9. BÖLÜM — GERİDE KALAN İZ
9. BÖLÜM — GERİDE KALAN İZ
Sabah olduğunda Atlantika her zamanki gibi hareketliydi.
Koridorlarda görevliler gidip geliyor, sarayın büyük pencerelerinden içeri denizin mavimsi ışığı vuruyordu.
Dylan ise bütün gece doğru düzgün uyuyamamıştı.
Kahvaltı salonuna girdiğinde David ve Alex çoktan masadaydı.
Alex başını kaldırdı.
"Uyuyabildin mi?"
Dylan sandalyesine oturdu.
"Pek sayılmaz."
David ona baktı.
"Yine rıhtım mı?"
Dylan önündeki bardağa baktı.
"Biraz."
Alex hafifçe gülümsedi.
"Biraz mı?"
Dylan ona baktı.
"Tamam. Çok."
David başını iki yana salladı.
"Bugün karaya çıkmak yok."
Dylan hemen başını kaldırdı.
"Yine mi?"
"Evet."
"Bir şey yapmayacağım."
David kaşlarını kaldırdı.
"Geçen sefer de aynısını söyledin."
Dylan cevap vermedi.
Alex araya girdi.
"En azından bugün biraz sakin kal."
Dylan sandalyesine yaslandı.
"Ben zaten sakinim."
Alex güldü.
"Şu an yüzüne bakınca pek öyle görünmüyor."
Dylan cevap verecekken salonun kapısı açıldı.
Fiona içeri girdi.
Bakışları doğrudan Dylan'a yöneldi.
"Dylan."
Dylan ona döndü.
"Ne oldu?"
"Seninle konuşmam gerekiyor."
Dylan ayağa kalktı.
David ve Alex birbirlerine baktılar.
Dylan, Fiona'nın peşinden salondan çıktı.
---
Koridorun daha sakin bir bölümüne geldiklerinde Fiona durdu.
Dylan merakla ona baktı.
"Ne oldu?"
Fiona birkaç saniye düşündü.
"Dün rıhtımda bulduğunuz taş..."
Dylan'ın kaşları çatıldı.
"Ne olmuş?"
"Onu biraz araştırdım."
"Bir şey buldun mu?"
"Tam olarak değil."
Dylan iç çekti.
"Yine mi?"
Fiona hafifçe gülümsedi.
"Bu sefer gerçekten bir şey var."
Dylan'ın yüzü ciddileşti.
"Ne?"
"Üzerindeki şekli daha önce gördüm."
"Nerede?"
"Eski kayıtların arasında."
Dylan birkaç saniye sustu.
"Ne anlama geliyor?"
"Onu bilmiyorum."
"Atlantika'ya mı ait?"
Fiona omuzlarını hafifçe kaldırdı.
"Buna da emin değilim."
Dylan başını iki yana salladı.
"Bir şey biliyorsun ama söylemiyorsun."
"Hayır."
Fiona ona baktı.
"Ben de ne olduğunu anlamaya çalışıyorum."
Dylan biraz sakinleşti.
"Taşın Asher'la ilgisi olabilir mi?"
Fiona cevap vermeden önce düşündü.
"Olabilir."
"Yani?"
"Yani sadece bir ihtimal."
Dylan başka bir şey sormak istedi ama Fiona sözünü kesti.
"Şimdilik bunu kimseye anlatma."
Dylan şaşırdı.
"Neden?"
"Çünkü elimizde yeterli bilgi yok."
Dylan başını salladı.
"Tamam."
Fiona uzaklaşırken Dylan olduğu yerde kaldı.
Aklında yine aynı çocuk vardı.
Asher.
Onu tanımıyordu.
Ama neden bu kadar tanıdık geldiğini de bir türlü anlayamıyordu.
---
Londra'da Asher sabah erkenden uyandı.
Gece boyunca birkaç kez uyanmıştı.
Gördüğü rüyanın bazı kısımları hâlâ aklındaydı.
Karanlık bir yer...
Suyun sesi...
Uzakta birkaç kişi...
Ve anlamını bilmediği bir kelime.
Asher yatağında oturup alnını ovuşturdu.
"Ne saçma rüya."
Ayağa kalktı.
Pencereye yürüdü.
Thames uzaktan görünüyordu.
Asher istemeden suya baktı.
Sonra cebindeki taşı çıkardı.
Taşın üzerindeki ince çizgilere baktı.
Dün fark ettiği şekil hâlâ oradaydı.
Parmağıyla üzerinden geçti.
Bu kez hiçbir şey olmadı.
"İyi."
Taşı cebine koydu.
Tam odadan çıkacakken kapının önünden bir ses geldi.
Ayak sesleri...
Bir kişi değildi.
Birkaç kişiydi.
Asher kapıya yaklaşmadı.
Sesler birkaç saniye sonra uzaklaştı.
Kapıyı açıp dışarı baktı.
Koridor boştu.
