Keşfet

ASTRAL SEYAHAT

BU HİKÂYELER UYUTMAZ 1

Sara o gece yatarken hep yaptığı gibi kitabını okuyup, sütünü içti ve yattı. Onun bir yeteneği vardı ve her gece seyahat ederdi. Bunu yaptığının farkında değildi. O rüya sanıyordu ama bu defaki farklı idi. Uyanmak istiyordu ama ormanın ortasında idi.

Yol yoktu her iki yanında ağaç vardı. Koşuyordu belki bir ev bulmak ümidiyle. Koşuyor koşuyor ve karşısına bir dere çıkıyor. Evlerinin orada dere olmadığı aklına geliyor. Kalbi deli gibi atmaktadır. Dereyi nasıl geçeceğini düşünür. Geçerse geri dönebilir mi?

Cesaretini topladı ve karşıya geçti. Arkasına dönüp baktığında dere yok oldu. Koşarak yoluna devam etti. Ta ki bir ev bulana dek. Umudunu yitirmedi ve yol boyunca koştu. Sisten dolayı tam kestiremiyordu ama bir ışık gördü ve oraya doğru gitti. Bu ev onun evi değildi. Kurda kuşa yem olmaktan iyi diye düşündü ve evin kapısını çaldı.

“Kimse var mı?”

Kapı açıldı ve içeride yaşlı bir teyze vardı. İçeri buyur etti ve o da girdi. Teyze zararsız gözüküyordu. Tatlı masum bir yüzü vardı. İçeri girince arkasından sinsice güldü ve kapıyı kapattı.

“Bu saatte ne işin var dışarıda evladım?”

“Kayboldu teyzeciğim evime geri dönemiyorum.”

Teyze arkasına döner ve bir bardak su getirir. “Yorulmuşsundur evladım al iç kendine gelirsin.” Suyu alır ve içer. Evden çıkıp gitmek ister. Bunun için teyzeden yol tarifi almaya çalışır. Ama teyze yol tarifi vermez.

Bir müddet sonra uyuya kalır. Teyze onu alır ve odaya götürür. Odanın kapısını kitler ve aşağıya iner.

Teyzenin amacı ne idi? Neden onu hapsetmişti?

Bilinmiyor.

Uykudan uyanınca odadan nasıl çıkacak? Nereye gidecek? Bu rüya bitecek mi? Yoksa hapis mi olacak?

Uyanır ve nerede olduğunu anlamak için etrafına bakınır. Kalkar ve kapıyı açmaya çalışır ama açamaz. Bir şeylerin ters gittiğini düşünür. Pencereye doğru gider oradan çıkabileceğini düşünür. Pencereye doğru gider oradan çıkabileceğini düşünür.

Pencerede korkuluk vardı, aşağıya baktı ve çok yüksek olduğunu fark etti. Kapana kısılmıştı. Aklına bir şey geldi tel tokası varsa açabilirdi. Kafasında bir tane olacaktı. Tokayı aldı, kapıyı açtı ve aşağıya indi. Aşağıdaki kapı açıktı ve dışarı çıkar. Sis gitmişti ve evine doğru gitmeye çalışır. Kurt sesini duyar ama nereden geldiğini kestiremez.

Arkasına dönüp baktığında o oradaydı ve bir anda ormanın derinliklerinde yok oldu. Uykusundan uyanamamıştı ve o alemde sıkışıp kaldı. Sonsuza dek. Sara, sonsuza dek orada kaldığını düşünürken, aynı alemin kapıları başka birinin rüyasında da açılıyordu.

O gece Ece de her zamanki gibi yatağına uzanmış, kitabını okuyup ışığını kapatmıştı. Bir süre sonra gözleri ağırlaştı ve uykuya daldı. Gözlerini açtığında kendisini daha önce hiç görmediği bir ormanın ortasında buldu. Etrafına baktı. Her iki yanında ağaçlar vardı ve yoğun bir sis ormanın içini kaplamıştı.

Ece bunun bir rüya olduğunu düşündü. Uyanmak için gözlerini sıkıca kapattı. Fakat gözlerini açtığında hala aynı yerdeydi. Birkaç adım attıktan sonra karşısına bir dere çıktı. Ece, derenin diğer tarafına baktı ve içinden garip bir korku geçti. Burada bir şeylerin normal olmadığını hissediyordu.

Ece, bir süre derenin kenarında öylece durdu. Geri dönmek istedi ama arkasına baktığında geldiği yolu seçemedi. Sis, ağaçların arasını tamamen kapatmamıştı. Tam ne yapacağını düşünürken yerde bir şey fark etti.

Çamurun üzerinde küçük, ıslak ayak izleri vardı. Ece eğilip ayak izlerine baktı. İzler dereden ormanın içine doğru ilerliyordu.

“Burada benden başka biri mi var?” diye fısıldadı.

Ece merakına yenildi ve izleri takip etmeye başladı. Korkmasına rağmen ayak izlerinin bittiği yere karar gitti. Ayak izlerinin bittiği yerde eski bir saç tokası buldu. Tokayı dikkatlice inceledi. Toka garip bir şekilde tanıdık gelmişti. Tam incelerken arkasından çıtırtıya benzer bir ses duydu. Arkasına dönüp baktığında kimseyi görmez.

“Kim var orada?” diye seslendi.

Cevap gelmedi. Fakat birkaç saniye sonra ağaçların arasında bir kızın siluetini görür. Ağaçların arasındaki o siluet yavaşça ona doğru yaklaşıyordu. Ece korktu ve geri çekildi.

“Sen kimsin?”

