Keşfet

DEFTER

BU HİKÂYELER UYUTMAZ 1

Çatı katında kendisine ait bir çalışma odası vardı. Burası onun için evin diğer odalarından biraz farklıydı. Kitap okumak istediğinde buraya gelir, çalışması gerektiğinde yine aynı odada vakit geçirirdi. Duvar boyunca uzanan kitaplıklar odanın büyük bir bölümünü kaplıyordu. Masasının üzerinde ise çoğu zaman kitapları, notları ve bilgisayarı bulunurdu.

Bir gün yine çalışma odasına çıktı. O gün iş arkadaşlarıyla yapacağı önemli bir toplantı vardı. Bilgisayarını açtı, gerekli hazırlıkları yaptı ve toplantının başlamasını bekledi. Toplantı başladığında herkes kendi ekranının başındaydı. Konuşmalar devam ederken bir süre sonra iş arkadaşlarından biri, Tülay, ekrana dikkatlice bakmaya başladı.

Nalan bunu fark etti.

“Tülay, bir şey mi oldu? Neden öyle dikkatlice bakıyorsun?”

Tülay birkaç saniye daha ekrana baktıktan sonra cevap verdi.

“Yok bir şey.”

Nalan, cevabını garip bulsa da daha fazla soru soru sormadı. Toplantı devam etti ve bir süre sonra sona erdi. Nalan bilgisayarını kapattı. Masasının üzerindeki işlerini toparladı ve çalışma odasını düzenlemeye başladı. Tam arkasını dönmüştü ki kitaplıktan bir ses geldi.

Bir defter yere düştü. Nalan bir an deftere baktı. Neden düştüğünü anlamamıştı. Kitaplığın önünde durup defteri eline aldı. Aslında onu tekrar yerine koyabilirdi. Fakat içinde açıklayamadığı bir his vardı. Sanki bu defteri alması gerekiyordu. Defteri elinde tutarak çalışma odasından çıktı ve aşağı indi.

Mutfağa gidip kendisine bir kahve hazırladı. Ardından salona geçti ve koltuğa oturdu. Kahvesinden bir yudum aldıktan sonra elindeki eski deftere yeniden baktı. Defter oldukça eski görünüyordu. Kapağı yıpranmış, sayfaları zamanla sararmıştı. Nalan bunun yıllar önce burada yaşamış birine ait olabileceğini düşündü.

Belki de eski sahibinin günlüğüydü. Merakına yenik düşerek defteri açtı. İlk sayfalardan birinde yazan cümle dikkatini çekti:

“Bu kitabı bulan onu serbest bırakacak ve ona musallat olacak.”

Nalan birkaç saniye boyunca yazıya baktı. Ne anlama geldiğini anlayamamıştı. Sonraki sayfalarda ise inanılması güç şeyler yazıyordu. Okudukça rahatsız olmaya başladı. Yazıların gerçek olabileceğine inanmak istemiyordu.

Bir süre sonra okumayı bıraktı. Defteri bıraktı ve önündeki sehpanın üzerine koydu. Televizyonu açtı. Bir süre hiçbir şey düşünmeden televizyon izledi. Defteri de aklından çıkarmaya çalıştı. Derken bir ses duydu. Nalan televizyonun sesini kıstı. Bir süre hareketsiz şekilde dinledi. Ses mutfaktan geliyor gibiydi.

Fakat evin sessizliği içinde ses daha farklı duyuluyor, sanki bütün evin içinde yankılanıyordu. Nalan dikkatlice mutfağa baktı. Sonra gözleri yeniden sehpanın üzerindeki deftere takıldı. Defterin sayfaları hızla çevrilmeye başlamıştı.

Nalan olduğu yerde kaldı. Sayfalar birbiri ardına çevriliyor, ardından aniden duruyordu. Defter tek bir sayfada açık kaldı. Nalan yavaşça deftere yaklaştı. Sayfada yazanları okudu. Okuduklarından sonra defteri hemen elinden bıraktı ve sehpanın üzerine attı. Kalbi hızla çarpıyordu. Telefonunu eline aldı. Kimi arayacağını biliyordu.

Tülay’ı.

Fakat telefonu açmadan önce bir süre tereddüt etti. Toplantı sırasında Tülay’ın ekrana öyle dikkatlice baktığını hatırladı. Belki de gördüğü şeyin bununla bir bağlantısı vardır.

Sonunda Tülay’ı aradı. Nalan ona yaşadıklarını anlattı. Tülay onu dikkatlice dinledi. Konuşma bittiğinde Tülay hemen Nalan’ın ne yaptığını görünce yüzündeki ifade değişti. Tülay sessizce:

“Bu hiç iyi olmadı.” dedi.

Nalan ona baktı.

“Neden?”

Tülay’ın sesi bu kez daha ciddiydi.

“O varlık şu an burada Nalan. Hissedebiliyorum.”

Nalan ne diyeceğini bilemedi.

“Tülay, sen neyden bahsediyorsun?"

Tülay deftere baktı.

"Defterin sahibini hissediyorum. Çok sinirli."

Nalan'ın gözleri deftere çevrildi. Tülay bir süre defteri inceledikten sonra:

"Nalan, bak. Kitap tam olarak yanmadı."

Nalan da deftere baktı. Gerçekten de defter tamamen yanmamıştı. Tam o anda defterin sayfalarından biri kendiliğinden açıldı. Bir anda sayfalardan göz kamaştırıcı bir ışık yayıldı.

Nalan ve Tülay ne olduğunu anlayamadan ışık bütün odayı kapladı. Birkaç saniye sonra ışık kayboldu. Tülay gözlerini açtı.

"Nalan?"

Cevap gelmedi. Tülay etrafına baktı. Nalan yoktu.

Tülay bağırdı. Ama hiçbir cevap alamadı. Defter ise kısa bir süre sonra tamamen küle dündü. Tülay yaşadıklarının etkisinden uzun süre kurtulamadı. O günü unutması kolay olmadı. Zaman geçtikçe hayatına devam etmeye çalıştı ve yaşadığı şeyin etkilerini geride bırakmak için kendisine zaman verdi.

Yıllar geçti. Tülay artık hayatına devam etmişti. İşine odaklanıyor, çocuğuyla ilgileniyor ve boş zamanlarında kitap okuyordu. Fakat bazı zamanlarda eski günleri hatırlıyordu. Özellikle de o defteri. Nalan’ın, onu hiç bulmaması gerektiğini düşünüyordu.

Çünkü bazen insanın karşısına çıkan bazı şeylerin neden orada olduğunu anlamak mümkün değildi.

Tülay’ın aklından geçen tek düşünce ise hepaynıydı:

“Nalan o defteri hiç bulmasaydı…”

Belki bugün hala hayatta olacaktı.