Keşfet

Bölüm-9 Yaşam

Deli Dünyam

Yaşam bir oyundu.Gülüp oynayıp en küçük bir hatamızda iki saniyeye silindiğimiz bir oyun.

🦋🦋🦋

Yaşamı elinden alınmış birçok insana rastlamıştım.Kiminin borcu yüzünden intihar ettiğini,kimin yasa dışı işlere bulaşıp öldürüldüğü, kiminin ise zorbalığa uğradığı için günlerce evinden çıkmadığını,sonunda ise cesetlerine ulaşıldığını bilirdim.

Bunlardan hep nefret etmiştim.Çözümü ölümde bulanlardan...

Oysa yaşamak en büyük ilaç değil miydi?İlaç herşeyin çözümü değildi elbet.İlaçın fazlası da zehir olur,sonu yine ölüme çıkardı.Yaşamanın da öyle.

Önümü göremiyordum.Ebe ben miydim?Nefes alamıyordum.Beynim durmuş gibi çalışmıyordu."Yürü."diyordu derinden bir ses.

Yürüyorum...

Nereye?

Bilmiyorum...

Neredeyim?

Bunu da bilmiyorum.

Uyan.Rüya da mıydım ki?Uyan.Uyan.Uyan.Ne zaman uyudum."Kör oldun."dedi başka bir ses.

Bu yüzden mi karanlık?Ne garip?Oysa çoktan uyanmıştım.Ne zaman uyuduğumu bilmesemde.

Biri nefesimi kesmiş de yeni veriyormuş gibi irkildim.Boğazımı mı sıkmışlardı?Çok ağrıyordu.

Öksürerek oturduğum yerde doğruldum.Başım fena ağrıyordu.En son onunla körebe oynamamızı istemişti.Sonra ne olmuştu?

Etrafımda olan ağaçlara ve yanımda ki mektup'a baktım.Titreyen ellerim ve düzensiz nefes alış verişimle açtım.

"Oyun başladı.Kaçabildiğin kadar kaç güzelim çünkü ebe benim."

Bu kadar.Ayağa kalkmaya çalıştım ama olmadı.Dizlerim soğuk havadan mı bilinmez deli gibi titriyordu.Kalk.

Ağaca tutunup yavaşça doğruldum.Tam o sırada robotik bir ses yankılandı."Başlıyoruz."diyordu.

Diğerleri neredeydi?İyi olmalarını istedim.Kötü olduklarını bildiğim halde...

Tekrar o ses "Sıkıldığınızı düşünüyorum.Bir şarkıdan zarar gelmez öyle değil mi?"deyip Sickick-İntro (lnfected)şarkısını açmıştı.

O kadar çok ağaç vardı ki nereye gideceğimi bilemedim.Üstelik ortam fazla ürkütücü değilmiş gibi şarkı daha da geriyordu.

"Ju-ju-just watch

Ju-ju-just watch

Ju-ju-just watch"

"Sa-sa-sadece izle

Sa-sa-sadece izle

Sa-sa-sadece izle"

Neyi izleyecektim?Berbat olan hayatımı mı?Ne tür bir saçmalıktı bu böyle?Yürüyeceğim yeri bile bilmiyordum.

Labirentte gibiydim.Issız kimsenin olmadığı bir labirent.Şarkı devam ediyordu ve bu durum beni gittikçe ürkütmekten başka hiçbir işe yaramıyordu.

"They call me the freak of the fall

You feel like a badboy? Well I'm King Kong

Bana feci düşeceğimi söylüyorlar

Kötü çocuk gibi mi hissediyorsun? Pekâlâ, ben *King Kong'um

_________________________________________"I'm the new high and you're the same bong

I know I'm, I know I'm hot, don't cry"

"Ben yeni rekorum, sense aynı davul sesi

Biliyorum, biliyorum ateşim var, ağlama"

Farkında olmadan ağlamaya başlamış olmam ve çaresizce diğerlerine seslenmem hiçbir işe yaramıyordu.

