Keşfet

Havadan İnen Mektup

Cadı

Garabeti dehşetinden 1964 efzun 1965 bu tehditnamenin hitâm-ı

kırâatinde zevç zevce ikimizi de derin bir düşünme aldı. Bu hâl

ne ciddiye benziyordu ne de latifeye. Bu kadar dedikodunun, ahi -

ret nazarıyla dünya hakkında yürütülen bu acip felsefenin bir ruh

tarafından suduruna iman edelim mi, etmeyelim mi? Çünkü levs-i

cihândan el çekmiş bir ruh, bu derece adi ihtirasla nefsaniyetle

alude kalamaz. Bu ahiret mektubunu efendinin cebine hangi hain el

koydu? Bu komedyayı bize oynayan kimdir? Nâkâbil-i redd ü cerh

birçok hakayık karşısında yine içimize kurt düştü. Yine kalbimizde

binihaye şüpheler, tereddütler uyandı.

Zevcim dedi ki:

— Tuhaf hâl… Bir kadın ölse, dirilse, cadı olsa, melek olsa,

her ne olsa yine tıynet-i nisviyyesi 1970 değişmiyor; bütün ihtirasa -

tı, kıskançlıkları, densizlikleri, huysuzluklarıyla kadın kalıyor. Bak

şu ahiret mektubunda Binnaz, bana ve evlatlarına hayrı dokunacak

makulattan bahsetmiş mi? Nesip’i, Ragıbe’yi hiç kale bile almamış.

Çocuklarını unutmuş. O yalnız seni benden, beni senden kıskan -

makla meşgul. Gözü başka şey görmüyor.

— Bir nev-i ihtirâm 1971 ve itidâl-i hikemâne 1972 ile başladığı

mektubunu müthiş bir ültimatom suretinde bitirmiş. En mahrem

muamelatımıza kadar îsâl-i nazardan 1973 bir an hali kalmadığını

söyleyerek bizi el ele temastan mene uğraşıyor. Rezaletin, kepazeliğin de bundan ötesi olamaz. Daima bizimle beraber, daima aramız -

1973 îsâl-i nazar: göz atmak

da mevcutmuş. Kendisi güya ölü olacak fakat en bedhuy diri kadınların suiahvaliyle mütehassis bulunuyor. Mademki mezarını

boş bırakarak her lahza aramızdan eksik olmuyormuş, diğer türlü

külfetlere ne hacet efendim? Cadılık nikabını 1976 bütün bütün çak

ile “Evin hanımı benim!” diye gelsin şuraya, köşeye kurulsun.

Elhamdülillah efendi, siz bedenen, nakden her ikimize de kocalık

etmeye muktedirsiniz. Rabb’imin emri dörde kadar. Bir kadın, cadı

olmakla küstahlığını ahkâm-ı şeriyyenin 1978 tagayyürünü 1979 talep

mertebesine vardıramaz ya… Herkes diri karılarının üstüne çifte

çifte evleniyor, bir şey olmuyor da siz, ölmüş zevcinizin üzerine

teehhül ederseniz ne lazım gelirmiş? Ahvâl-i mahremânemizi temaşaya melek-siret ervâh-ı latîfe refikalarını de beraber getiri -

yormuş. Burada tiyatro mu oynuyor? Bu hanımlar eğlenmek için

mezarlarından çıkıp seyredecek mudhik, feci sahneler arıyorlarsa bizim firâş-ı husûsiyyetimizden 1983 başka ibret alacak câlib-i

nazar manzalar bulamıyorlar mı? Ölümle kocalarından ayrılmış

firkatzede ervâh-ı mağdûre vefasız zevçlerinden intikam almak için

Binnaz Hanım’ı taraflarından mebus intihap etmişler. Allah Allah!

Ölüm Rabb’imden değil mi? Bu hanımları kocaları mı öldürmüş?

Emr-i Hakk vaki olunca ölülerin dirilere karşı adaveti mi lazım

gelir? Karısı ölen bir erkeğin tekrar teehhülü memnu olduğu hangi

dinde, hangi şeriatte, hangi kitapta görülmüş? Zevçleri vefat eden

hanımlar başka kocaya varmıyorlar mı? Felâket-i mevt 1986 ile karı suiahval: kötü hâller

larından ayrılan ricalin ervâh-ı mağdûresi, bivefa 1988 refikalarından ahz-ı sâr için neye bir hortlak erkek bulup da mebusen dün -

yaya göndermiyorlar? Dâire-i mebûsânede 1990 bir de ölüler fırkası

mı görülecek?

Dünyanın en medeni memleketi olan Londra’da bile henüz

kadınların intihapçılığı 1991, mebusluğu 1992 kabul olunmuyor da bu

ervah nasıl bu kadar ileri varıyorlar? Hangi birini söyleyeyim efen -

di? Bu mektubu okuyan, her satırında, her kelimesinde hiddetten

kudurur. Çünkü her cümlesi akla, mantığa muhalif. Biri hakka 1993

makrun değil. İçinde savab, salim bir harf yok. Efendi, ervah

ile münasebette bulunduklarını iddia eden bir nev tarîkat 1996 erbabı

var. Bunlara isprit mi deniyor, ne deniyor? Git, bunların ileri ge -

lenlerinden birkaçını ara, bul. Bu mektubu göster, okut. Onlar bu

mesleğe târîh-i duhûletlerinden 1997 beri ruhların bu kadar azılısına

tesadüf etmişler mi? Sor, anla. Ahiretten bu mealde 1998 bir mektup

gelebilir mi? Bu zevattan hiçbiri, irtihal etmiş akraba ve hısımla -

rından böyle şedîdü’l-meâl evamiri havi tehditnameler almışlar mı? Başımıza gelen bu garip hâlin emsali mesbuk mu 2002?

