Dünyada Neler Olmaz?
Kocakarı gittikten sonra yenge ile yeğen arasında yine bir kı -
zılca kıyamettir kopar. Fikriye şiddet-i ye’s ü nefretinden kendini
yüzüstü minderin üzerine atarak haykıra haykıra:
— Aşk olsun yenge! İnsaniyetine teşekkür ederim. Hakkımda -
ki şefkatsizliğini biliyordum ama beni bu evden savmak için boğ -
durmaya gönderecek kadar bir vahşeti göze aldıracağına doğrusu
ihtimal vermezdim. Çok şükür onu da öğrenerek ne tıynette bir
kadın olduğunu anladım
— Ah aptal karı ah. Ben senin nefine 309 uğraşıyorum, sen bak
aleyhimde ne fena 310 zanlarda bulunarak kalbi bozuk bir kadın ol -
duğunu ortaya koyuyorsun.
— Beni karısı cadı olmuş bir adama vermek, nefime çalışmak
demek midir?
— Böyle masallara inanıyor musun Fikriye?
— Niçin inanmayacağım?..
— Böyle şeyin aslı olur mu canım?
— Aslı olmaz da bu işittiklerinizi benden neye saklıyordunuz?
— İşte böyle beyinsiz bir yaratık olduğunu biliyordum da ina -
nacaksın diye saklıyordum. Düşündüğüm yine geldi çıktı ya…
— İhtiyar hatunu dinlemedin mi? Ne büyük bir kuvvet-i kalb,
ne derin bir itimatla söylüyordu!
— “Üzerinden kedi atlarsa ölü, cadı olur.” diyen bir bunağın
saçmalarına inanıyorsun da benim akıl ve mantık dâhilindeki 313
sözlerime neye emniyet etmiyorsun?
— Sâhibe-i sergüzeşt Şükriye Hanım’ın şehâdet-i zâtiyye 315
ve rivâyet-i sahîhasına ne diyeceksin?
— İşte yarın gidip bu hanımı dinleyeceğiz. Kim bilir bu da ne
alık bir karı olmalı ki böyle saçma sapan sebeplerden dolayı koca -
sından ayrılmış.
— Yenge, böyle ezbere hüküm vermekle olmaz Büsbütün asıl -
sız yere de bu rivayetler çıkmaz. Şükriye Hanım neden alık bir ka -
dın olsun? Birkaç lisandan 317 okuyup yazmak bildiğini işitmedin
mi? Haydi farz-ı muhâl 318 olarak Şükriye Hanım’ı alık bir kadın
olarak kabul edelim, Naşit Nefi Efendi’ye zevcelik eden diğer altı
yedi kadının hepsi de mi alıktı? Ya boğulana ne diyeceksin?
— Fikriye, benim babam Tarîk-i Nâzenîn’dendi 319. Beni pek
gözü kapalı büyütmedi. Seksen Şükriye Hanım şehadet etse ölüp
gömülen bir kadının mezardan çıkarak ortaklarını boğmaya geldi -
ğine beni inandıramazlar.
— Hanım yenge, dünyada herkes ahmak, herkes budala da yal -
nız sen mi akıllısın? Cin, peri, cadı, hortlak yok mu? Bütün lisanlardaki lügat kitabelerine bu kelimeler külliyen asılsız, manasız
olarak mı kaydolunmuş? Bazı ölülerin ruhları ailelerini, evlerini
ziyarete geldiklerini hiç işitmedin mi? Dünyada nesilleri kalmamış
ervahın cami, tekke kapılarında dolaştıklarını kürsü şeyhleri bar
bar bağırarak cemaatlerine anlatmıyorlar mı? Kesik baş hikâyele -
ri büsbütün efsane mi? Bazı kabristanlarda 325, meşhetlerde, kale,
hisar barularında kanlı kefeniyle dolaşan ervâh-ı şühedâya 328 ait
menakıbı hiç dinlemedin mi? Geçenlerde Laleli taraflarında bir
evliya “Ben burada duvar altında yatmaktan sıkıldım. Duvarı yık -
tır. Bana bir türbe yaptır. Kandil yaktır.” diye bir paşanın rüyasına
girmedi mi? Ben pek okumuş bir kadın değilim ama bizim tarihlerimizde böyle yüzlerle rivayetler yok mu? Fetih zamanında Ya Vedud
hazretleri mezarından çıkıp da “Gâvurcuklarıma dokunmayınız!”
