Keşfet

Bölüm 7

Ceviz Hasadı

Nasılsınız?

Ben gayet iyiyim.

Sizlere yeni bölümle geldim.

Köy kurgumun bu bölümünde de yine yazarayisigi olarak ışık olmaya devam ediyorum okurlarıma. Kurgularımla aydınlatmaya çalışıyorum yaşadığım dünyayı.

Kurgularım hakkında onlarca mesaj ve yorum aldım. Hepsi çooook güzeldiiii. Çoook teşekkür ediyorum.

Sizler okudukça ben ismimin anlamı gibi kıymetli okurlarım ve karakterlerime ışık olmaya devam edeceğim.

Buraya kadar gelen herkese çok teşekkürler.

İYİ Kİ VARSINIZ!

Son sözlerimle bitiriyorum…

Benim ben olmam için hayatıma giren, deneyimlerim ve tecrübelerimi kazanmama yardımcı olan herkese çok teşekkür ediyorum.

Sormak istediğiniz sorular ve konuşmak istediğiniz konular için her zaman beklerim…

Bölüm sonunda görüşmek üzere efendim.

Bölüm içerisinde yetişkin içerik detayları olmamakla birlikte bölüm, bazı okurlarımın hassas olabileceği konular içeriyor. Bu sebeple mağduriyet yaşanmaması adına okuyucularımın bu bölümü okurken dikkatli olmasını rica ediyorum.

...

(Gülcan Öztürk)

(Ertesi gün)

Misafirlerimizle yediğimiz keyifli ve bol sohbetli geçen akşam yemeğinin ardından yıldızların altında çay içmiştik. Çocukluğumdan da hatırladığım üzere bu köyde insanlar birbirlerini misafir etmeyi severdi.

Komşularına, akrabalarına sofra kurup o sofranın etrafında toplanılır, hikayeler ve anılar anlatılırdı.

Çocukken de tuhaf gelirdi bana hep.

Değişik hissettirirdi.

İstanbul’a uzaktı köyüm. Bu sebeple yol yorucu geçerdi.

Hatırlıyordum.

Evden bir iki saatlik uykuyla sabaha karşı çıkılırdı. Her ne kadar yaz mevsimi olsa da o saatlerde dışarısı soğuk olurdu. Heyecandan uyuyamayan ben çantalarımı ve pelüş oyuncağımı keyifle taşırdım. Sonra arabanın arka koltuğuna heyecanla binerdim. Bu sırada gözlerimden uyku akardı. Sonra yola çıkardık, birkaç saatte bir mola vererek. Otomobilimizin arka koltuğunda eşyalarla kurduğum küçük bir devlet olurdu adeta. Ayakkabılarımı çıkardığım için her mola yerinde yeniden giymem gerekirdi. Bir süre sonra tahammülsüzleşirdim duruma. Mola yerine her yaklaştığımızda huysuzlaşırdım; ya uykum bölündüğünden, ya da rahatım bozulduğundan. Yine de annem ve babam sabırla beni bekler, sevecen sesleriyle uyandırırlardı beni. Yorgun halde saçım annem tarafından toplanırdı. Biraz yürürdük ailecek. Yemek zamanları en eğlenceli kısmıydı işin. Annem yemeğimi tutar, babam ayranımı açardı. Profesyonel bir iş bölümü olurdu yani aralarında. Kasabaya ulaştığımızda haber verirdik babaanneme. Çünkü en son yolun yarısında babaannem hissetmiş gibi otomobili babam kullandığından annemi arardı.

Sonra zaman geçti.

Zaman benden en kıymetlilerimi kopardı.

Ben yine aynı illerden geçtim buraya gelirken, aynı dinlenme tesislerinde durdu otobüs.

Aynı saatte vardım babaannemin evine.

Ama yanımda onlar yoktu.

Evren ben onsuz yaşayamam dediğin her şeyi alır senden, derler.

Hem de öyle bir alır ki hiç beklemediğin anda, sen yapayalnız ve kimsesizsindir artık.

Sudan çıkmış balık gibi hissedersin kendini.

Tam da böyle zamanlarımda babaannem yetişti imdadıma.

Çaylar içilirken Elif benimle konuşmaya çalışmış, birbirimizin hayatına dahil olmak için birbirimize sorular sormuştuk. Murat ise konuşmalarımıza dahil olmak yerine bizi dinlemeyi tercih etmişti. Elif abisini birkaç kez sohbete çekmeye çalışsa da abisi bir süre sonra dalıp gittiğinde Elif pek de üstelemeyip benimle konuşmaya devam etmişti.

Havadan sudan muhabbetlerimiz boyunca kalbimi kırmamak için verdiği emek ve gösterdiği çaba beni fazlaca şaşırtmıştı. Bu sebeple o olaydan bahsetmiyor, aksine bir şekilde beni neşelendirmenin yoluna bakıyordu.

Bir dostumun olmasını özlemiştim. Yıllardır doğru düzgün diyalog kurduğum bir arkadaşım ya da dostum olmamıştı.

Tabii bunda benim biraz soğukluğum da rol oynamış olabilirdi, yalan yok.

Konuşmanın bir kısmında Elif’in yemek sırasında annesine kurduğu cümleler ile beni ve abisini dürtmesi aklımda kalmıştı. Murat’ın telefonu çalınca müsaade isteyerek sofradan uzaklaştı. Ben de bunu fırsat bilip Elif’i dürttüm. Bu konuyu yalnızken açmak istiyordum çünkü abisinin yanında söyleyeceği her bir söz, onu iki kat gerecekse beni belki iki bin kat gerecekti.

