Bölüm-5 Yeni Başlangıçlar
Hep "Başladım."demiştim,bitişini düşünmeden,zaten benim meselemde "Başlıyorum."değildiki nefes alacak bir boşluğum olsundu.
🦋🦋🦋
Hayal etmek kolaydır fakat o hayalle yeni bir başlangıç kurmak göründüğünden daha zordur.
Annem uyanmadan çıkmak istemesemde dün ki olaydan sonra benimle konuşmak istemeyeceğini düşünüp,çıkmıştım.
Merdivenlerde oturup derin bir nefes aldım.Okuduğum gazete sinirlerimi bozup, duruyordu.
Telefonumdan gelen bildirim sesiyle,kaşlarımı çattım."Akşama sana bir sürprizim var."yazıyordu.
Numara zarfları gönderen adamdan olduğu için sıkıntıyla ayağa kalktım.Bir sürprizim eksikti zaten,o da gelsin yani ne yapayım?
Bir başka merakım da dün akşam dedemin gittiği yemekte ne olduğu.Kavga etmişler miydi mesela ya da dedem yine sorun çıkartmış mıydı?
Biraz daha hava almasam kafayı yiyeceğimden ayağa kalkıp,dışarı çıktım.
Hava güneşin doğuşuyla öyle güzel bir hal almıştı ki gülümsemeden edemedim.Evin orada ki parka gittiğimde kimse yoktu.
Sabahın altısında kim dışarıda olurdu ki zaten?Dans hocamızın öğrettiği hareketleri yapmadan önce,küçük ısınma hareketleri ile başladım.
Dans etmeyi seviyordum.Beni olduğum dünyadan uzaklaştırıyor,biraz olsun huzur bulmamı sağlıyordu.
Okulda amigo takımının başkanı olarak seçilmiştim ama bu pek istediğim bir şey değildi.Esin çok istediğinden kabul etmiştim sadece.
Hayatım öyle karışıktı ki ne yapacağımı,nasıl davranacağımı bilmiyordum.
Telefonum çalınca arayanın annem olduğunu gördüm.Bu saatte neden aradığını merak ettiğimden hızla açtım.
"Anne."demiştimki "Ben restoranta geçeceğim,deden karşı komşularımızı kahvaltıya çağırdı,haberin olsun."dediğinde şaşkınlıkla kalakaldım.
Ne demek kahvaltıya çağırmıştı?Telefonu kapatacağını anlayıp "Dün söylediklerin-"diye devam edecektim ki telefonu yüzüme kapatmıştı.
Bu kadar da olmaz be kadın!Sinirle oflayıp yerdeki çantamı da alıp eve doğru yürümeye başladım.
Saat yediye on vardı.Onlar gelmeden eve gitmeliydim.En azından karşılaşmasam iyi olurdu.
Yere düşen çantamı almak için eğilmiştim ki neredeyse gözüme giren çiçekle kafamı kaldırmak zorunda kaldım.
Birkaç gün önce yanıma gelen o kadın.Kuvırcık kumral saçlarını tepede topuz yapmış,çingene bir etek ve beyaz bir bluz giymişti.
Ayağa kalkıp,sabır dileyerek kadına baktım."Tam olarak neden bana baktığınızı ve çiçeklerinizin neden gözlerimin içine kadar soktuğunuzu sorabilir miyim?"dediğimde çiçeklerini çekip etrafına baktı.
Bende çantamı yerden alıp kalktığımda yanımdan ayrılmadı."Sırrı buldun mu?"dediğinde kafamı salladım.Heyecanla bana dönen kadın. "Gerçekten mi?"dediğinde neden bu kadar heyecanlandığını düşünmeden edemedim.
"Ailemmiş."deyip evin olduğu sokağa girdiğimde sıkıntıyla ofladığını işittim.Kaşlarımı çatarak ona döndüğümde "Ailen sır değil."demişti.
Bende durdum."Başka bir şey mi?"dediğimde başını salladı."Bu çok başka bir şey."deyip karşıya doğru daldığında karşımızda olan boş duvara baktım.
Sessiz bir şekilde ona doğru eğilip "Orada ne görüyorsun?"dediğimde başını bana çevirip,garip bir şey görüyormuş gibi baktı.
"Sence ne görebilirim,boyası gitmiş bir duvar görüyorum."deyip bildiğiniz aptal muamelesi yapmıştı.
Sinirle kadının arkasından gidecektim ki kaldırım taşına takılıp düştüm.Ne kadar güzel bir gün böyle.
Kafamı kaldırdığımda kadının çoktan gitmiş olduğunu gördüm.Ayağa yeni kalkmıştım ki çantamı alıp kaçan serseri yüzünden birkaç saniye şok içinde kalsam da hızla arkasından koştum.
Ne oluyor bugün bana?Hayır sabah bütün İstanbul toplandı da nasıl Eflinin hayatını mahvedebiliriz mi dediler?
"Heyy!"diye bağırıp adamın arkasından koştuğumda ara sokağa girmişti.Hayır içinde telefonum ve cüzdanım olmasa o kadar önemsemezdim.
Ara sokağa girdiğimde gördüğüm şey ile şaşkınlıkla kalakaldım.Duvarda koca bir şekilde "Av olmak isteyen sendin."yazıyordu.
Altında da çantam vardı.Nefes nefese hızla çantamı alıp,eve doğru koşmaya başladım.Saat yedi buçuktu,kahvaltı çoktan bitmiş olmalıydı.