nidasıyla Fatih’in güllelerini eliyle durdurarak mahsur Hristiyan farz-ı muhal: olmazı olur saymak
ları müdafaa etmedi mi? Daha geçenki Yunan Muharebesi’nde
Emir Buhari hazretlerinin yeşil sarık ve cübbesiyle harbe 333 iştirak
ettiğini komşumuzun oğlu erkânıharp zabitinden 335 dinlemedin
mi? Daha ne kadar emsal ve edille istersin?
— Kızım, bu dünya kurulalıdan beri bu hususta söylenen, ya -
zılan şeylerin hepsine cevap verecek kadar âlim 337 bir kadın deği -
lim. Böyle şeylere ne senin ne de benim iyiden iyiye aklımız ermez.
Meseleyi birbirimize izah edelim 339 derken bilatetkik 340 itikat
emredilen bazı cihetlerde 342 mübalatsız 343 davranarak belki boyu -
muzca günaha gireriz. Şimdi buraya tarih sayfalarını, Ya Vedud
hazretlerini, kesik baş hikâyelerini, ervâh-ı şühedâyı falan karıştır -
ma. Anlamak istediğimiz meseleyi sonra bütün bütün bulandırmış
olursun. Benim iddiam işte şudur: Naşit Nefi Efendi’nin zevcesi
Binnaz Hanım ölür. Vefatı bir belediye doktoru tarafından batas -
dik defnine ruhsat verilir, cemâat-i kesîre 346 huzurunda aşirler,
dualar ile gömülür. Bilmem kaç ay veya sene bütün emvata has
olan bir sükûnet-i mutlaka 349 ile mezarında yatıp çürür. Bu kadar
hakayıkın cereyanından sonra bu kadının birdenbire kocasına
infial ile metfeninden 353 kalkarak ortaklarını boğmaya gitmesi
yok mu, bin tarih kitabından edille getirsen işte ben buna inanmam
Fikriyeciğim!
— Ben inanırım. Dünyada neler olmaz?
— Bu işte mutlak karanlık kalmış fevkalade bir garabet 354 noktası var. İşte ben bunu merak ettim. Sen Naşit Nefi Efendi’ye varsan
da varmasan da bu noktayı tenvire 355 uğraşacağım. Yarın Şükriye
Hanım’la görüşürüz. Zannım vechile 356 bu kadın alıkça bir şey ol -
malı. Bu mülakatta 357 bazı noktaları izaha elverişli hakikatlere te -
sadüf edeceğimizi 358 memul eyliyorum 359. Türlü lisandan okuyup
yazan bu hezarfen 360 hanım, bakalım kitâb-ı sergüzeştine 361 neler
yazmış? Açıp bize okusun. Şayet hilâf-ı memûl 362 hiçbir şey anla -
yamaz isek o zaman dayını, evet bizim efendiyi izahat talebi için
doğrudan doğruya Naşit Nefi Efendi’nin nezdine gönderirim. İki
erkek konuşsunlar. Bakalım Nefi Efendi kendi hakkında dönüp du -
ran bu rivâyet-i acîbeye karşı ne diyecek? Bu sözleri tasdik mi,
tevil mi yoksa katiyen ret mi edecek?
— Evlenecek bir adamı yine kendinden tezkiye 368 pek tuhaf olmaz mı?
— Ne olursa olsun.