Tahkik et. Diğer ervah vasıtasıyla Binnaz Hanım’ın ruhunu biraz

inân-ı idâreye almak hususunda bize va’d-i himmet edebilirler

mi? Bizi ihata eden şu esrar-alud ahvale rağmen böyle acip bir

mektubun ervah namına diriler tarafından tertip edilmiş olması ih -

timali de var mıdır? Derdini söylemeyen derman bulamaz. Haydi

kocacığım paçaları sıva. Lazım gelen yerlere başur. Böyle akıldan

hariç esrar içinde yaşanmaz.

Zevcim, bütün bu sözlerimin isabetini tasdik etti. Aynı fikirde

olduğunu söyledi. O günden itibaren amik tahkikata girişti.

Gece oldu. Zalamın 2006 ortalığa istilasıyla bizim de kalbimize

bir kâbûs-ı havf u dehşet çöktü. Gündüz her şeyden şüphe etmiş,

Rûh-ı Azîz aleyhinde bol bol atıp tutmuştuk. Fakat şimdi, gece, korkuyor, titriyorduk. Çünkü Hayâl-i Muhterem bizim en hafi 2007 harekâtımızın gayr-i meri bir şahidi, seyircisi olduğunu bize anlatmıştı.

O anda kendisi bizimle beraberdi. Gündüzki cesaretimiz ile geceki

bu cebanet 2008 ve raşelerimizi görüyor, ihtimal bizimle eğleniyor,

belki de ikimizi birden çarpmak için ân-ı mahsûsunu bekliyordu.

Uyku zamanı geldi. Karı koca bir döşekte mi yatacağız? Ne

mümkün! Bu cesaret ikimizde de yoktu. Binnaz Hanım o mutav -

vel, o müdellel 2010 ültimatomunda bu memnuiyeti sarahaten 2011

bildiriyor; sözlerinde şemme-i latîfe 2012 bulunmadığına taşlıkta

mevt-i ânîye 2013 uğrayan ortağımı delil getiriyordu. Biz artık ka -

rı-koca gibi değil, birader-hemşire nezâhet-i hissiyye ve muhabbet-i sâfiyyesiyle yaşayacaktık. Emir böyleydi.

Zevcim o gece karyolayı bana terk etti. Kendi için odanın bir

köşesine ayrı yatak serdirdi. Bu tefrîk-i firâş 2016 keyfiyeti evin içinde epey kılükali mucip oldu. İhtiyari 2018 görünen bu iftirak karı

koca beyninde ilk bürudet 2019 husulüne atfolunuyordu. Kaynanam

buna çok sevindi. Hizmetçiler sebeb-i bürûdeti 2020 taharri 2021 ile

hayli yoruldular.

Döşeklerimize başlarımızı koyacağımız esnada zevcim dedi ki:

— Memnu olan şeyin lezzeti, insanın nazar-ı tahassürü önünde beş on misli artar. Şükriye, seni aldım alalı bana bu geceki kadar

iştihaaver göründüğünü bilmiyorum…

Efendi bu sözünü henüz bitirmeden tavan arasında bir gürültü

oldu. Fareler miydi yoksa Rûh-ı Azîz, kocasının bu ihtiyatsız mü -

talaasından dolayı onu ikazen patırtı mı ediyordu? Hemen zevcime

cevap verdim:

— Birader efendi, bu gece odanızda yatan kadının aynı sulp ve

batından gelme halis hemşireniz olduğunu, ikimizin de selâmet-i

hayâtı namına unutmamalısınız.

Naşit Nefi içini çekerek:

— Mesele, Rûh-ı Muazzez’in keyfine kalırsa ben dünyadaki

bütün genç kadınların kardeşi, yalnız kendine yani Binnaz Hanım’a

karşı meşruiyet daha müsâade-i izdivâca malik bir erkeğim.

Böyle söylene söylene türlü kuruntular, korkular içinde dal -

mışız. Bu tefrîk-i firâşı takip eden sekiz on geceyi karı koca bir

oda dâhilinde, karşıdan karşıya, kedi ciğere bakar gibi, birbirimize

enzâr-ı tahassür atfıyla geçirdik. Yekdiğerimize pek yakın ve pek

uzak idik. Biraz uzansak el ele temas edebilecek bir karibette fakat

adîmü’l-muvâsala iki muhtelif âlemdeymişiz gibi bir hayât-ı iş -

tiyâk geçiriyorduk. Korkudan, Rûh-ı Muazzez hakkında zahirî

rûy-i ihtirâm göstermeye uğraşmakla beraber, hakikatte bu me -

lun cadı aleyhindeki gayız ve infialimiz büyüdükçe büyüyordu. Her

gece döşekten döşeğe konuşuyor, bu müddet-i iştiyâk 2031 uzadık -

ça Hayâl-i Muhterem’e dair yürüttüğümüz muahezat 2032 şiddeti de

artıyor, artık nefsimize buyurmadığımız anlarımız, ihtiyarımızdan

daha kuvvetli feveran zamanlarımız oluyordu.

Bir gece yine Hayâl-i Gayr-i Muhterem 2033 (Evet bu tabiri ba -

zen ağzımızdan kaçırıyorduk.) aleyhinde epeyce atıp tuttuk. Netî -

ce-i infiâlâtımız olarak zevcim dedi ki:

— Şükriye, her vebali boynuma olsun…

— Ne var?

— Ne olacak? Artık dayanamıyorum. Koynuna geleceğim.

— Aman efendi!

— Amanı zamanı yok.

— Bu kadar zamandır dişimizi sıktık. Bi