Kimse cevap vermiyordu.Gittikçe kontrolümden çıkıyordum.Her an beni tutacak ve oyun bitecekmiş gibi...

Rüyadaysam uyanmak istiyorum.Rüya olsa böyle olmazdı ama ben çıkamayacağım bir kabusun içindeydim.

Ayağım takılınca kötü bir şekilde yere düştüm.Sabah da düştüğümden dizlerimin halini düşünemiyordum.

Fena ağrı yapmıştı.Sinirlerim bozulmuş gibi ,göz yaşlarımın arasından küçük bir kahkaha attım.Ne kadar muhteşem bir zamanlama böyle.

Arkamdan gelen seslerle bir anlığına zamanın durduğunu sandım.Hızla kalkıp ağrıyan dizlerime inat ,deli gibi koşmaya başladım.

Yollar ne taraftaydı?"Heyy!Kimse yok mu?"diye bağırdım fakat gelen kahkaha sesi çok yanlış yönde olduğumu açıkça belli ediyordu.

Tabi ki kimse yoktu?Aptal gibi bağırmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı.Ben diğer yöne kaçarken, şarkı muhtemelen son nakaratını çalıyordu.

"Darkness comes and darkness stays

Face your fears

Don't be afraid."

"Karanlık geliyor ve karanlık yerleşiyor.

Yüzleş korkularınla,korkak olma."

Sonunda yolu gördüğümde hızlandım.Gelen arabayı gördüğümde ise neredeyse sevinçten çığlık atacaktım.

Neredeyse arabanın önüne atladığımda ani bir frenle durdu.Manyakça olduğunun farkındaydım ama hiç vaktim yoktu.

Kendimi korku filmlerinde kaçmaya çalışan ama kaçamayan o aptal başrol kızlar gibi hissetmeye engel olamıyordum.

İçinde kimin olduğuna zerre bakmadan, hızla arabaya binip emniyet kemerimi taktım.

Yanıma döndüğümde ise gördüğüm kişiyle şaşkınlıkla kalakaldım.Hadi ama!Onun burada ne işi vardı?

Altay Sancak şaşkınlıkla bana bakıyor,muhtemelen bu saatte neden burada olduğumu sorguluyordu.

Kendime hızla çeki düzen verip "Sonra anlatsam ama şimdi hemen eve gitsek olur mu?"dediğimde söylemek istediği onca şey varken yutkunup arabayı çalıştırdı.Kim bilir neler düşünüyordu?

Saçlarım dağılmış,üstüm başım toz içinde.Yırtılan kot pantolonum,üstüne kanayan dizim ve ben mükemmel görünüyorduk çünkü.

Telefonum cebimdeydi.Açtığımda diğerlerinin çoktan eve gittiğini gördüm.Nasıl oluyordu bu?

Hepsi kan ter içinde çıktıkları gibi eve gitmiş olmalıydı.Oyunun kuralı buydu çünkü.Ben doğru dürüst okuyamadığımdan anlayamamıştım.

İsteselerde kalamazlardı.Kural buydu.En sona benim kalmam da benim mallığımdandı sanırım.

Evin yakınlarına ulaşmıştık ki Altay Bey bana bakmadan "Giraylar seni bulduğum yerde bulabileceğimi söyledi.Eve geldik sayılır.Dördünüzde neler olduğunu anlatmadan hiçbir şey yapamazsınız."dediğinde çoktan malikaneden içeri girmiştik.

Derin bir nefes aldım.Çekinerek "Ben girmesem."dediğimde emniyet kemerini yeni açmış halde bana döndü.

"İstesende kaçamazsın civciv.Üstelik şu halini gördükten sonra seni bırakacağımı düşünme sakın."dediğinde oflayarak indim arabadan.