Bahçeye girdiğimde gördüğüm arabalarla kısık bir küfür mırıldandım.Kapıya doğru koşmuş,çalacaktım fakat açılmasıyla kendimi içeride hatta yüz üstü yerde buldum.
Bizimkilerin ve sevgili komşularımın şok içinde bana baktığını hissetsemde kalkamadım.Utançtan yerin dibine girebilirdim.
Ayakta duran Ozanın öksürmesiyle kendimi toplayıp hızla ayağa kalktım.Üzerimde ki beyaz askılı kropumun üstüne,mavi gömlek giyip önünü açık bırakmıştım.
Aynı şekilde yere düştüğüm için toz olan mavi pantolonumla ve koştuğum için terleyen siyah saçlarımla bence o kadar da kötü görünmüyordum.Kimi kandırıyorsun Eflin?Berbat görünüyordum.
Bana bakan insanlara karşın gülerek yanlarına doğru adımladım."Ayy kusura bakmayın,kapıda küçük bir kaza oldu.Hoşgeldiniz."deyip boş olan tekli koltuğa oturup,rahatlayarak bir nefes verdim.
Girayın tam karşımda oturması işkence falan mıydı?Babam yani Altay Bey "Burada yaşadığını bilmiyordum."dediğinde ben daha bir şey demeden dedem katı bir şekilde bana bakıp "Nereden tanışıyor sunuz?"demişti.
Girayın annesi olduğunu hatırladığım kadın tatlı bir şekilde gülümseyip "Çocuklar aynı sınıfta."deyip beni gösterdi."Kendisiyle pek tanışamamıştık."dediğinde bende gülümseyip "Ah kusura bakmayın Eflin ben."dedim.
Ne kadar açıklayıcısın öyle Eflin diyen iç sesimi susturup önüme döndüm.Yengem "Bu havada nasıl terlemeyi becerdin?Kahvaltıya da gelmedin."dediğinde sabır dileyerek yengeme baktım.
Evet yine herkesin bakışları bendeydi.Gülümseyerek "Dans dersim vardı,ona çalışıyordum,zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişim."dedim.
Aslında şu an fark ediyordum ki karşıda ki hiç kimse bana bakmıyordu.O kadar soğuklardı ki hiç tanımadıkları birine,neden böyle yaptıklarını düşünmeden edemedim.
Altay beye ve Anneme benzeyen hatta kopyaları olan üçlünün bana olan bakışları nefret doluydu.Eve gelmemeliydim.Ne diye gelmiştim ki zaten?
Beni gömün abi.Diğer tarafa nasıl geçebilirim?Sayın bezmenler,efendim lütfen açar mısınız kapıyı?
Bir an aklıma gelen şey ile şok içinde kalakaldım.O kadın ne demişti öyle?"Ailen sır değil." derken bundan mı bahsetmişti.
Aslında onların ailesinden olduğumu biliyorlardı.Böyle düşününcede kırılmadan edememiştim.Babamın yanında oturan kızıl saçlı kadın,resimde ki Hülyaya çok benziyordu.
Yanılmamışım annemin en yakın arkadaşı ve eski kocası evlenmiş.Hatta öyle de kalmamış,kadın çocuklarına bakmıştı.
Neredeyse yere oturup ağlayacaktım.Ayağa kalktığımda dedeme dönüp "Size iyi eğlenceler, ben odama çıkayım."deyip başka hiçbir şey demeden odama çıkmıştım.
Tamamen mavi ve siyah renklerle döşenmiş odaya baktım.Ben buraya da ait değildim ki?Henüz kahvaltı yapmadığımdan midem bulanıyordu.
Bitkin bir şekilde kendimi banyoya attığımda aşağıda ki insanları düşünmeden edemedim.
Annem burada olsaydı ne yapardı?Gerçi burada olmamak için kaçmamış mıydı zaten?Belki bir saat boyunca hiçbir şey yapmadan öylece oturdum.
Aşağıdan gelen yüksek seslerle kaşlarımı çatarak ayağa kalktım.Yine ne oluyordu?Merdivenlerin sonuna doğru yaklaştığımda annemi gördüm.
Hay şom ağzıma be.Bu kadar çabuk kabul edileceğini bilseydim başka bir şey dilerdim.Tam salona girecektim ki duyduğum cümleyle durmak zorunda kaldım.
"Sen ne hakla benim kızımı almak istiyorsun?"diyen annemin cümlesinden sonra Altay Bey'in histerikli gülüşünü işittim.
Sonra ise biraz fazla yüksek bir sesle "Babası olarak."dedi.Babası olarak.Ne garip bir cümle.Annem sinirle "Şimdi mi geldi aklına babası olduğun?"diye bağırdığında irkilmeden edemedim.
Diğerleri de konuşuyordu ama ben birtek onları duyabiliyordum.Sanki zaman durmuşta içinde kalmışım gibi.
Altay Bey "Üç çocuğunu öylece bırakıp giden kadın mı söylüyor bunu?" dediğinde şaşırmadan edemedim.Üç kardeşim vardı yani.
Beynim dolmuştu.Şimdi kapıyı açıp çıksam kim farkederdi ki?Çığlık atsam,hesap sorsam hayatımı çalanlardan kim ne diyebilirdi?
En son dedem ve Asım Bey'in bağrımasıyla susmuşlardı.Daha fazla durmayıp hızla odama çıktım.
On,on beş dakika sonra da gitmişlerdi zaten.Annemin pat diye odama girmesiyle irkilerek ona döndüm.
"Anne ne oldu?"dediğimde sinirle bana ba