KÂBUS
Lara, lavaboya gitmek için odadan sessizce çıkmıştı. Koridorda Alara’nın odasına göz attığında annesi, Alara’nın odasında yatağının başında duruyordu. Lara aldırış etmedi ve banyoya yöneldi. Ama merak ağır bastı. Alara’nın odasına baktığında annesinin hala orada olduğunu gördü. İçine bir kurt düştü. Annesi o saatte ayakta olmazdı ve annesinin odasına gidip baktı. Annesi uyuyordu.
“O zaman oradaki kimdi?”diye düşünmeden edemedi.
Arkasına dönüp odasına giderken o hızla ona yaklaşmaktaydı. Kendini odasına zor attı ve derin bir nefes aldı; uyanmıştı. Her şeyin bir rüya olduğunu anlayınca yatağından kalktı. Elini yüzünü yıkamak için odasından çıktı, banyoya doğru ilerledi. Gözü istemsizce Alara’nın odasına kaydı; odada kimse yoktu, Alara uyuyordu. Bir nebze olsun rahatladı. Ama geri dönerken, odada biri daha vardı: annesi.
Yatağın başında duruyordu. Lara irkildi; rüyasındaki korku şimdi gerçekteydi. Rüyasındaki gibi annesinin odasına gidip baktı. Annesi uyuyordu. Tam odasına gidecekken karanlık bir varlık elleriyle Lara’ya doğru geldi. Elindeki vazo ile saldırmak isterken, varlık onu boğdu.
Ailesi büyük bir şok içindeydi. Ölümün nasıl gerçekleştiğini anlayamadılar. Anne, doğaüstü bir varlığa inandı; Alara şüpheci idi. Son çare olarak bir medyum çağırdılar. Medyum eve girer girmez mistik bir hava hissetti.
“Kurtulamadı ama sizi koruyabilirim.”
“Benim dediklerimi terar edin!” Hepsi tamam anlamında kafalarını salladılar.
Medyum şu cümleyi kurdu “Kötülükler yok olsun, etrafımızda halka oluşsun. Bu halka bizi korusun. Ben kalksın diyene kadar halka sizi korusun.”
Anne özel cümleyi kurdu “Kötülükler yok olsun, etrafımızda halka oluşsun.” Söylediği anda bir baskının etraflarını sardığını hissetti, sanki etrafında görünmez bir halka oluşmuştu. Tüm aile birbirine baktı ve bir terslik olduğunu anlamışlardı. Zaten medyumun davranışı tuhaftı; sanki başka bir varlık onu yönlendiriyordu. Alara, belki yorgunluktan olduğunu düşündü ve banyoya gidip elini yüzünü yıkamak istedi. Elini yüzünü yıkadı ve aynaya bakınca yansımasında bir terslik olduğunu anladı. Aynadaki görüntü bir anda boynunu kırarak onu öldürdü. Annesi sesi duyup geldiğinde, kızının cansız bedenini buldu.
Artık medyuma güvenmeyeceğini anlamıştı. Ev sessiz ve korkutucuydu. Anne duygularını deftere yazarken, bir gün küçük kızı odasına geldi ve deftere bakmak istedi. Ama cevap alamadı.
Oyuncaklarla oynarken kapının çaldığını duydu.
Tak! Tak! Tak!
Kapıyı açtığında yerde bir paket buldu. Paketi aldığı gibi annesine gitti. Annesi artık her sesten korkar olmuştu. Çünkü lanet bütün aileyi ele geçirmişti ve sırada kim vardı, bilmiyorlardı. Her an her şey olabilirdi. Paketi dikkatlice açtı ve içinden Lara ve Alara’nın en sevdikleri bebek vardı. Yanında bir not vardı.
Notta şu yazmaktaydı “Seni görüyorum…”
Bu mesajın anlamı neydi?
Ne demek istiyordu?
Anne bir adım attı ve bebeğe yakından bakmak istedi ama birden etraf karardı. Kendini başka bir yerde buldu. Sonsuz boşluktaydı sanki. Küçük kızı çok korktu. Pakete tekme attı ve koşarak odasına gitti. Babasını aradı. Annesinin başına gelenleri anlattı ve hemen eve gelmesini istedi. Babası gelir gelmez kızının yanına gitti ve onu teselli etmeye çalıştı.
Daha sonra paketi eline aldı ve masaya koydu. Bebek dikkatini çekti ve notu okudu. Bebekte değişik bir şey vardı, yüzü yarık gibiydi. O kısma dokundu ve aynı karısı gibi o da başka evrene gitti. Bebek onları içine hapsetmiş; bir daha geri dönmemek üzere… O günden sonra bebek birden yok olmuş ve küçük kız Derin de teyzesinde kalmak üzere oradan ayrılmıştı.
Aradan yıllar geçti ve çocuğuna doğduğu evi göstermek üzere oraya geri döndü. Her şey bıraktığı gibi duruyordu. Odasına girmek istiyordu ama kapısında bir şey vardı. Açılmıyordu. Biri içeriden ittiriyordu sanki. Sonra zorla da olsa açabildi. İçerisi karanlık ve örümcek ağlarıyla doluydu. Levent’e “Gelme!” dedi. El fenerini açtı ve yatağına doğru gitti.