Hafiften burkan ayağımla neredeyse yere yapışacak gibi duruyor olmalıyım ki önümde yürüyen Altay Bey sabır dileyerek bana döndü.

"Ayağına ne yaptın?"deyip bir anda belimi tutup yürümem için destek verdiğinde şaşkınlıktan konuşamadım.

Derin bir nefes alıp "Ben şeyy düştüm."dediğimde sorgulamadan onayladı dediğimi.

"Düştün."dedi.Anlamaya çalışır gibiydi ses tonu.Fazla kısık bir sesle bir şey mırıldanmıştı fakat yakınında olduğum halde duyamadım.

Kapının önüne geldiğimizde ayrıldım ondan.Anahtarlarını çıkartıp kapıyı açtığında girmek istemesem bile arkasından girdim.

Hepsi salondaydı.Giraylar ise suçlu çocuklar gibi koltukta beraber oturuyorlardı.Girayın dudağı patlamış bunun dışında pek bir şeyi yoktu.

Ömer ve Metenin ise toz olan üstleri dışında bir şeyleri yoktu.Sanırım en fazla hasar alan bendim.

Bizi ilk fark eden Zeliha Hanım olmuştu."Ay kalbimize mi indireceksiniz anlamıyorum ki?Bu ne hal kızım?"dediğinde bütün bakışlar bize tabiri caizse bana dönmüştü.

Sevim Hanım hızla yanıma gelip bana sarıldığında ne yapacağımı bilemedim.Bu kadının anlık sarılmalarına alışabileceğimi sanmıyordum ya neyse.

Altay Bey sakin bir şekilde koltuğa oturup "Yok bir şeyi civcivin, düşmüş sadece."demişti fakat sesinde olan siteme bakılırsa ona yalan söylediğimi anlamış olmalıydı.

Çok da yalan sayılmazdı aslında,düşmüştüm ama bildikleri gibi değil.Ayrıca bana sürekli civciv demesi de gözümden kaçmıyordu.

Ona dönüp kaşlarımı çattım."Civciv?"dedim sorgular bir sesle.O da aynı şekilde bana bakıp "Değil misin?"demişti.

"Değilim."deyip bakışlarımı çektim ondan.Dönmeden önce hafiften gülümsediğini görmüştüm sanki ama hayal de olabilirdi.Emin değildim.

Asım Bey ise bakışlarını dördümüzde gezdirip "Kim başlayacak?"demişti.Ne diyecektik şimdi?

Ah kusura bakmayın Asım Bey saçma sapan bir oyuna girdik.Herif bize konumunu atınca gitmek zorunda kaldık.Sonra da kendisini göremesekte ıssız bir ormanda körebe oynadık.

Hah işte tam da böyle söylemeliydik.Aferin Eflin böyle devam.

Girayların koltuğunda kalan boş yere oturduğumda kadro tamamlanmıştı.Mete eğilip sadece benim duyabileceğim bir şekilde "İyi misin?"dediğinde ben de aynı şekilde kısık bir sesle "İyiyim."dedim.

Asım Bey tekrar konuşacaktı ki çalan telefonum ile durmak zorunda kaldı.Hızla alıp baktığımda arayanın annem olduğunu gördüm.

Ayağa kalkıp müsaade isteyecektim konuşmak için fakat gıcık bir numara "Ne o olanları ötmek için mi arıyorlar seni?"dediğinde sabır çekerek geri yerime oturdum ve açtım telefonu.Çok da umurumdalardı.

"Efendim anne."demiştim ki bütün bakışlar bana döndü.Sabah ki tartışmamızdan sonra araması garipti.

Diğerl

Yorumlar

  • Nisa Nur: teşekkür ederim🤍🌸
  • Aslı Kuş: Kelimelerin yükü ağır güzel yazmış yine yazar
  • Nisa Nur: Yaa teşekkür ederimm🤍🌸
  • Yağmur Erdoğan: Şarkılar ve karanlık atmosfer harika olmuş