7. BÖLÜM — RIHTIMDAKİ GÖLGE
7. BÖLÜM — RIHTIMDAKİ GÖLGE
Dylan o gece bir türlü uyuyamadı.
Yatağında birkaç kez dönüp durdu.
Gözlerini kapattığında aklına yine rıhtım geliyordu.
Asher.
Elora.
Ve o garip his...
Dylan gözlerini açtı.
Tavana baktı.
"Ben bu çocuğu neden tanıyormuşum gibi hissediyorum?"
Kendi kendine sorduğu soruya yine kendisi cevap veremedi.
Yatağından kalkıp pencerenin önüne geçti.
Atlantika'nın karanlık sularına baktı.
Her şey sakindi.
En azından dışarıdan öyle görünüyordu.
Dylan elini göğsüne götürdü.
Dün başlayan o tuhaf baskı yine vardı.
Çok hafifti ama kendini belli ediyordu.
"Yine mi?"
Birkaç saniye bekledi.
Baskı yavaş yavaş geçti.
Dylan derin bir nefes aldı.
Sonra aklına Elora geldi.
Onu rıhtımda Asher'ın yanında görmek hâlâ canını sıkıyordu.
Ama asıl sinirlendiği şey, Asher'ın kendisiydi.
Nedenini bilmiyordu.
Sadece o çocuğu gördüğünde içi huzursuz oluyordu.
---
Sabah olduğunda Dylan kahvaltı salonuna indi.
David ve Alex çoktan masadaydı.
Dylan daha yerine oturmadan David konuştu.
"Bugün karaya çıkmıyorsun."
Dylan kaşlarını kaldırdı.
"Günaydın sana da."
Alex başını eğip gülümsememeye çalıştı.
David ise ciddi görünüyordu.
"Şaka yapmıyorum."
"Ben de şaka yapmıyorum."
Dylan sandalyesine oturdu.
David ona baktı.
"Dün ne yaptığını unutmadın herhalde?"
"Unutmadım."
"Öyleyse tekrar yapma."
Dylan cevap vermedi.
Alex araya girdi.
"Bak, seni suçlamıyoruz."
Dylan başını kaldırdı.
"Öyle mi?"
"Evet."
"O zaman neden sürekli karışıyorsunuz?"
David iç çekti.
"Çünkü seni korumaya çalışıyoruz."
Dylan sandalyesine yaslandı.
"Ben kendimi koruyabilirim."
"Karşılaştığın kişinin ne olduğunu bile bilmiyorsun."
Dylan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Ben de bilmiyorum."
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Alex biraz daha sakin bir sesle sordu.
"Onu görünce ne hissediyorsun?"
Dylan birkaç saniye düşündü.
"Hiçbir şey."
David hemen karşılık verdi.
"Yalan."
Dylan ona baktı.
"Tamam."
Bir süre sustu.
"Garip bir şey hissediyorum."
Alex'in yüzü ciddileşti.
"Nasıl bir şey?"
Dylan başını iki yana salladı.
"Anlatamıyorum."
Tam o sırada salonun kapısı açıldı.
Fiona içeri girdi.
Üçü birden ona döndü.
Fiona'nın bakışları Dylan'ın üzerinde durdu.
"Dylan, seninle konuşabilir miyim?"
Dylan ayağa kalktı.
"Tabii."
Fiona birkaç adım yaklaştı.
"Gece yine oldu mu?"
Dylan ne demek istediğini anlamadı.
"Ne?"
"Göğsündeki baskı."
Dylan bir an sustu.
Sonra başını salladı.
"Evet."
"Ne zaman?"
"Uyurken."
"Başka bir şey hissettin mi?"
Dylan düşündü.
"Hayır."
Fiona birkaç saniye sessiz kaldı.
"Denizde de garip bir hareketlilik olmuş."
David hemen sordu.
"Ne tür bir hareketlilik?"
"Tam olarak bilmiyorum."
Dylan kaşlarını çattı.
"Rıhtımla mı ilgili?"
Fiona ona baktı.
"Olabilir."
"Olabilir mi?"
Fiona hafifçe iç çekti.
"Dylan, ben de ne olduğunu anlamaya çalışıyorum."
Dylan sustu.
Fiona devam etti.
"Son iki gündür denizin akışı normal değil. Çok büyük bir şey değil ama... farklı."
Dylan'ın aklına hemen Asher geldi.
"Karada biri olduğu için olabilir mi?"
Fiona birkaç saniye düşündü.
"Belki."
Dylan'ın canı sıkıldı.
"Yine belki."
Fiona hafifçe gülümsedi.
"Çünkü şu an benim de bildiğim tek şey bu."
---
Londra'da Asher, Thames'in kenarında yürüyordu.
Gece yaşananları hâlâ düşünüyordu.
Dylan'ın öfkesi...
Elora'nın araya girmesi...
Ve o kavga.
Asher cebindeki küçük taşı çıkardı.
Dün rıhtımda bulmuştu.
Normalde böyle bir şeyi önemsemezdi.
Ama bu taşta garip bir şey vardı.
Hava soğuk olmasına rağmen avucunda sıcak hissediliyordu.
Asher taşı çevirdi.
"Sen nesin?"
Kendi söylediğine hafifçe güldü.
"Taşla konuşmaya da başladım."
Tam taşı cebine koyacakken arkasından bir ses geldi.
"Asher."
Başını çevirdi.
Elora birkaç adım geride duruyordu.
"Asher, seni arıyordum."
"Bir şey mi oldu?"
Elora başını salladı.
"Hayır."
Yanına geldi.
Bir süre beraber yürüdüler.
Sonunda Elora konuştu.
"Dün için üzgünüm."
Asher ona baktı.
"Senin suçun değildi."
"Dylan bazen öyle davranabiliyor."