Kız cevap vermedi. Birkaç adım attıktan sonra sisin içinden tamamen çıktı. Ece’nin karşısındaki kız, ondan biraz daha büyük görünüyordu. Yüzünde korku ve endişe vardı. Sanki arkasından biri takip ediyormuş gibi sürekli arkasına bakıyordu.

“Burada ne yapıyorsun?” diye sordu kız.

Ece şaşkınlıkla ona baktı. “Ben… Uyuyordum. Sonra kendimi burada buldum. Burası bir rüya olmalı.”

Kız başını yavaşça iki yana salladı. “Ben de ilk geldiğimde öyle düşünmüştüm.” Ece’nin kalbi hızlandı. “İlk geldiğinde mi?” Kız cevap vermeden önce elindeki tokaya baktı. “Onu nereden buldun?” Ece tokayı ona gösterdi.

“Yerdeydi. Neden?”

Kızın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Çünkü o toka bana ait değil.” Ece şaşkınlıkla tokaya baktı.

“Peki kimin?”

Kız birkaç saniye sustu. “Bilmiyorum. Ama bu ormanda yalnız olmadığımızdan artık eminim.”

Ece, o anda ağaçların arasından gelen hafif bir fısıltı duydu.

“Ece…”

Kızın yüzü bembeyaz oldu. “Sen de duydun mu?” Ece cevap veremedi. Çünkü fısıltı bir kez daha duyulmuştu.

“Ece…”

Ece’nin kalbi hızlı atmaktaydı. Bu kez ses daha yakındı. Kız bir anda sisin içine baktı.

“Gitmelisin.”

Ece şaşkınlıkla ona baktı. “Nereye?”

“Buradan.”

“Peki, sen kimsin?”

Kız birkaç saniye sustu. “Bunu öğrenmenin zamanı değil.” Ece elindeki tokaya baktı. “Bu toka neden bu kadar önemli?”

Kızın yüzü değişti. “Çünkü onu buraya sen getirmedin.” Ece’nin gözleri büyüdü. “Ne demek istiyorsun?” Kız cevap vermedi.

Tam o anda sisin içinden başka bir ses yükseldi.

“Ece!”

Ece’nin gözleri büyüdü. Bu sesi tanıyordu. “Sara!” Sislerin arasında bir gölge belirdi. Birkaç saniye sonra Sara ortaya çıktı. Ece ona doğru koştu.

“Sara! Sen burada ne yapıyorsun.”

“Bilmiyorum,” dedi Sara. “Bir anda kendimi burada buldum.”

Ece, elindeki tokayı gösterdi. “Bunu buldum.” Sara tokayı görür görmez sustu. “Bu benim.” Ece şaşkınlıkla ona baktı. “Senin mi?” Sara başını salladı. “Evet. Uykuya dalmadan önce saçımdaydı.”

Ece’nin yüz ifadesi değişti. “Peki, nasıl buraya geldi?” Sara cevap veremedi. Kız hala birkaç metre ötede onları izliyordu. “Burada kalamazsınız,” dedi. Sara ona döndü. “Bizi buradan nasıl çıkaracaksın?” Kız başını iki yana salladı. “Ben çıkaramam.”

“Peki, kim çıkarabilir?”

Kız Ece’nin elindeki tokaya baktı. “Birbiriniz.”

Ece ve Sara birbirlerine baktılar. “Gözlerinizi kapatınız,” dedi kız. “Ve uyandığınız yeri düşünün.”

İkisi el ele tutuştu. Ece gözlerini kapattı. Sara da gözlerini kapattı. Bir süre hiçbir şey olmadı. Sonra ormandaki sesler uzaklaşmaya başladı. Rüzgar kesildi. Sis dağıldı. Sara, Ece’nin elini daha sıkı tuttu.

“Hazır mısın?”

“Evet.”

“Üçe kadar.”

“Bir.”

“İki.”

“Üç!”

Sara gözlerini bir anda açtı. Kendi odasındaydı. Nefes nefese yatağında doğruldu. Bir süre etrafına baktı.

“Ece?”

Cevap yoktu. Sara hemen ayağa kalktı. Telefonu aldı ve Ece’yi aradı. Telefon çaldı. Ama açan olmadı. Bir kez daha aradı. Yine cevap yoktu. Sara’nın içine kötü bir his çöktü. Ece’nin evine gitmeye karar verdi. Kapıyı birkaç kez çaldı. Kimse açmadı. Sara kapının aralık olduğunu fark etti.

“Ece?”

İçeri girdi. Evin sessizliği onu daha da tedirgin etti. Ece’nin odasına doğru ilerledi. Kapıyı yavaşça açtı. Ece yatağında uyuyordu. Sara rahat bir nefes aldı.

“Ece…”

Ece hareket etmedi. Sara yatağın yanına yaklaştı. Tam o sırada gözleri Ece’nin eline takıldı. Sara olduğu yerde dondu. Ece’nin parmaklarının arasında küçük bir şey vardı. Sara onu hemen tanıdı. Kendi tokası. Sara yavaşça tokaya baktı. Sonra Ece’ye.

“Bu… Nasıl mümkün olabilir.”

Ece hala uyuyordu. Sara tokayı almak için elini uzattı. Tam parmakları tokaya değecekken Ece’nin dudakları hafifçe hareket etti. Sara dondu.

Ece gözlerini açmadan fısıldadı: “Gitme…”

Sara’nın yüzü bembeyaz oldu. Çünkü o anda, Ece’nin sesinin arkasından çok daha uzak bir yerden başka bir ses duydu.

“Ece…”

Sara geri çekildi. O ses… Ormandaki sesti.

Yorumlar

  • Talya Sun: aynen
  • Asena Kurt: ipe bağlı kaybolma hissi çok etkileyici