NASIL UNUTACAĞIM?
Sabah uyandım içimde bir kaybetme korkusu vardı. Aklımdaki kişiyi unutmam gerekiyordu yoksa bu his takıntıdan saplantıya dönüşecekti ne yapıp ne edip unutmam gerekiyordu. Ama bu benim için çok zordu. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp hazırlanmaya başladım. Kahvaltı ettim, yüzümü yıkadım, diş fırçaladım. Ardından saçımı toplamaya başladım. Yeşil toka bağlıyordum ardından aklıma yeşili unutmam gerektiği geldi yeşil tokayı bırakıp siyah tokayla bağladım saçımı . Çantamı düzenledim ardından kardeşimle beraber okula gitmek için yola koyulduk. Kardeşimi okula bıraktım ardından okula geldim sırama oturdum. Sercan henüz gelmemişti . Test kitabımı aldım çözmeye başladım. Matematikten 10 soru çözdüm o sırada Sercan geldi. "Günaydın" dedi. Bende "Günaydın " dedim. Sonra konuşmak istercesine bana baktı.
-Bir şey mi söyleyeceksin?
+ Aslında evet eğer vaktin varsa biraz konuşabilir miyiz?
-Test çözmem lazım biraz sonra .
+Tamam . Sen galiba Fen ya da Galatasaray
Lisesine gideceksin.
-Ne alaka?
+Çalışmana bakılırsa.
-Güzel bir lise olsun da Galatasaray'ı Beşiktaş'ı önemli değil Anadolu lisesi de olsa olur. Hem benim çalışmam az bile rakiplerim geceleri kahve içip uyumayarak ders çalışıyor.
+Oha!
-LGS zor sınav bursluluk sınavı kadar kolay değil.
Allahım dilimi eşek arıları soksun! Nereden dedim bursluluğu?
+Bursluluğa girmiş miydin sen?
-Evet ama kazanamadım.
Çünkü yeşil gözlü uzun boylu kıvırcık saçlı biri aklımı çeldi.
+Bende girdim ve bende kazanamadım.
30 net vardı sadece matematiği çok zordu.
-45 net bende
Tabii Sercan kişisini düşünmeseydim bu net bir 55 60 olurdu da
- O yüzden bu sene daha iyi olmam lazım.
Burslulukta sadece para kaybettim ama LGS de güzel liseleri kaybederim.
+İyi peki ben seni tutmayım.
-Tutma.
Tekrar test çözmeye başladım. Bu çocuğu geçiştiricem diye fen ya da Galatasaray kazanacağım galiba. Konuşurken bile test çözüyordum susunca da çözdüm sonra çözmekten bıktım. Sonra kitap açtım bayağı kalın bir kitaptı ama güzel sarıyordu kitap yazmayı sevdiğim gibi okumayı da seviyordum. Bir 5 sayfa okudum sonra hoca geldi resimci. Allahım nefret ediyorum bu hocadan. Hem resim mesim yaptırmıyor derslere girmiyor hemde upuzun 35×50 defter aldırtıyor. Derse geldi. "Günaydın" dedi. Sonra aradan biraz zaman geçti 5, 10 dakika filan sonra da " İşim çıktı çocuklar ders çalışabilir kitap okuyabilir ya da resim yapabilirsiniz . Başkan konuşanları yaz".dedi. Şaşırmadım ama bu sefer kızmadım işime geldi çünkü kitap okumak istiyordum.
+Daha bir şey işlemedik ki.
-Resimci bu takma boşver biz alıştık.
Muzip bir gülüş attı . Sonra bizim başkan benimle eğlenmeyi sever . Konuşturdu beni biraz. Bizim başkan bu rahatsızlık verilmediği sürece fazla yazmaz. Ben oy verdim zaten.
Eğlenmeye başladı benle.
Başkan: O kitabı ben 10 yıl okusam yine bitiremem.
C:Ben en fazla 2 hafta da bitiririm .
Başkan : Oha!
C:Bu benim şaşırma.
Ardından Sercan'ın yüzü bir değişik oldu. Başkan erkekti o yüzden mi ? Kıskandı mı acaba? Ceren ümitlenme Ceren ümitlenme başka bir şey içindir. Sonra Sercan konuşmaya başladı sinirlice.
+Saygıdeğer başkanım rica etsem bakanlığınızı yapar mısınız?
Başkan: Tamam ya iki eğlendik ne olmuş?
Oğlum bunun tavırları bir değişik ha. Öğrenmenin tek bir yolu var. Test edeceğim.
-Başkan sadece biraz eğlendi niye bu kadar tepki verdin ki?
+Ama o senle eğlenir gibi davranmıyor ha söyleyim.
-Ya öyle mi nasıl davranıyor?
+Yürür gibi.
-Saçmalama her konuşan erkek yürümüyor.
Bu sefer fena sıçtı ama ,zaten sevgilisi olan ve aynı zamanda arkadaşım olan kişi bana
nasıl yürür? O zaman kendi bana hergün yürüyor . 2 ihtimal var ya kıskanıyor ya başkana uyuz oldu.
+Öyle diyorsan öyle olsun.