"Asıl mesele o değil."
Elora durdu.
"Asıl mesele ne?"
Asher bir süre düşündü.
"Onu daha önce hiç görmedim."
"Evet."
"Ama..."
Cümlesini tamamlamadı.
Elora bekledi.
"Asher?"
"Boş ver."
"Hayır. Söyle."
Asher derin bir nefes aldı.
"Dün ona baktığımda tuhaf bir şey hissettim."
Elora'nın kaşları çatıldı.
"Ne gibi?"
"Bilmiyorum."
Asher başını iki yana salladı.
"Anlatması zor."
Elora sessizce bekledi.
Asher sonunda konuştu.
"Sanki onu daha önce görmüşüm gibi."
Elora'nın yüzündeki ifade değişti.
"Ben de aynı şeyi hissettim."
Asher şaşırdı.
"Sen de mi?"
"Yüzü."
"Ne olmuş yüzüne?"
"Dylan'a çok benziyor."
Asher bir süre sessiz kaldı.
Sonra başını salladı.
"Ben de fark ettim."
Elora gözlerini Thames'e çevirdi.
"Bu normal değil."
Asher omuzlarını kaldırdı.
"Benim hayatımda normal olan pek bir şey yok."
Elora istemeden gülümsedi.
Ama gülümsemesi kısa sürdü.
Çünkü suyun sesi değişmişti.
İkisi de aynı anda Thames'e baktı.
Dalgalar kıyıya biraz daha sert vuruyordu.
Elora fısıldadı.
"Sen de gördün mü?"
Asher başını salladı.
"Evet."
"Burada bir şey var."
Asher suya doğru bir adım attı.
Elora hemen kolundan tuttu.
"Dur."
Asher ona baktı.
"Neden?"
"Bilmiyorum."
Tam o sırada su yeniden hareketlendi.
Asher'ın cebindeki taş hafifçe ısındı.
Asher'ın yüzü değişti.
Elora bunu fark etti.
"Ne oldu?"
"Hiç."
"Asher."
"Gerçekten bir şey yok."
Asher taşı cebinde sıktı.
Ama gözlerini sudan ayıramıyordu.
---
Atlantika'da Dylan da aynı anda başını kaldırdı.
Göğsündeki baskı yeniden başlamıştı.
Bu kez daha belirgindi.
David hemen fark etti.
"Dylan?"
Dylan cevap vermedi.
Elini göğsüne koydu.
Alex ayağa kalktı.
"Yine mi?"
Dylan başını salladı.
Fiona birkaç adım yaklaştı.
"Ne hissediyorsun?"
Dylan gözlerini kapattı.
Bir süre öylece kaldı.
"Karayı."
David şaşırdı.
"Karayı mı?"
"Rıhtım tarafını."
Fiona sessiz kaldı.
Dylan gözlerini açtı.
"Orada biri var."
David hemen anladı.
"Asher."
Dylan cevap vermedi.
Ama yüzündeki ifade yeterliydi.
Alex başını iki yana salladı.
"Gitme."
Dylan ona baktı.
"Elora orada."
"Onu koruyabilecek insanlar var."
"Ben de koruyabilirim."
David öne çıktı.
"Bu sefer yalnız gitmeyeceksin."
Dylan mızrağını aldı.
Alex de ayağa kalktı.
"Biz de geliyoruz."
Dylan itiraz etmedi.
Üç kardeş birlikte saraydan çıktı.
Fiona arkalarından bakıyordu.
Yüzündeki endişeyi gizleyemiyordu.
Ama ne olduğunu kendisi de bilmiyordu.
---
Rıhtımda hava giderek kararıyordu.
Elora hâlâ Asher'ın yanındaydı.
"Gitmemiz lazım."
Asher başını salladı.
"Bir dakika."
"Ne oldu?"
Asher cevap vermedi.
Çünkü uzaktan gelen ayak seslerini duymuştu.
Elora da duydu.
İkisi birden arkasına döndü.
Sislerin arasından üç kişi görünüyordu.
Dylan.
David.
Alex.
Elora'nın yüzü gerildi.
"Dylan..."
Dylan'ın gözleri doğrudan Asher'a çevrildi.
Asher da ona baktı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Dylan'ın elindeki mızrak hafifçe parlıyordu.
Ama saldırmadı.
Asher da yerinden kıpırdamadı.
İkisinin arasında garip bir sessizlik oluştu.
Dylan yine o tuhaf hissi yaşadı.
Bu kez daha güçlüydü.
Sanki karşısındaki çocuk ona hiç yabancı değilmiş gibi geldi.
Bu düşünce Dylan'ın hoşuna gitmedi.
Başını hafifçe salladı.
"Saçmalıyorum."
Asher da aynı anda göğsüne dokundu.
Kalbi hızlanmıştı.
Nedenini bilmiyordu.
Tam o sırada Thames'ten büyükçe bir dalga geldi.
Su kıyıya vurdu.
Asher'ın cebindeki taş yere düştü.
Taş birkaç saniye boyunca hafifçe parladı.
David'in bakışları taşa kaydı.
Alex de fark etti.
Dylan ise taşa değil, Asher'a bakıyordu.
Çünkü o anda göğsündeki baskı birden kesilmişti.
Dylan şaşkınlıkla elini göğsünden çekti.
Asher da aynı anda başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
İkisi de ne olduğunu anlamıyordu.
Ama ikisinin de aklından aynı düşünce geçti.
Bu çocukta bir tuhaflık var.
Thames'ten gelen dalga bir kez daha kıyıya vurdu.
Bu kez kimse konuşmadı.
Sadece suyun sesi duyuluyordu.
Ve hiçbiri henüz bilmiyordu...
Bu karşılaşmanın hayatlarını ne kadar değiştireceğ