BÖLÜM 1
DEFİNE ARARKEN MUSALLATA UĞRADIK
Benim bir komşum vardı.
Bu anlatacaklarımı ondan dinlemiştim. Onun ağzından aynen size aktarıyorum.
Yaptığım işleri elime gözüme bulaştırmıştım. Bundan dolayı da
beş kuruşsuz kalmış ele güne muhtaç hale gelmiştim. İş arıyor, bir türlü
bulamıyordum. Yine böyle iş aradığım günlerde bir yere uğradım. Orada
tanımadığım bir kaç kişi oturmuş konuşuyorlardı. Her ne kadar onları dinlemek
istemedimse de onların birkaç sözü kulağıma çalınmıştı. Onlar bir defineden
bahsediyorlardı. Define sözünü duyunca ister istemez kulak kesildim. Onlar bir
kişi daha olması lazım deyince söze atıldım ve bende varım dedim. Böylece onlara
katılmış oldum.
Söylenilen yere gitmek için hazırlık yapılması gerekiyordu.
Bu yüzden de bir hafta sonra gidilmesi için aramızda anlaştık. Bu bir hafta
içerisinde hem hazırlıklarımızı tamamladık hem de birbirlerimiz tanımış olduk.
Bir hafta sonra hazırlığımızı tamamlamış ve yola çıkmıştık.
Arabanın içinde neşe ile konuşuyor sohbet ediyorduk. Böylece başımıza gelecek
olanlardan habersiz defineyi çıkaracağımız yere vardık.
Ellerimizde ne varsa araçtan indirip defineyi arayacağımız
yere bıraktık. Her birimiz sırayla kazacaktık. Aramızda kazmayı ilk kimin
vuracağına dair kura çektik. İlk kura bana çıktığı için elime kazmayı alıp
başladım toprağa vurmaya. İlk yarım saat bir sıkıntı olmadan öylece kazıp
durdum. Yarım saat geçtikten sonra topraktan akrep çıkmaya başladı. Her akrep
çıktıkça onları alıp dışarıya atıyor ve kazmaya devam ediyordum.
O akreplerden birini yanlışlıkla defineci arkadaşlardan
birinin üzerine attım. O defineci üzerine gelen akrebi yere atıp onu öldürdü.
Her ne kadar akrebi öldürme dedimse de korktuğu için beni dinlemedi ve onu
öldürdü.
Akrebi öldürdükten sonra ona ‘Öldürdüğün akrep ya normal bir
akrep değilse’ dedim. O da bana ‘Ne yani şimdi onlar’ sözünü tamamlamadan
etrafımızda yüzlerce göz belirdi, ardından da kahkaha sesleri. O gözler kıpkırmızıydı ve bir birleşip bir
ayrılıyorlardı. Ayrıca bebek sesleri de geliyordu.
Gecenin
karanlığında onların gözleri apaçık belli olduğu için toprağı kazmayı bırakmış
korkudan birbirimize sarılmıştık.
Akrebi
öldüren arkadaşımız hepimizden daha çok korkmaya ve bağırmaya başlamıştı. Zira
görünmeyen varlıklar tarafından arkasından çekilmiş götürülüyordu. Az sonra bir
çığlık koptu. Ardından karanlık varlıklar tarafından götürülen arkadaşımızın
sesi duyulmaz oldu.
Ona
ne olduğunu merak edip götürüldüğü yere doğru bizde gittik, ama gitmez olaydık.
Arkadaşımızın elleri ve ayakları kırılmış, tersine dönmüştü. Gözleri
yuvalarından çıkmıştı. Dili ise dışarıya doğru sarkıyordu.
Arkadaşımızın
çarpılmış bir şekilde öldüğünü gördükten sonra onu orada bırakarak gerisin geri
kaçtık. Biz kaçıp kurtulduğumuzu zannediyorduk ama doğruca o karanlık varlığın
üzerine doğru gittiğimizin farkında değildik.
Aslında
onu görüyorduk ve ondan uzaklaşmaya çalışıyorduk ama sanki bir güç bizi ona
doğru itiyordu.
O
varlık, karşımıza gelip durduğunda korkudan birbirlerimize öyle sarıldık ki
neredeyse kemiklerimiz kırılacak gibiydi.
O varlığın ayakları tersti. Bir gözünde
kocaman bir çukur vardı, öbür gözünde de kurtçuklar oynaşıyordu. Yüzünün bir
yanık gibi, öbür yanı da kıllarla kaplıydı. Ağzında uzun ve sivri dişleri
vardı. Kollarının biri uzun biri kısaydı. Ayrıca eğri büğrüydü.
O
varlık ağzını açıp bize:
‘Ey Âdemoğlu! Arkadaşınız bizden birini
öldürdü. Bizde intikam için onun canını aldık. Eğer sizde aynı akıbetle
karşılaşmak istemiyorsanız buradan çıkıp gidin. Şunu da bilin ki o kazmak
istediğiniz define bizimdir. Bizim olanı da kimseye vermeyiz’ dedi kalpleri
titreten bir eda ile. Bunları derken öyle bir pis koku yayılmıştı ki bu kokuyu
ömrüm boyunca unutmamam.
Yorumlar
- Büşra: birikir sıkıntıların ama sen bu duruma düşmemeliydin
- Efe Ünver: Bunu dinlemek zorunda kalmak çok kötü komşun da nasıl birisi ki
- Emre Efe: Ne kadar acele ettin biraz bekleseydin daha iyi olurdu
- Selin Pınar: o arkadaşın sonu ürkütücüydü ama hala cesaret de yok
- Kaan Duman: O varlığın görünüşü devasa korkutucu ona karşı dikkatli olmalısın @hansel1976