Keşfet

## 13. BÖLÜM — GERÇEKLERE RAMAK KALA: ŞÜPHE

Derinliğin Kanı

## 13. BÖLÜM — GERÇEKLERE RAMAK KALA: ŞÜPHE

Fiona, arşivde bulduğu sayfayı tekrar masanın üzerine koydu.

Gözleri yine aynı kelimelere takıldı.

**“Kraliyet kanından...”**

Altındaki yazı okunmuyordu.

Bir alt satırda ise sadece birkaç kelime kalmıştı.

**“...denizden uzak...”**

Fiona sayfayı eline aldı.

Tarih kısmına baktı.

Yirmi yıl öncesine aitti.

“Yirmi yıl önce ne olmuştu?”

Bir süre düşündü.

Sonra eski dosyaları karıştırmaya başladı.

Saldırılarla ilgili kayıtları açtı.

Bazı sayfalar vardı.

Bazıları ise eksikti.

Fiona bir dosyayı kapattı.

“Burada bir şeyler eksik.”

Tam dosyayı yerine koyacakken sayfanın kenarında küçük bir işaret gördü.

Daha önce fark etmemişti.

Dalgaya benzeyen üç çizgi vardı.

Fiona bir süre işarete baktı.

Sonra aklına Asher'ın taşı geldi.

Taşın üzerinde de buna benzer çizgiler vardı.

“Bu da ne?”

Taşı daha önce eline aldığı anı düşündü.

Ama bunun sadece bir tesadüf olup olmadığını bilmiyordu.

Sayfayı tekrar dosyanın arasına koydu.

Bunu şimdilik kimseye söylememeye karar verdi.

Önce biraz daha araştırmalıydı.

---

Asher, Thames'in kıyısında yürüyordu.

Dün onu takip eden adamlar hâlâ aklındaydı.

Kim olduklarını bilmiyordu.

Ama peşini bırakmayacakları belliydi.

Elini cebine attı.

Taşı çıkardı.

Bu kez hiçbir şey olmuyordu.

Asher taşa baktı.

“Dün ısınıyordun, şimdi neden sustun?”

Taştan tabii ki cevap gelmedi.

Asher başını salladı.

“Tamam. Seninle konuşmak da saçmaymış.”

Taşı cebine koydu.

Tam yürümeye başlayacaktı ki karşı kaldırımda tanıdığı birini gördü.

Dünkü adamlardan biriydi.

Asher olduğu yerde durdu.

Adam da onu fark etti.

Birkaç saniye birbirlerine baktılar.

Sonra adam arkasını dönüp yürümeye başladı.

Asher tereddüt etti.

Ardından peşinden gitti.

Adam bir sokağa girdi.

Asher hızlandı.

Ama sokağın sonuna geldiğinde adam ortada yoktu.

Asher etrafına baktı.

“Nasıl kayboldu?”

Bir süre bekledi.

Sonra geri döndü.

Aklında tek bir soru vardı.

**Bu adamlar benden ne istiyor?**

---

Atlantika'da Dylan, sarayın kıyısında oturuyordu.

Elora yanına geldi.

“Yine düşünüyorsun.”

Dylan ona baktı.

“Biraz.”

Elora yanına oturdu.

“Asher mı?”

Dylan kısa bir süre sustu.

“Evet.”

Elora gülümsedi.

“Belli oluyor.”

Dylan denize baktı.

“Onu gördüğümde garip hissediyorum.”

“Nasıl bir his?”

“Bilmiyorum.”

Dylan başını salladı.

“Anlatması zor.”

Elora onu dinlemeye devam etti.

“Daha önce tanıyormuşum gibi geliyor.”

Elora birkaç saniye sustu.

“Belki yüzü tanıdığın birine benziyordur.”

“Olabilir.”

Dylan denize baktı.

“Ama sadece yüzü değil.”

Elora bir şey söylemedi.

Dylan devam etti.

