Bölüm-1 Gerçeklik

2026/İstanbul
"Seni seven kimdi?Bendim ben, bendim ben.
Sarıp sarmalayan deli gibi bendim ben.
Sakınırdım seni kendimden, kendimden."
Pembe renkli yatağımın üzerinde,bir elimde tarağım,saçma sapan hareketler yaparken bağırarak şarkıyı söylüyordum.
Evet söylüyordum dedim değil mi?Söylüyordum ta ki annem tarafından otuz yedi numara terliği, ensemin ortasına yiyene kadar.
Acıyla inleyerek,kendimi yüzüstü yatağa attığımda annem de sinirle odama girdi.
"O ne öyle çarpılmış gibi hareketler,manyak mısın kızım?Ayrıca ne biçim şarkılar dinliyorsun sen aşk acısı falan çekiyorsun da benim mi haberim yok?"
Oflayarak hala yatağa gömülü olan yüzüm yüzünden boğuk çıkan sesimle "No oşk ocoso onno,soçmolomo lotfon. "deyip gayet açıklayıcı olduğum için annem bir kere daha sinirle soluyarak çıkmıştı odamdan.
Dağılan siyah saçlarımı yüzümden çekerek doğruldum yatağın üzerinde.Okula gitmem gerekiyordu.
Bir süre daha yatakta oturup,neden karşımda olduğunu dahi bilmediğim koca ayımla bakıştım.
Günaydın koca ayı,maşa gibi işsiz olmak varken on yedi yaşında bir lise öğrencisi olduğum için güzel hayatıma lanetler yağdırarak ayağa kalkıyorum.
Önce banyoya gidip elimi yüzümü yıkadıktan sonra okul üniformamı giyindim.Klasik beyaz gömlek ve lacivert bir etek.
Beyaz aynamın karşısına geçip siyah saçlarıma,en sevdiğim siyah fülarımı bağladım ve okul çantamı da alarak çıktım odamdan.
Zaten fazlasıyla geç kaldığımdan annemin kahvaltı yapmamı söyleyen sözlerini umursamadan aceleyle çıkmıştım evden.
Beş katlı bir binada yaşıyordum.Ben ve annem tek.Babam yoktu,hiç olmamıştı.Bende sormamıştım zaten.
Derse son on dakika kalmıştı ve okul buraya yirmi dakika kadar uzaktı.Koşsam yetiştirdim.
"Tabanına kuvvet kızım." deyip tam kendimi gaza getirmiştim ki üzerime düşen bir poşet çöple şok içinde kalakaldım.
Kafamı kaldırdığımda Nuriye teyzenin de aynı şekil bana baktığını gördüm."Ayy kuzum sen de mi oradaydın?"deyip bir anda vah vahlamaya başlamıştı.
Eh ben hala şokta olduğumdan kadın transa girdiğimi falan düşünmüş bir kova dolusu suyu da üzerime boşaltmıştı.
Sakin oluyorum,sakin oluyorum.Derin bir nefes aldım ve tekrar binaya girip,hızla üçüncü katta olan evimize doğru adımladım.
Yok arkadaş gitmiyorum okula falan,bu nedir böyle ya?Kapıyı deli gibi çaldığımdan annem korkmuş olacak ki bir anda beni görmesiyle çığlık attı.
"Ayy bu ne?"deyip şaşkınlıkla bana baktığında "Sorma,sorma."deyip aceleyle ayakkabılarımı çıkartıp içeriye girdim.
Annem o pis halimle içeriye girdiğim için neredeyse beni dövmeye gelecekti ki son anda banyoya koşup,kapımı kilitlemiştim.
Hayır uçmam mı gerekiyordu,anlamadımki? Hızlı bir şekilde duş alıp banyodan çıktığımda görünürde kimse yoktu.
Annem duymasın diye yavaş adımlarla dış kapıya doğru yürüyüp,sessizce çıktım evden.Bizimkiler okula gelmediğim için bir ton mesaj atmıştı.
Durumu kısaca özetleyip,telefonu cebime attım.Madem okula gitmeyecektim,bunu değerlendirebilirdim.
Evimizin biraz aşağısında olan sahile doğru yürümeye başladım.Hava güneşliydi.
