Keşfet

8. BÖLÜM — SESSİZ ÇAĞRI

Derinliğin Kanı

8. BÖLÜM — SESSİZ ÇAĞRI

Rıhtımda birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.

Dylan, karşısındaki Asher'a bakıyordu.

Asher da ondan gözlerini ayırmıyordu.

Yerde duran küçük taş ise hâlâ hafifçe parlıyordu.

David eğilip taşı almak için elini uzattı.

Tam dokunacakken ışık söndü.

David taşı eline aldı.

"Bu ne?"

Asher hemen ona baktı.

"O benim."

David taşı ona uzattı.

"Nereden buldun?"

"Dün."

"Dün burada mı?"

Asher başını salladı.

"Evet."

Alex taşa baktı.

"Normal bir taşa benzemiyor."

Asher omuzlarını kaldırdı.

"Ben de normal bir şey olduğunu düşünmüyorum."

Dylan hâlâ sessizdi.

Bir süre sonra konuştu.

"Az önce sen de bir şey hissettin mi?"

Asher'ın yüzü ciddileşti.

"Evet."

"Ne?"

"Bilmiyorum."

Dylan kaşlarını çattı.

"Ben de bilmiyorum."

Asher ona baktı.

"Ben sana yalan söylemiyorum."

"Yalan söylediğini söylemedim."

İkisi yeniden sustu.

Elora aralarına girdi.

"Yeter artık."

Dylan ona döndü.

Elora sakin bir şekilde konuştu.

"İkiniz de ne olduğunu bilmiyorsunuz. Böyle bakışarak bir şey çözemezsiniz."

Dylan cevap vermedi.

Asher da geri çekildi.

David etrafa baktı.

"Burada daha fazla kalmayalım."

Alex başını salladı.

"Doğru."

Dylan bir şey söylemek istedi ama David'in bakışıyla sustu.

Elora Asher'a döndü.

"Sen de git."

Asher başını salladı.

"Tamam."

Asher uzaklaşırken Dylan onu gözleriyle takip etti.

---

Rıhtım biraz sakinleşince Elora Dylan'ın yanına geldi.

"Dylan."

Dylan denize bakıyordu.

"Ne?"

"İyi misin?"

"Hayır."

Elora şaşırdı.

"Ne oldu?"

Dylan bir süre sustu.

"Asher."

Elora'nın yüzü ciddileşti.

"Yine ne yaptı?"

"Hiçbir şey."

"Öyleyse neden böyle düşünüyorsun?"

Dylan iç çekti.

"Onu görünce garip oluyorum."

Elora sessizce dinledi.

"Garip derken?"

"Bilmiyorum."

Dylan ellerini cebine soktu.

"Sanki..."

Durdu.

"Sanki onu daha önce görmüşüm gibi."

Elora'nın kaşları hafifçe çatıldı.

"Ben de ilk gördüğümde aynı şeyi düşündüm."

Dylan ona döndü.

"Gerçekten mi?"

Elora başını salladı.

"Yüzü sana çok benziyor."

Dylan birkaç saniye cevap vermedi.

"Benzerlik olabilir."

"Olabilir."

Elora tekrar denize baktı.

Dylan'ın sesi biraz yumuşadı.

"Sen ondan hoşlanmıyorsun, değil mi?"

Elora şaşkınlıkla ona baktı.

"Ne?"

"Boş ver."

Elora başını iki yana salladı.

"Hayır, söyle."

Dylan gözlerini kaçırdı.

"Rıhtımda onu görünce..."

Cümlesini tamamlayamadı.

Elora ne demek istediğini anlamıştı.

"Ben seni seviyorum, Dylan."

Dylan ona baktı.

Elora devam etti.

"Asher'a yardım ettim çünkü yardıma ihtiyacı vardı. Hepsi bu."

Dylan'ın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.

"Tamam."

Elora hafifçe gülümsedi.

"Şimdi oldu mu?"

Dylan da istemeden gülümsedi.

"Biraz."

---

Asher ise rıhtımdan uzaklaşmıştı.

Dar bir sokağa girdi.

Bir süre yürüdükten sonra durdu.

Cebindeki taşı çıkardı.

Taş bu kez normal görünüyordu.

Asher onu avucunda çevirdi.

Üzerinde ince çizgiler vardı.

Daha önce fark etmemişti.

"Bu çizgiler de ne?"

Taşı biraz daha yaklaştırdı.

Çizgiler birbirine karışmış gibiydi.

Bir dalgayı andırıyordu.

Asher parmağıyla üzerinden geçti.

Taş bir anda ısındı.

Asher elini çekti.

"Ne oluyor?"

Taşa tekrar baktı.

Bu kez hiçbir şey yoktu.

Asher başını salladı.

"Tamam... Şimdi gerçekten saçmalamaya başladım."

Taşı cebine koydu.

Yürümeye devam etti.