‘’Elif, bir şey takıldı aklıma.’’

‘’Sor canım.’’

Elif ilgiliydi.

‘’Annene abinin aklında biri olduğunu söylerken neden beni dürttün? Sonuçta ben buraya geleli bir gece oldu.’’

Elif kahkaha atınca babaannem ve Elif’in annesi bize döndü. Soran gözlerle bize baktıklarında olayı idrak edebilmiş değildim.

‘’Ya Gülcan. Vallahi çok sevdim seni. Çok komik kızsın.’’

Sonra babaanneme döndü.

‘’Ayşe teyze vallahi senin torunun çok eğlenceli kız.’’

Babaannem olayın farkında olmamasına rağmen beni övdü.

‘’Öyledir benim kuzum.’’

Kısa zaman sonra kendi aralarında komşu köyde dönen bir dedikodu hakkında konuşmaya başladılar. Sohbet arasında duyduğum birkaç kelimeden anladığım kadarıyla konu yine aşk meşk işleriydi.

Benim fazlaca uzak olduğum bir alandı bu.

Şimdilik.

Sinirlenmiştim. Elif’in sorduğum soruyu babaanneme söyleyeceğinden korkuyordum fakat neyse ki korktuğum başıma gelmedi.

Öfkeye dönüşen hislerime fırsat vermeden Elif yüzümdeki duygu değişiminden anlamış olacak ki benimle konuşmaya devam etti.

‘’ Yani işte nasip kısmet bu işler sen de bekarsın ya. Hem görüştüğün biri de yok.’’

Ben hiç bu konudan bahsetmemiştim ki? Nereden biliyordu Elif bu detayı?

Hafızamı kısaca yoklayıp bu detaydan bahsetmediğime kanaat getirdiğimde Elif’e döndüm.

‘’İyi de ben size bekarım, görüştüğüm kimse de yok demedim ki?’’

‘’Ben söyledim kuzum.’’

Sesim yüksek çıkmış olacak ki babaannemden cevap geldi.

Açıkçası bunu tahmin etmediğim için şaşırdım. Devamında Elif sözü aldı.

‘’Ayşe teyze sağolsun. Köyde boşta olduğunu bilmeyen yok. Hatta sen gelmeden kısa süre önce köyde ne kadar henüz kaynanalık yapacakları birer gelin adayı bulamayan teyzeler varsa hepsi Ayşe teyzede toplandılar. Sonra fark ettiler. Aaa gelin yok, e bize müsaade deyip kaçtılar. Valla Ayşe teyzeye inme iniyordu o kadar kalabalığı görünce.’’

Ağzım açık kalmıştı.

Babaanneme döndüm.

‘’Babaanne?’’

Babaannem mahcup bir tavırla olanları kabullenmek için başını yukarı aşağı salladığında daha da şaşırdım.

Elif ve annesi çoktan gülmeye başlamıştı.

‘’Ee Elif.’’

‘’ Ya eesi o işte. Bende ikiniz bekar olunca yakıştırdım. Abimin de aklında olunca…’’

Kaşlarım iyice havalandığında dudaklarımdan dökülecek sözcüklere fırsat vermeden Elif’in abisi geldiği için aklımdaki soruyu soramadım tabii.

‘’Ne demek o? Mu…’’

Böylelikle konu kapanmış olsa da aklımda onlarca sorunun tohumları olan kelimeler dolaşıyordu.

Gece on bir civarında Instagram’a girdiğimde Elif’in bana takip isteği attığını gördüm. İsteğini kabul edip biraz da uygulamada gezindikten sonra telefonumu şarja takıp uyuyacaktım ki kapattığım kapı tıklandı.

‘’Kuzum geleyim mi?’’

‘’Gel babaanne.’’

Doğrulup ışığı açtım.

‘’Uyumuş muydum?’’

‘’Yok henüz uyanıktım. Gel.’’

‘’Uyku tutmadı bir türlü beni. Aklımda kaldı.’’

Meraklanmıştım. Konu neydi acaba?

‘’Hayrolsun. Söyle babaanneciğim.’’

‘’ Kuzum bekar olduğunu söyledim diye kızdın mı bana?’’

Kendimi kötü hissettim. Tamam bu durumdan pek hoşlanmamıştım ama birilerinin bekar olduğumu ve görüştüğüm biri olmadığını duyması benim için hiçbir zaman problem oluşturmamıştı.

Sesimi yumuşatıp konuştum.

‘’Yok babaanneciğim olur mu hiç öyle şey? Sorun olmadı benim için?’’

‘’Bak hata ettim biliyorum a…’’

Sarıldım ona. Çünkü o benim tutunacak son dalımdı ve onu kaybetmek isteyeceğim son şey olurdu herhalde.

‘’’Vallahi kızmadım. Küçük şeylerle kırgınlıklar oluşturmaya değmez babaanne.’’

Babaannem bana tekrar sarıldı.

‘’Çok şükür kuzum. Sevindim. Allah rahatlık versin.’’

Odamdan çıkarken seslendim.

‘’İyi geceler sana da.’’

Babaannem odamdan çıktıktan sonra düşündüm.

Annem de babam da birbirlerine çok aşıklardı. Son nefeslerini verirlerken bile sevgiyle bakmışlardı birbirlerine. Ama ben aşka inanmazdım pek. Bana mantıklı görünmezdi.

Aşk mantığı tamamen devreden çıkarıp ruhu karşındaki kişiye teslim etmekti.

Sana yıllarca yabancı kalmış bir ruhun senin ruhuna karışmasıydı aşk.

Ve ben bundan çok korkuyordum.

Hayatta en korktuğ