Bölüm-6 Aile
Gözleri kör olmuş bir avuç insanla, bir oyunun içinde olan gerçeklik savaşıydı benimki.Bir gerçek ailem meselesi.
🦋🦋🦋
Bir şarkı sizi geçmişe döndürüp,kaybettiğiniz duyguları hissettirebilir miydi?Peki ya tek bir notayla birkaç yıl geriye gidebilmek mümkün müydü?
Bir kaset parçasıyla ağlayıp,bir gazeteye doğru akıtamaz mıydı insan göz yaşlarını,illa bir geçmişi mi olmalıydı yaşanmışlıkların?
Bir kağıt parçası vardı elimde,kimseye güvenmememi söyleyen bir kağıt parçası.Sorgulamalı mıydım?
Dışarıdan gelen siren sesleriyle Esinle aynı anda kısık bir küfür mırıldanmıştık.Ozanın bizi getireceği yerler de ancak bu kadar olurdu zaten.
Koridora girdiğimizde yüksek şarkıdan kimsenin siren seslerini duymadığını fark ettik.Esin bizimkilere haber vermeye giderken, birinin kolumu çekip piste doğru sürüklemesi yüzünden şaşkınlıkla kalakalmıştım.
Bu az önce masada göbek atan amcaydı.Şok içinde "Ne yapıyorsun amca?"dediğimde yaşlılıktan dökülen dişleriyle yarım ağız gülümseyip, yüzüme doğru şarkıyı söyleyip göbek atmaya başlamıştı.
"Haydi dansa kaldır beni dansa,sonra dansa kaldırsana dansa."deyip etrafımda oynamaya başlayınca önce rüyada mıyım diye kolumu cimcikledim.
Acıyan kolumla sinirle derin bir nefes verdim.Hayır benim anlamadığım yarısı huzur evi kaçkınlarıyla doluydu.Nereye baksam yaşlı insanlar vardı.
En son kapının yanına ulaştığımda önüme çıkan teyze yüzünden gülerek elinden tutarak ,etrafında döndürdüm.
"Tut elimden oyna,ben hazırım burda,haydi dansa kaldırsana dansa."deyip gülerek durduğumda artık gitmem gerektiğine karar verip,çantasının içinden torunun fotoğrafını çıkartan kadına fark ettirmeden kapının olduğu koridora girmiştim.
Bizimkileri gördüğümde derin bir nefes verip yanlarına doğru adımladım,tabi onların yanında duranları da farketmiştim.
Giraylar da yanlarındaydı.Esin beni görünce "Sonunda gelebildin,neredeydin?"dediğinde "Sonra anlatırım."deyip ona sarıldım.
Ozan "Hadi çıkalım,çabuk olun."dediğinde kapıyı açıp yavaşça çıkmıştık.Kerem sessizce bana yaklaşıp "Esin yanımıza geldiğinde onlar da yanımızdaydı."deyip sağolsun açıklama yapmıştı.
Kesilen şarkıyla,polislerin içeri girdiğini anlamıştık.Giray "Araba iki sokak ötede,muhtemelen polisler her tarafı sarmıştır. Üç deyince önümüzdeki sokağa gireceğiz."dediğinde aynı anda kafa sallamıştık.
Ömer"Üç."diye bağırınca koşmaya başladık,eh bizim koşmamızla polisler bizi fark etmiş "Durun!"diye bağırmışlardı.
Arabayı görüp hızlıca üst üste bindiğimizde Giray hızla çalıştırmıştı.Arkamızda ki polisler arabalarını alana kadar gitmiş olurduk zaten.
Girayla,Rüzgar önde oturuyordu ama biz altı kişi arkaya zor sığmıştık.Benim kolumun üzerinde kim oturuyordu bilmiyordum bile?
Ozan "Millet söylemeyeceğim diyorum ama benim üzerimde kim oturuyor lan?"diye bağırdığında hemen yanımda olduğundan artık kolumla beraber kulağımı da hissetmiyordum.
Mete "Vallah millet ben birinin üzerinde oturuyorum ama kimse artık helal etsin hakkını."dediğinde Ozanın üstünde oturduğunu fark etmiştim fakat yüzü görünmüyordu.
Kerem "Benim ayağım yok,yanınızda ayak falan görüyorsanız bana ulaştırsanıza."dediğinde Esin sinirle ona vurdu.
"Hediye paketi de yapalım mı gerizekalı?"deyip Keremin kolu sanıp,kayıp kolumu cimciklemişti.
"Ahh."deyip kolumu çekmeye çalıştığımda Kerem de benim gibi ayağını Ozanın götünden çıkartmaya çalışıyordu.
Giray ani frenle arabayı durduğunda boş olan arazide tam karşımızda ki polis arabalarını fark etmiştim.
Esin "Bu sefer ciddili yandık."dediğinde hepimiz onu onaylayan mırıltılar çıkarttık.
🦋🦋🦋
" Düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur.
Düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur.
Toplasam o öğütleri burdan köye yol olur.
Toplasam o öğütleri burdan köye yol olur."
Ozan ve Metenin beraber söylediği şarkı yüzünden, sadece yarım saattir içinde olduğumuz hapishanede kafayı yemek üzereydik.
Evet kesinlikle şu şarkının notalarını toplasak buradan bizim köye yol olurdu.O kadar çok başa sarmışlardı ki birazdan polisler gelip eşlik etse şaşırmazdım.