Önünden geçtiğim bakkalcımız olan Fazıl amcaya gülümseyerek "Günaydın."dediğimde o da aynı şekilde karşılık vermişti.
Sonunda sahil yoluna indiğimde karşıdan gelen üç çocuğu fark ettim.En ortalarında duranı görünce dondum.
Aman allahım bu dehşet-ül fahşet de neydi böyle?Kumral dalgalı saçları,mavi gözleri ve uzun boyuyla kalbimi almaya fazlasıyla yetiyordu.
Yanımdan geçen kadın bir anda çığlık atıp "Ay yardım edin kız epilepsi geçiriyor galiba."değince daldığım rüyadan uyanıp şaşkınlıkla kadına döndüm.
Evet şimdi sahilde ki herkes bana bakıyordu,onlar da dahil."Ay yok öyle bir şey ne diyorsun abla Allah aşkına?"dediğimde utançtan yerin dibine girmek istedim.
Kadın eli kalbinde "Ne bileyim kızım bir anda o tarafa öyle bakınca,bilemedim.Neyse ben gideyim."deyip koşar adım gitmişti.
Kafamı kaldırdığımda çocuğu bulamadım.Bir insan bu kadar şanssız olmamalıydı ya.
Oflayarak boş banklardan birine oturdum."Oturabilir miyim?"diyen bir ses duyduğumda yavaşça kafamı salladım.
Çiçek satan yaşlı bir kadındı.'Neye üzgünsün böyle?"dediğinde "Sen takma kafana teyze boş şeyler."deyip arkama yaslandığımda bir anda elimi tuttu.
Kafamı hızla ona çevirdiğimde gözlerini kapatmış bir şeyler söylüyordu."Tövbe estağfurullah ne yapıyorsun teyze?"dediğimde "Sus."dedi.
Ben dehşet içinde ona bakarken gözleri kapalı bir şekilde "Üç vakte kadar-"dediğinde boşta kalan elimle hızlıca ağzımı kapattım.
"İnanamıyorum,ölecek miyim?"dediğimde kadın kafasını iki yana salladı "Hayır.Üç vakte kadar-"dediğinde yine sözünü kestim.
"Okulu bırakacağım değil mi?Zaten bu aralar bir düşük derslerim."deyip tam derslerimi anlatmaya başlayacaktım ki kadın gözlerini açıp sinirle "Bir susta söyleyeyim."dediğinde sustum.
"Üç vakte kadar büyük bir sırrı öğreneceksin.Hayatını değiştirecek bir sır."deyip gözlerini açtı.
Beklentiyle ona baktığımı görünce kaşlarını çattı."Eee."dediğimde kadın "Bu kadar."deyip hiçbir şey demeden kalkıp gitmişti.
Bütün manyaklar beni bulduğundan çok da şaşırmıyordum artık.Derin bir nefes alıp geriye yaslandım.
Telefonumdan gelen bildirim sesiyle bakışlarım ona döndü.Mesaj annemdendi.
"Çabuk eve gel Eflin."
Bu kadardı başka hiçbir şey yazmamıştı.Banktan kalktığım gibi orurduğum yerde bir zarf olduğunu gördüm.
Merakla zarfa uzanıp elime aldığımda kimin bıraktığını veya kime olduğunu düşünmeden edemedim.
Tam zarfı açacaktım ki birinin elimden çekip almasıyla yapamadım.Sinirle kafamı kaldırmıştım ki bunun az önce gördüğüm o çocuk olduğunu fark ettim.
"Sen."demiştim ki "Zarf benimdi."dediğinde durdum."Öyleyse neden bu bank'ın üzerindeydi."dediğimde boyu benden uzun olduğundan biraz eğilip "Bence bu seni hiç ilgilendirmez."deyip gitti.
Hızlı gittiğinden düşen cüzdanını görmemişti.Arkadan bağırsamda,durmayacağını bildiğimden cüzdanı yerden aldım.
İçini açtığımda gördüğüm ilk şey kimliği oldu.Giray Demirhan.Güzel isimdi.
Gülümsedim.Gittiği yöne bakarak sessizce "Umarım bir daha karşılaşırız."dedim kendi kendime.
Merhabaa umarım beğenmişsinizdir.Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın🤍🌸