. Bir süre sonra yolları ayrıldı. Mert hana doğru yürürken, Asya evinin yolunu tuttu. Kaan ise eski evine doğru ilerledi. Kaan kapıyı yavaşça açtı. Bir süre olduğu yerde durup etrafına baktı. Bu ev, yıllar önce bıraktığı anıları hâlâ saklıyor gibiydi. derin bir nefes aldı. Bu eve geri dönmek kolay olmamıştı. Fakat artık geçmişten kaçmak istemiyordu. Asya evine doğru yürürken Kaan'ı düşünmeden edemiyordu. Sabah karşılaştıkları ilk andan beri onu merak ediyordu. Sakinliği ve konuşma tarzı, Kızıltepe'de alıştığı insanlardan çok farklıydı. Neden yıllar sonra geri döndü? diye geçirdi içinden. Sanki herkesten sakladığı bir şey var. Konuşurken bunu belli etmemeye çalışıyor ama gözleri her şeyi anlatıyor. Kendi kendine hafifçe başını iki yana salladı. "Beni ilgilendirmez." dedi içinden. Ama ne kadar öyle düşünmeye çalışsa da Kaan'ı merak etmekten kendini alamıyordu. Onun geçmişinde neler yaşandığını öğrenmek istiyordu. Mert ağır adımlarla yürümeye devam etti. Kaan'ın dönüşü aklını kurcalıyordu. Yıllar onu değiştirmiş, diye geçirdi içinden. Ama geçmişi peşini hâlâ bırakmamış gibi görünüyor.
Mert hana doğru giderken yolun ilerisindeki atlıyı fark etti. Yabancı, atını ağır adımlarla hana sürüyordu. Mert gözlerini ondan ayırmadı. Bu adam kim? diye düşündü. Belli etmemeye çalışarak arkasından yürümeye başladı.
Koray hanın önüne geldi. Atını durdurup dizginlerini bağladı. Bir an çevreyi süzdü, sonra ağır adımlarla içeri girdi. Bir süre sonra Koray handan elinde birkaç poşetle çıktı. Etrafına kısa bir göz attı. Poşetleri dikkatlice atının heybesine koydu, ardından atına binerek kayalıkların olduğu yöne doğru ilerledi.
Mert kısa bir an düşündü. Nereye gittiğini öğrenmeliyim. Kararını verdi ve fark edilmemeye çalışarak onu takip etti. Koray ara sıra geriye dönüp etrafı kontrol ediyordu. Mert ise her seferinde bir ağacın ya da kayanın arkasına gizleniyordu. Koray yeniden ilerlediğinde o da sessizce peşinden gidiyordu. Bir süre sonra Koray kayalıkların yanına geldi ve atını yavaşça durdurdu. Mert fark edilmemek için büyük bir kayanın arkasına saklandı. Gözlerini Koray'dan ayırmıyordu. Kayalıkların arasından çıkan kadın ağır adımlarla Koray'a yaklaştı. Mert yüzünü seçemiyordu. Koray elindeki poşetleri ona uzattı. "Bunları alabildim." dedi.
Kadın poşetleri alırken etrafına kısa bir göz attı. Mert olduğu yerden onları dikkatle izliyordu. Bu kadın da kim? diye geçirdi içinden. Kadın poşetleri alıp kayalıkların arasına döndü. Tam o sırada çalılıklardan hafif bir ses geldi.
Koray hemen arkasına döndü. "Kim var orada?" diye seslendi. Mert büyük kayanın arkasında hiç kıpırdamadan bekledi. Koray kimseyi göremeyince kayalıklara döndü. Mert, bu gecenin sandığından çok daha büyük bir sırrı sakladığını hissediyordu.
Mert, Koray'ın gözden kaybolmasını bekledikten sonra sessizce kayanın arkasından çıktı. Kalbi hâlâ hızla atıyordu ama merakı korkusunun önüne geçmişti. Hızlı ama sessiz adımlarla kayalıkların arasından uzaklaşıp kasabaya doğru yola koyuldu. Gece boyunca gözüne neredeyse hiç uyku girmedi. Sabahın erken saatlerinde, güneş henüz kasabanın üzerine yeni yeni vururken, Mert evinden aceleyle çıktı. Doğruca Asya'nın kapısına yöneldi ve hızlıca kapıyı vurdu.Birkaç saniye sonra kapı aralandı.
Asya, sorgulayıcı bakışlarıyla gözlerini Mert'e dikti. "Sabahın bu saatinde mi? Ne oldu Mert?"
Mert vakit kaybetmeden, sesini alçak tutarak, "Asya, hemen hazırlanman gerekiyor," dedi. "Sana ve Kaan'a anlatmam gereken önemli bir şey var. Şimdi Kaan'ın yanına gidiyoruz, yolda her şeyi anlatacağım."
Asya oflayarak gözlerini devirdi. "İki lokma bir şey atıştırsaydık bari..."
Mert aceleyle başını salladı. "Önemli diyorum, sen kahvaltı diyorsun. Handa yaparız."
"Tamam," dedi Asya. İçinden sabah sabah handa ne yapacağız diye düşündü. Arkadan Mert bağırdı: "Hadi hızlı ol, daha Kaan'ın yanına gideceği
Yorumlar
- Beyza: asıl hikaye yeni başlıyor
- Aslı Kuş: Kara Çetenin geri dönüşü her şeyi alt üst edecek kimse hazırlıklı değil gibi!