Rüzgar sinirle ayağa kalktığında Giray önüne geçip durdurmuştu.Bana kalsa dövebilirdi hatta bende yardıma giderdim.
Kapının açılmasıyla bakışlarımız oraya dönmüştü.Bizi karakola getiren polis memuruydu gelen.Yüzünde büyük bir gülümseme ile bize bakıp "Çıkabilirsiniz."demişti.
Teker teker çıktığımızda ne görmem gerekiyordu bilmiyordum ama sandalyesinde oturmuş,kahvesini içen bir adet Altay Sancak beklemediğim kesindi.
Durdum.İnsan babasını görünce nasıl hissetmeliydi ki?Bilmiyordum.Bizi görünce şık takım elbisesi içinde ayağa kalkmıştı.
Şu an fark ediyordum da ben babamın kopyasıydım. Tek fark saç rengimizdi.Hâlâ sarıları görünen beyaz saçları,benimle aynı olan yeşil gözleri ve beyaz teniyle babamdı işte.
Ömer ve Mete gülümseyerek amcalarına sarıldığında yutkunmadan edemedim.Onları takmadan çıkışa doğru gitmekti niyetim fakat adımı seslenince durmak zorunda kalmıştım.
Onun ağzından kendi adımı duymak o kadar değişikti ki ne yapacağımı bilemedim.Arkamı dönüp bakmalı mıydım ona ya da koşarak uzaklaşmalı mıydım oradan?
Yanıma doğru geldiğinde mecbur olarak bakmıştım yüzüne,tam karşımda durması hayal gibi bir şeydi.
"Biraz konuşabilir miyiz?"dediğinde başımı dik bir konuma getirip,iki yana salladım."Benim sizinle konuşacak hiçbir şeyim yok Altay Bey mümkünse sizinde benimle olmasın."deyip bir kez bile arkama bakmadan hızla çıktım.
Benimle ne konuşacaktı ki?Nasıl bıraktığını mı anlatacaktı beni yoksa yapamadığı babalığını mı anlatacaktı bana?
Ozanlar yanıma ulaştığında da durmadım.Olabildiğince hızlı yürüyor,buradan uzaklaşmak istiyordum.
Kerem koşmaktan nefes nefese kalmış bir sesle "Kızım bir yavaş."dediğinde durdum.Hızlı yürüyeceğim diye ne kadar ilerlediğimi fark etmemiştim bile.
Esin "Baban mıydı?"dediğinde kafamı salladım.Anlayışla yanıma gelip,sıkıca sarıldığında sarılışına karşılık verdim.
Ozan,Kerem ve Rüzgarın da bize katılmasıyla gözlerim doldu.Çantamda çalan telefonum yüzünden ayrılsakta, yüzümde büyük bir gülümseme oluştu.
Annemdi.Hiç açmak istemiyordum.Kerem eğilip,telefonuma baktığında sıkıntıyla iç çektim.
Yavaşça açıp,kulağıma dayadığımda her zaman olduğu gibi yine bağıran sesini duyarım sandım ama öyle olmadı.
Sesi sakindi,öyle sakindi ki korkmadan edemedim.Çocukluğumda annem ne zaman bağırsa korkudan çıtımı çıkartamazdım ama sonra fark ettim ki onun bana verdiği en büyük ceza sessizliğiymiş.
Sonra olabildiğince yaramazlık yaptım.Hiç susmadım,ben susarsam o da susar diye bir kez olsun kesmedim sesimi.
Kısık bir sesle "Anne."dediğimde karşı taraftan gelen hıçkırık sesiyle kaskatı kesildim."Eflin."deyip ağlamaya başladığında ise ne yapacağımı bilemedim.
Bugün ne çok kararsız kalıyordum ben,ne çok bilinmezlik içindeydim de fark etmiyormuşum.
"Anne,iyi misin?Ne oldu?"diye art arda sorduğum sorularla bizimkilerde merakla bana dönmüştü.
Annem ise "Senden nefret ediyorum."diye bağırıp kapatmıştı yüzüme.Hiçbir şey yapmadan,sadece kaldırıma oturdum.
Diğerleri de yanıma oturduğunda benden bir cevap beklediklerini bildiğimden,kısa bir şekilde "Benden nefret ediyormuş."dedim.
Hiçbir şey söylemediler,söylemelerini de beklemedim zaten.Anlamaları yeterliydi.Kısa bir sessizliğin ardından Esin konuştu.
"Geçen yine yetimhane müdürüyle tartıştım ve ne dedi biliyor musunuz?"deyip bize baktı.
"Ailem olmadığı için kendimde kavga etmeyi bırak,bağırmaya bile hak bulamazmışım."dediğinde de bir şey söylemedik.
Kerem "Benimde işte geçen bir yarışma vardı ya,katılmamıştım.Herkes babasıyla katılıyormuş o yüzden çıktım bende."deyip iç çektiğinde ,kararmış havaya baktım.
Ozan "Şimdi fark ettim de hiç mi içimizde ailesi düzgün olan biri yok?"deyip ayağa kalktığında bakışlarımız ona döndü.
Rüzgar gülümseyerek "Varsın olmasın,biz bize yeteriz yetmez mi?"dediğinde aynı anda "Yeteriz."diye bağırıp gülmeye başladık.
Bu dünyada aileyi tanımla deseler,şüphesiz yanımda olan dört çocuğu anlatırdım.Bana aile olmayı öğreten dört çocuğu.
İşte benim ki de bir gerçeklik meselesiydi ya yıllardır peşinde koştuğum,bir gerçek ailem mes