Birkaç adım sonra durdu.

Thames'ten gelen su sesi duyuluyordu.

Asher istemeden arkasına baktı.

Bir süre suyu izledi.

Sonra çok hafif bir ses duydu.

"Asher..."

Olduğu yerde kaldı.

Gözlerini kıstı.

"Kim var?"

Cevap gelmedi.

Bir süre bekledi.

Sonra başını iki yana salladı.

"Herhalde kafamda duydum."

Yoluna devam etti.

Ama içindeki huzursuzluk geçmedi.

---

Atlantika'da Dylan, David ve Alex saraya dönmüştü.

Dylan diğerlerinden biraz geride yürüyordu.

Koridorun sonunda Fiona'yı görünce durdu.

Fiona da onu bekliyordu.

"Ne oldu?"

Dylan hemen sordu.

"Sen söyle."

Fiona hafifçe kaşlarını kaldırdı.

"Ne hakkında?"

"Rıhtımda olanlar."

Fiona birkaç saniye düşündü.

"Sen ne gördün?"

Dylan iç çekti.

"Yine soruyla cevap veriyorsun."

"Çünkü sen de bana doğru düzgün anlatmıyorsun."

Dylan istemeden gülümsedi.

"Tamam."

Sonra ciddileşti.

"Orada bir şey oldu."

Fiona dikkatle onu dinledi.

"Asher'a baktığımda..."

Dylan durdu.

"Ne?"

"Bir şey söyleyecektim ama saçma gelecek."

"Yine de söyle."

Dylan başını eğdi.

"Onu tanıyormuşum gibi."

Fiona'nın yüzündeki ifade çok kısa bir an değişti.

Ama Dylan bunu fark etmedi.

"Belki daha önce bir yerde görmüşsündür."

"Hayır."

"Nasıl bu kadar eminsin?"

"Çünkü hatırlardım."

Fiona cevap vermedi.

Dylan gözlerini ona çevirdi.

"Sen bir şey biliyor musun?"

"Hayır."

Bu kez Fiona'nın cevabı çok hızlı gelmişti.

Dylan bunu fark etti.

"Gerçekten mi?"

Fiona birkaç saniye sustu.

"Şu an söyleyebileceğim bir şey yok."

Dylan'ın kaşları çatıldı.

"Bu, bildiğin bir şey olduğu anlamına geliyor."

"Hayır."

"Fiona..."

Fiona başını iki yana salladı.

"Ben sadece acele etmeni istemiyorum."

Dylan bir süre ona baktı.

Sonunda başını salladı.

"Tamam."

Ama içinden geçen tek şey bunun hiç de tamam olmadığıydı.

---

O gece saray sessizdi.

Kraliçe Mireia odasında tek başına oturuyordu.

Kapı çalındı.

"Gel."

Bir görevli içeri girdi.

"Majesteleri."

Mireia ona baktı.

"Konuş."

"Prens Dylan bugün yine karaya çıktı."

Mireia'nın yüzü değişmedi.

"Kimlerle?"

"David ve Alex de yanındaydı."

"Başka?"

Görevli kısa bir süre durdu.

"Rıhtımda bir gençle karşılaşmışlar."

Mireia'nın bakışları sertleşti.

"Kim?"

"Bilmiyoruz."

"Adı?"

"Asher."

Mireia birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra sakin bir sesle konuştu.

"Bu ismi daha önce duydun mu?"

"Hayır, majesteleri."

Mireia pencereye doğru döndü.

"Öğrenin."

"Emredersiniz."

Görevli çıktı.

Mireia bir süre dışarı baktı.

Sonra perdeyi kapattı.

Yüzündeki ifade değişmişti.

Ama odada bunu görecek kimse yoktu.

---

Gece ilerledi.

Dylan yatağında uzanmış, gözlerini tavana dikmişti.

Uyuyamıyordu.

Asher'ın yüzü yine aklına gelmişti.

Sonra rıhtım...

Taş...

Göğsündeki garip baskı...

Dylan gözlerini kapattı.

Birkaç saniye sonra aynı sıcaklığı yeniden hissetti.

Elini göğsüne koydu.

Bu kez acı yoktu.

Sadece hafif bir sıcaklık.

Dylan yataktan kalktı.

Pencerenin önüne geçti.

Denize baktı.

Sular sakindi.

"Ne istiyorsun benden?"

Cevap gelmedi.

Dylan birkaç saniye daha bekledi.

Sonra yatağına geri döndü.

Aynı saatlerde Asher da Thames'in kenarında durmuştu.

Suyun yüzeyine bakıyordu.

Cebindeki taş yine hafifçe ısınmıştı.

Asher taşı çıkarmadı.

Sadece denize baktı.

Bu kez ses duymadı.

Ama nedense bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.

Ne olduğunu bilmiyordu.

Belki de henüz zamanı değildi.