Trilere gel . Gerçek sevgili olsaydık çok kavga ederdik. Ama yine de isterdim.
-Neyse senle uğrasamayacağım kitabın en heyecanlı yerindeyim.
+O yürürken ay pardon eğlenirken kitap umurunuzda değildi hanfendi.
-Yeter be iki kelime konuştuk işte ne abartıyorsun?
+Ben abartıyorum zaten.
Bu Boğa değil de Yengeç mi acaba vallahi prenses prenses tavırları var he . Şimdi kıskanıyor mu bu başkana mı ayar? Sonra gözüm Dilaya kaydı öyle bizi dinleyip sessiz sessiz gülüyordu. Güleceğim diye suratı kızarmıştı. Hayır anlamadım o kadar mı komiktik. O değil de ben bu Sercan'ı nasıl unutucam ?Direkt açılsam zaten o da boş değil gibi . Ama belki de boş ve ben daha tanışmadan takıntılandıysam sevgili falan olursak saplantıya dönüşür. Şu imgeleri bıraktım hatta artık antep fıstıklı dondurma dahi yemiyordum. Ama işte gel gelelim o bursluluk sınavı günü aklımdan hiç çıkmıyor. O güne dair her şeyi hatırlıyorum uçan kuşu dahi. Bunu da unutmam gerekiyordu. Çünkü bu ne kadar dışarıdan büyük bir sıkıntı gibi gözükmese de psikolojik bir hastalık aslında takıntı. Mesela onu gördüğümde sarılmak aklımdan geçiyordu hep . Soğumak istiyordum ondan ama soğuyacak gibi değildi ki. Kendimden şüphe etmesem aslında...
Korkuyordum kendimden Masumiyet müzesinde ki Kemal'i okuduktan sonra zaten çok korktum takıntıdan. Bir, bir içtiği izmariti saklayan bir adam ... Ya böyle olursam elinin değdiği dokunduğu her şeyi saklamak istersem. Ben gözleri yeşil diye yeşil renge aşık oldum resmen ya acaba kara gözlü olsaydı da aynısını yapacak mıydım? Yoksa o zamanlar da renkti gözlüleri , uzun boyluları ve kumralları çekici buluyordum. Acaba sadece yeşil gözlü diye miydi tüm hisler. Kişinin kendisine değilde fiziksel özelliklerine mi aşıktım. Ama onu yavaştan tanımaya da başlamıştım iyi birisi gibiydi of kafam çok karışık . Bu düşünceleri susturamasamda şimdilik bir kenara bıraktım teneffüs zili çaldığında Dila'nın yanına gittim.
C:Kız sen ne gülüp dururdun.
D:Çakır seni kıskandı.
C:Birincisi Çakır değil Sercan ikincisi belkide başkana uyuz oldu ne biliyorsun?
Dila cilveli bir sesle şunu söyledi.
D:Kız sen benim hislerime güven. Soğutma çocuğu kendinden. Sevdi seni belli ediyor. Deli gibi kıskanmalarından.
Mani gibi konuştu genellikle kafiyeli konuşan ben olurdum.
C:Bir git ya. Ben unutmaya çalışıyorum sen ne diyorsun?
D:Niye unutmaya çalışıyorsun ki belli o da seni seviyor işte.
C:Olmaz Dila kendimden korkuyorum.
Dila yine dalga geçmeye başladı .
D:Neyden korkuyorsun götün başın ayrı oynayacak diye mi?
C:Dila sen beni kıçından mi dinliyorsun yavrum ya da beynine oksijen mi gitmiyor?
Dedim ya takıntıdan kurtulmam lazım.
D:Ya karşılıklı seviyorsunuz işte ne takıntısı?
C:Ya saplantıya dönüşürse . Dokunduğu her şeyi saklamak istersem.
D:Abartma yapmazsın o kadarını da.
C:Yapanlar var takıntı psikolojik bir hastalıktır.
D:E yatıralım o zaman kliniğe .
C:Dila ciddi olur musun?
D:Tamam olayım . Kısaca imgelerden kurtulsan. Yani yeşili hayatından çıkarsan.
C:Yaptım zaten ama görsel hafızam hala var o gördüğüm güne dair uçan kuşu dahi hatırlıyorum ve unutamıyorum. Kendime güvenemiyorum yeşil bir şey kullanmıyorum ama gördükçe de...
D:Unutamıyorsun anladım neyse takıntıdan inşallah kurtulursun Allah inşallah aşık olmayı nasip eder.
C:Amin Dila.
Gün boyu derslere katıldım kitap okudum test çözdüm Sercanla pek konuşmadım. Sercan da soğuk bakıyordu. Kırıldı mı acaba bana?
Eve geldim ödev ders, kitap, kahve onlarla uğraştım. Uyumadan önce de yine şarkı açtım. Bu sefer" O ben olurum" değildi." Boş gemiler".
"Ne söylesen boş, beni göremezsin .
İçinde bir ses ama seçemezsin.
Hani özlersin geri dönemezsin.
Of ki ne of".
İçimdeki sesleri bende seçemiyorum gerçekten . Neyse dedim uyudum.