Keşfet

RADYO

BU HİKÂYELER UYUTMAZ 1

Her sabah evden çıkınca aynı yoldan giderdi ve bu defa farklılık yaptı ve diğer yoldan gitmeyi tercih etti. Sabahın o saatinde yollar boş olurdu ve iş yerine daha çabuk ulaşırdı. Yolda giderken radyo açmak onda alışkanlık haline gelmişti. Podcast ya da müzik dinlerdi. Hangisi denk gelirse...

Arabaya biner ve yola çıkar. Radyoda müzik kanalına denk gelir. Ama kanalda bir tuhaflık vardı, sunucu sanki arada onun adını söylüyordu. Belki de öyle sanıyordu. İşe gidene kadar radyoyu dinlemeye devam etti.

“Fidan öleceksin.”

Bunu dedi mi demedi mi? Ama bu defa net duymuştu. İşyerine yaklaşmıştı ama sanki yol bitmek bilmiyordu. Radyodan cızırtı gelmeye başladı ve ses yükselmeye başladı. Karşıda bir şey belirir ve arabayı durduramaz, yolun sağına sapar ve ağaca çarparak durur. Olayı görenler hemen ambulansı aradılar. Ambulans hastaneye varamadan kan kaybından vefat etti.

O her ne ise radyo aracılığı ile ona ulaşmaya çalıştı. Belki de o öyle duymak istedi ve duydu. Bunu fark ettiğinde artık iş işten geçmişti. O yoldan hiç araba geçmiyordu ve o gün tesadüfen bir araba geçti. Onu kurtarmak için ambulansı aradı ama kurtaramadı. Arabadaki radyoda bir ses vardı. “Son yolculuğa uğurladık.” Derinden gelen bir sesti. Arabasına biner ve oradan uzaklaşır.

Berk, arabadaki kadının başına gelen ya kendi başına gelirse diye düşünmeden duramadı. Radyodan gelen o ses “Son yolculuğa uğurladık.” Bu ses ile o olay aynı anda olması onu çok korkuttu.

Yoluna devam etti ve iki tane sapak vardı. Radyodaki ses şöyle diyordu “En güvenli yol soldaki yol. Beni dinle ve o yoldan git.” Bu sözlerden sonra hipnoz olmuş gibi soldaki yola saptı ama tabelayı görmedi. Tabelada “Cehennem Kampı” yazıyordu. Biraz ilerledikten sonra araba patladı. Radyodan bir ses geldi “Bir kişi daha melek oldu.”

Aradan birkaç saat geçti ve o yoldan bir araba daha geçti. Araba Mert adında genç bir adam vardı. Tek başına yolculuk ediyordu. Yolun boşluğuna aldırmadan ilerlerken radyoyu açtı. Önce, hafif bir müzik duyuldu. Birkaç saniye sonra müzik kesildi. Cızırtı başladı.

Arabayı durdurdu. Biraz dinlenirse geçer diye düşündü. Bir yudum su içti ve etrafına bakındı. Manzarayı seyrederken ileride bir şey dikkatini çekti. Gün doğumunun ışığı gözlerini alıyordu ama yine de bakmaya devam etti.

Bir araba öylece duruyordu ve ön kaputundan dumanlar yükseliyordu. Arabasına bindi ve oraya doğru ilerledi. Mert arabaya yaklaştığında yavaşça durdu. Kaputu hala duman çıkarıyordu. Arabanın camına doğru eğilip içerisine baktı. Sürücü koltuğu boştu.

“Kimse yok mu?” diye seslendi. Cevap gelmedi. Tam geri dönecekken arabanın içinden bir cızırtı duyuldu.

Cız… Cız…

Mert olduğu yerde kaldı. Arabanın radyosu hala açıktı. Birkaç saniye sonra o tanıdık ses duyuldu: “Son yolculuğa uğurladık.” Mert’in yüzündeki ifade değişti. Çünkü bu sesi daha önce kendi radyosunda duymuştu.

Tam o anda arkasından bir ses geldi: “Beni neden yalnız bıraktın?” Mert korktu. Ancak bu sesin kime ait olduğunu merak etti ve yavaşça arkasına döndü. Fakat arkasında kimse yoktu. Bir an için korkusunun geçtiğini hissetti.

Tam o sırada arabanın radyosundan bir ses geldi:

“Mert…”

Mert yutkundu ve radyonun düğmesine basmaya çalıştı. Tam basacakken bir ses daha duyar:

“Sakın kapatma.”

Mert’in eli düğmenin üzerinde kaldı. Radyodan birkaç saniye boyunca yalnızca cızırtı geldi.

Ardından yeniden konuştu:

“Çünkü artık seni duyabiliyorum.”

Mert’in eli düğmenin üzerinde kaldı. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey yapamadı. Sonunda kendini toparlayıp radyoyu kapatmaya çalıştı. Düğmeye bastı. Radyonun sesi kesildi. Mert derin bir nefes aldı. Tam rahatladığı sırada arabanın içindeki ekran yeniden açıldı.

Frekansta yalnızca tek bir yazı vardı:

“Sıradaki sensin.”

Mert’in gözleri büyüdü. Tam o anda arkasındaki arabanın içinden bir kapı sesi geldi.

Tak!

Mert yavaşça arkasına döndü. İleride bir araba daha vardı. Radyodan gelen sesi artık net bir şekilde duyulabiliyordu. Arabaya doğru koştu. İçine baktı. Ancak içeride kimse yoktu. Arkadan gelen ses nedir diye dönüp baktığında Fidan ile Berk’i gördü. Ağır adımlarla ona doğru yürüyorlardı. Mert birkaç adım geri çekildi.

“Siz… Nasıl buradasınız?”

İkisi de cevap veremedi. Sadece ona doğru yürümeye devam ettiler. Tam o sırada radyodan yine o tanıdık ses duyuldu:

“Bir kişi daha melek oldu.”

Radyonun sesi kesildi. Yol yeniden sessizliğe büründü.