12. BÖLÜM — TAKİP
12. BÖLÜM — TAKİP
Ertesi sabah Asher, gece duyduğu sesi hâlâ düşünüyordu.
Thames'in kıyısında yürürken birkaç kez arkasına baktı.
Kimse yoktu.
Ama içindeki huzursuzluk geçmiyordu.
Elini cebine attı.
Taş hâlâ oradaydı.
Tam köşeyi döneceği sırada arkasından ayak sesleri duydu.
Asher yavaşladı.
Ayak sesleri de yavaşladı.
Arkasına baktığında birkaç metre gerisinde iki adam gördü.
Onları tanımıyordu.
Bir süre yürümeye devam etti.
Adamlar da peşinden geliyordu.
Asher bu kez biraz hızlandı.
Onlar da hızlandı.
"Galiba beni takip ediyorlar."
Sokağın köşesinden döndü.
Adımlarını daha da hızlandırdı.
Arkasından bir ses geldi.
"Hey! Dur!"
Asher dönüp bakmadı.
Koşmaya başladı.
Dar bir sokağa girdi.
Birkaç dakika sonra arkasındaki sesleri duyamadı.
Yavaşladı.
Nefesini toparlamaya çalışırken etrafına baktı.
Kimse görünmüyordu.
"Sanırım atlattım."
Tam yürümeye başlayacaktı ki cebindeki taş hafifçe ısındı.
Asher durdu.
Taşı çıkarıp avucuna aldı.
Çizgiler birkaç saniyeliğine belli belirsiz parladı.
Asher şaşkınlıkla ona baktı.
"Şimdi de sen mi başladın?"
Parıltı kayboldu.
Asher taşı tekrar cebine koydu.
Bu kez daha dikkatli yürümeye başladı.
Atlantika'da Fiona arşivde eski kayıtları incelemeye devam ediyordu.
Önündeki dosyanın arasında daha önce fark etmediği küçük bir sayfa buldu.
Sayfanın kenarları yıpranmıştı.
Fiona dikkatlice açtı.
Birkaç kelime hâlâ okunabiliyordu.
"Kraliyet kanından..."
Fiona'nın kaşları çatıldı.
Devamındaki kelimeler silinmişti.
Bir alt satırda ise sadece birkaç kelime kalmıştı.
"...denizden uzak..."
Fiona sayfayı çevirdi.
Arka taraf boştu.
"Bu kadar mı?"
Sayfayı tekrar önüne çevirdi.
En altta bir tarih vardı.
Yirmi yıl öncesine aitti.
Fiona bir süre tarihe baktı.
Sonra sayfayı dosyanın içine koydu.
Bunu şimdilik kimseye söylememeye karar verdi.
Ama Kaelen'e sorması gerektiğini düşünüyordu.
Dylan sarayın kıyısında Elora'nın yanına gitti.
Elora onu görünce gülümsedi.
"Yine düşünüyorsun."
Dylan da gülümsedi.
"Biraz."
"Fiona'yla mı ilgili?"
"Evet."
Dylan denize baktı.
"Eski bir kayıt bulmuş."
Elora merakla ona baktı.
"Ne yazıyormuş?"
"Tam olarak bilmiyorum. Bazı kelimeler okunabiliyormuş."
"Hangileri?"
Dylan omuzlarını kaldırdı.
"Fiona bana söylemedi."
Elora birkaç saniye sustu.
"Sen de karaya gitmeyi düşünüyorsun."
Dylan ona baktı.
"Nereden anladın?"
"Seni tanıyorum."
Dylan hafifçe güldü.
"Bu sefer kavga etmeyeceğim."
Elora kaşlarını kaldırdı.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Umarım."
Dylan gülümsedi.
"Ben de öyle umuyorum."
Bir süre sonra Dylan karaya çıktı.
Rıhtıma doğru yürürken etrafına bakıyordu.
Tam rıhtıma yaklaşırken karşıdan gelen birini fark etti.
Asher.
İkisi de aynı anda durdu.
Asher'ın yüzü hemen ciddileşti.
"Sen."
Dylan birkaç adım yaklaştı.
"Sakin ol. Kavga etmek için gelmedim."
Asher ona baktı.
"Ben de kavga etmek istemiyorum."
Kısa bir sessizlik oldu.
Dylan konuştu.
"Seninle konuşmam gerekiyor."
"Ne hakkında?"
"Taş."
Asher'ın eli istemsizce cebine gitti.
"Nereden biliyorsun?"
"Fiona bazı eski kayıtlar buldu."
Asher bir şey söyleyecekken arkasından ayak sesleri duyuldu.
İkisi de aynı anda baktı.
Sokağın başında sabah gördüğü iki adam vardı.
Asher'ın yüzü değişti.
"Onlar yine burada."
Dylan adamlara baktı.
"Seni mi arıyorlar?"
"Evet."
"Ne istiyorlar?"
"Bilmiyorum."
Adamlar onları fark etti.
Biri diğerine bir şey söyledi.
Sonra ikisine doğru yürümeye başladılar.
Asher geri çekildi.
"Burada kalırsak yakalanacağız."
Dylan başını salladı.
"O zaman gidelim."
İkisi rıhtımdan uzaklaşmaya başladı.
Arkalarındaki adamlar hızlandı.
Asher bir ara sağdaki dar sokağa döndü.
Dylan da onu takip etti.
Bir süre sonra ayak sesleri uzaklaştı.
İkisi de durdu.
Asher duvara yaslandı.
"Nefes almaya bile fırsat vermiyorlar."
Dylan ona baktı.
"Kim olduklarını öğrenmemiz gerekiyor."
Asher başını salladı.
"Ben de bunu anlamaya çalışıyorum."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Dylan'ın bakışları Asher'ın cebine kaydı.
"Taş yanında mı?"
"Evet."
Asher taşı çıkardı.
Dylan yaklaştı.
Taş bu kez parlamıyordu.
Ama birkaç saniye sonra suyun sesi değişti.
Yakındaki su hafifçe hareket etti.
Asher kaşlarını çattı.
Dylan da suya baktı.
Su kısa bir süreliğine kıyıya doğru ilerledi.
Sonra yeniden eski hâline döndü.
Asher yavaşça konuştu.
"Az önce su..."
"Gördüm."
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
Asher taşı avucunda çevirdi.
"Sence bunun taşla bir ilgisi var mı?"
Dylan suya bakmaya devam etti.
"Bilmiyorum."
Uzaktan yeniden ayak sesleri geldi.
Asher taşı cebine koydu.
"Gitmemiz lazım."
Dylan başını salladı.
"Tamam."
İkisi farklı yönlere doğru ayrıldı.
Dylan birkaç adım attıktan sonra arkasına baktı.
Asher da aynı anda dönüp ona bakıyordu.
Kısa bir süre göz göze geldiler.
Sonra ikisi de yollarına devam etti.
Asher yürürken elini cebine attı.
Taş hâlâ sıcaktı.
Dylan ise rıhtımdan uzaklaşırken bir kez daha denize baktı.
İçindeki garip his yine geçmemişti.