Yatakta biri yatıyor gibiydi. Yaklaştı ve yatağı açtı. Yatakta o bebek vardı ve kafasını ona doğru döndürdü… Levent bütün bu olanlara şahit oldu.
Koca bir ışık huzmesi odayı kapladı. Derin odadan tam çıkacakken bir el omzuna dokundu ve Levent bir hamle ile annesini kurtardı. Kapıyı hızlıca çekti ve kilitledi. O her ne ise kimseye zarar veresin diye. Ama bir şeyi unuttular, o lanet nesilden nesile bulaşacaktı. Belki de bulaşmıştı bile kim bilir.
Oğlu Levent okula giderken dün yaşadıkları o tuhaf olay aklından çıkmıyordu.
O neydi?
O ışık nereden geliyordu?
Odanın kapısı neden açılmadı?
Okula giderken aklından bu sorular geçiyordu. Okulun kapısına gelince duraksadı. Arkadaşları ile okulda toplanacaklardı. Bahçede onları beklerken gözü bir şeye takıldı. Camda biri vardı. Sanki ona bakmaktaydı ve kucağında bir bebek vardı. Ama okul kapalıydı, o içeri nasıl girmişti. Bahçede tedirgin olmuş bir şekilde arkadaşlarını bekledi. Akşama kadar bekledi ve akşamüzeri geldiler ama hava birden kapattı.
Eve zar zor yetişti ve içeri girdi. Annesine gördüğü o kızı ve kucağındaki bebeği anlattı. Derin şaşkın gözlerle kapıya doğru bakmaktaydı.
O kız kimdi?
Ablasının bebeği onda ne işi vardı?
Neler oluyordu?
Birden annesi geldi ve ona dokununca korktu, çığlık attı.
“Kızım son günlerde çok korkar oldun. Bir şey mi var?”
“Evet var. Ama bunu sana nasıl anlatırım bilemiyorum.”
“Anlat sen. Elbette bir çaresi vardır.”
“Bir zamanlar bizim ailede bir lanet vardı. Önce ablalarımı aldı. Daha sonra annemle babamı aldı. Tam bu lanet bitti kurtuldum derken. Beni buldu; önce beni, sonra da Levent’i alacak. Bu defa daha güçlü…”
Annesi bir süre sessiz kaldı. “Peki, Levent’e ne olacak?”
Derin gözlerini oğluna çevirdi. “Bilmiyorum… Ama onu korumak için elimden gelen, her şeyi yapacağım.”
Tam o sırada Levent kapının önünde belirdi.
“Anne…”
Derin ona döndü “Ne oldu oğlum?”
Levent’in yüzü bembeyazdı. “Bebek, yine burada.”
Derin oğluna sarıldı. Tam her şeyin bittiğini düşündüğü sırada Levent’in arkasında küçük bir gölge belirdi. Levent, annesine baktı.
“Anne… O yine burada.”
Derin yavaşça arkasını döndü. Koridorun sonunda, yıllardır kapalı duran odanın kapısı aralanmıştı. İçeriden bir bebeğin ağlama sesi geldi.
Lanet bitmemişti. Sadece nesil değiştirmişti.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: gece okuyan ben hadi bakalım
- Talya Sun: olur
- Medine Özçelik: kurgunu beğendim ama korktuğum için sabah okuyacağımmmm
- Talya Sun: @talya Levent annesini o odadan kurtarıyor ama bir şeyi unutuyorlar. Lanet hâlâ o ailede idi. Eve gidiyorlar ve Defne kayınvalidesine anlatıyor ve ondan yardım istiyor anladın demi
- Talya Sun: @talya yıllar sonra Defne oğlunu doğduğu yere getiriyor ve o bebeği tekrardan orada görüyor. Anne ve babasını hapsettikten sonra kaybolmuştu bebek.
- Talya Sun: @isakarya92 şöyle anlatayım Lara, Alara ve Defne kardeş. Lara ve Alara vefat ediyorlar. anne ve babaşsrı da bebeğin içine hapsoluyorlar.
- Talya Sun: korkma dua et güzel rüyalar gör yeni kitabın ilk bölmü cuma sizlerle olacak kitabın adı GECE ANLATILAN EFSANELER
- Beyza: @talya inşallah bu gece uyuyabilirim o bebek rüyama girmez inşallah
- Talya Sun: diğer hikâyeyi bekle o daha korkunç
- Beyza: içim ürperdi
- İlayda: Beğendim ilgi çekici bir konusu var ama naçizane bir tavsiyem var bazı yerlerde kim konuşuyor karıştı, kim kimin çocuğu zorlandım anlamakta, bir de olaylar çok hızlı geçiyor onun dışında gayet temiz bir dili var. Kalemine sağlık.
- Talya Sun: Ne güzel adaş çıkmışsınız. Peki nasıl kitap beğendin mi?