Yerde küçük bir kâğıt vardı.
Asher eğilip aldı.
Kâğıtta sadece birkaç kelime yazıyordu.
"Seni arayanlar var."
Asher'ın yüzü ciddileşti.
Kâğıdı bir kez daha okudu.
Sonra buruşturup cebine koydu.
"Kim arıyor beni?"
Koridor sessizdi.
Cevap veren olmadı.
---
Aynı saatlerde Atlantika sarayında Mireia'nın odasına bir görevli girdi.
Başını eğdi.
"Majesteleri."
Mireia pencerenin önündeydi.
"Asher hakkında?"
Görevli başını kaldırmadan konuştu.
"Şimdilik çok az şey öğrenebildik."
"Anlat."
"Londra'da büyümüş."
"Ailesi?"
"Bilinmiyor."
Mireia sessiz kaldı.
"Başka?"
"Çocukluğu hakkında çok fazla kayıt yok."
"Hiç mi?"
"Eski liman çevresinde yaşayan birkaç kişi onun küçük yaşlardan beri orada olduğunu söylüyor."
Mireia bir süre düşündü.
"Doğum yeri?"
"Bilmiyoruz."
"Kim büyüttü?"
Görevli tereddüt etti.
"Onu yıllar önce bulan yaşlı bir denizciyle ilgili bir kayıt var. Ama kayıtlar çok eski ve eksik."
Mireia'nın bakışları kısa bir anlığına değişti.
"Eski kayıtları bulun."
"Emredersiniz."
Görevli çıktı.
Mireia pencerenin önünde yalnız kaldı.
Bir süre denize baktı.
Yüzündeki ifade değişmişti.
"Bu çocuk nereden çıktı?"
---
Öğleden sonra Dylan, sarayın bahçesinde Elora'yı buldu.
Elora onu görünce gülümsedi.
"Sonunda geldin."
Dylan yanına oturdu.
"Biraz işler vardı."
"Ne işi?"
Dylan omuzlarını kaldırdı.
"Fiona."
Elora hemen anladı.
"Yine mi?"
Dylan güldü.
"Onunla konuşunca kafam daha çok karışıyor."
"Ne söyledi?"
Dylan birkaç saniye düşündü.
"Rıhtımda bulduğumuz taşla ilgili bir şey biliyor."
Elora'nın yüzü ciddileşti.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Ne olduğunu söyledi mi?"
"Hayır."
Elora gülümsedi.
"Fiona'nın klasik cevabı."
Dylan da güldü.
"Aynen."
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Dylan denize baktı.
"Elora."
"Hı?"
"Asher'ı tekrar görürsem onunla konuşacağım."
Elora başını salladı.
"Konuş."
"Bu sefer kavga etmeyeceğim."
Elora ona yan gözle baktı.
"Umarım."
Dylan güldü.
"Gerçekten."
Elora birkaç saniye onu izledi.
"Belki de önce onu dinlemelisin."
Dylan başını salladı.
"Ben de bunu düşünüyorum."
---
Akşam olduğunda Dylan sarayın kıyısında yalnız başına yürüyordu.
Deniz sakindi.
Gökyüzünde birkaç yıldız görünüyordu.
Dylan durup suya baktı.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra suyun üzerinde küçük bir hareket gördü.
Dylan dikkat kesildi.
"Kim var?"
Cevap gelmedi.
Suyun üzerinde bir gölge geçti.
Dylan elini mızrağına götürdü.
Bir süre bekledi.
Ama su yeniden sakinleşmişti.
Dylan yavaşça elini çekti.
Tam arkasını dönecekken göğsünde hafif bir sıcaklık hissetti.
Elini göğsüne koydu.
Baskı yoktu.
Sadece kısa süren garip bir sıcaklık...
Dylan cebindeki taşı çıkardı.
Taşın üzerindeki çizgilere baktı.
Bir süre sonra sıcaklık tamamen kayboldu.
Dylan kaşlarını çattı.
"Yine mi?"
Taşı cebine koydu.
Bu kez cevap beklemedi.
Sessizce saraya doğru yürüdü.
---
Aynı saatlerde Asher da Thames'in kenarında yürüyordu.
Bir süre sonra durdu.
Suyun yüzeyine baktı.
Cebindeki taşın ısındığını fark etti.
Elini cebine soktu.
Taşı çıkarmadı.
Sadece avucunun içinde tuttu.
Sıcaklık birkaç saniye daha sürdü.
Sonra yavaşça kayboldu.
Asher olduğu yerde kaldı.
Başını kaldırıp Thames'e baktı.
"Sen de nesin böyle?"
Suyun yüzeyi hafifçe hareket etti.
Asher birkaç saniye daha bekledi.
Sonra yürümeye devam etti.
Ama içindeki huzursuzluk geçmemişti.
Nedenini bilmiyordu.
Sadece son birkaç gündür denizin ona eskisinden farklı geldiğini hissediyordu.