“Dün taş yanındayken suyun hareket ettiğini gördün.”

“Evet.”

“Belki bunun bir nedeni vardır.”

Elora ona baktı.

“Fiona bir şey bulur.”

“Umarım.”

Dylan ayağa kalktı.

“Ben de Asher'la tekrar konuşacağım.”

Elora hemen cevap verdi.

“Bu sefer kavga yok.”

Dylan gülümsedi.

“Tamam.”

---

Fiona, arşivdeki dosyaları incelemeye devam etti.

Bir süre sonra Kaelen içeri girdi.

“Fiona.”

Fiona başını kaldırdı.

“Buradayım.”

Kaelen masaya yaklaştı.

“Yine eski kayıtlarla mı uğraşıyorsun?”

“Evet.”

Fiona bir an durdu.

Sonra bulduğu sayfayı gösterdi.

“Bunu bugün buldum.”

Kaelen sayfaya baktı.

Yüzünde kısa bir değişiklik oldu.

Ama hemen toparlandı.

“Eski bir kayıt.”

“Biliyorum.”

Fiona sayfayı işaret etti.

“Burada ‘kraliyet kanından’ yazıyor.”

Kaelen cevap vermedi.

Fiona devam etti.

“Sonrası okunmuyor.”

Kaelen dosyaya baktı.

“Eski kayıtların çoğu böyle.”

Fiona başını salladı.

“Evet ama bu sayfanın tarihi yirmi yıl öncesi.”

Kaelen birkaç saniye sustu.

“Bunun bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.”

Sonra dosyayı kapatıp Fiona'ya verdi.

“Çok fazla kurcalama.”

Kaelen arkasını dönüp çıktı.

Fiona onun ardından baktı.

Kaelen'in neden bu kadar kısa cevap verdiğini anlamamıştı.

Ama artık daha fazla merak ediyordu.

---

Mireia, odasında kendisine getirilen raporu okuyordu.

“Yani onu takip etmişler.”

Görevli başını salladı.

“Evet, kraliçem.”

“Peki yakalayabildiler mi?”

“Hayır.”

Mireia raporu masaya bıraktı.

“Kim oldukları belli mi?”

“Henüz değil.”

Mireia birkaç saniye düşündü.

“Takip etmeye devam edin.”

Görevli başını eğdi.

“Emredersiniz.”

Görevli çıktıktan sonra Mireia masadaki dosyaya baktı.

Asher'ın dosyasıydı.

Ailesi hakkında çok az bilgi vardı.

Mireia sayfaları çevirdi.

Sonra durdu.

Yirmi yıl öncesine ait bölüm yine eksikti.

“Bu çocuk hakkında neden bu kadar az bilgi var?”

Dosyayı kapattı.

Şimdilik daha fazla soru sormayacaktı.

Önce gerçekte kim olduğunu öğrenmek istiyordu.

---

Akşam olduğunda Dylan tekrar sarayın kıyısına çıktı.

Bir süre denizi izledi.

Sonra cebindeki taşı çıkardı.

Taş birkaç saniye sonra hafifçe ısındı.

Dylan şaşırdı.

“Yine mi?”

Taşa baktı.

Parlamıyordu.

Sadece sıcaktı.

Dylan taşın üzerinde parmaklarını gezdirdi.

Tam o sırada denizin içinden küçük bir dalga geldi.

Kıyıya vurup geri çekildi.

Dylan bir süre suya baktı.

Sonra aklına Asher geldi.

Aynı taş.

Aynı garip his.

Dylan başını eğdi.

“Bunun onunla bir ilgisi mi var?”

Cevap yoktu.

Dylan taşı cebine koydu.

Ama aklındaki soru hâlâ duruyordu.

**Asher'la aralarında gerçekten ne vardı?**

Yorumlar

  • Ayşe kibritci: asher taşla gerçekten ne yapmaya çalışıyorsun anlayamıyorum ama cevap beklememelisin