Keşfet

BÖLÜM 4 — KULENİN GÖLGESİ VE DENİZİN SESİ

Derinliğin Kanı

🔱 DERİNLİĞİN KANI: KANLI BEŞİK

BÖLÜM 4 — KULENİN GÖLGESİ VE DENİZİN SESİ

David ve Alex, Atlantika'nın devasa kapılarından ayrılıp karaya doğru ilerlerken, geride bıraktıkları yirmi yıllık sırların bir başka parçası Londra'nın karanlık sokaklarında yaşamaya devam ediyordu.

Asher...

Onun hikâyesi, David ve Alex'in sandığından çok daha önce başlamıştı.

Yirmi yıl önce, gümüş ağların Atlantika Sarayı'nı sardığı o gecede, üç aylık Asher da denizden koparılmış ve karaya götürülmüştü.

O zamanlar kimse onun kim olduğunu bilmiyordu.

Daha doğrusu, bilenler gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyordu.

Karaya getirilen bebeğin deniz soyundan geldiğini öğrenen Kral Luca, onu öldürmek yerine daha sinsi bir yol seçti.

“Bu çocuk uğursuz.”

Bu sözleri krallığın dört bir yanına yaydı.

“Dokunduğu her yeri felakete sürükleyecek.”

Söylenti kısa sürede büyüdü.

Kimse bebeği sahiplenmek istemedi.

Kimse onun gerçek ailesini bilmiyordu.

Kimse küçük Asher'ın Atlantika'nın kayıp prenslerinden biri olduğunu tahmin bile etmiyordu.

Bir asker, bebeğin ağlamalarına daha fazla dayanamadı.

Onu öldürmeye kıyamıyordu.

Ama Kral Luca'ya karşı çıkacak cesareti de yoktu.

Sonunda bebeği alıp Londra rıhtımındaki eski taş kulenin önüne bıraktı.

Beşiği yere koydu.

Bir süre sessizce baktı.

Sonra arkasını dönüp gitti.

Asher ise karanlığın ortasında tek başına kaldı.

---

Ertesi sabah Kral Luca öfkeyle askerlerin karşısına çıktı.

“O bebek nerede?”

Kimse cevap vermedi.

Asher çoktan sokağın kaderine bırakılmıştı.

Kulenin önünden geçen yaşlı bir denizci, beşiği fark etti.

İlk anda bebeğin mavi gözlerine bakınca içinde bir merhamet oluştu.

Onu kucağına aldı.

“Senin ne işin var burada?” diye mırıldandı.

Fakat günler geçtikçe bu merhamet kayboldu.

Asher onun için bir çocuktan çok, fazladan bir ağız hâline geldi.

Bir gün yaşlı denizci öfkeyle nehrin kıyısına geldi.

Asher'ı yanında taşıyordu.

“Bıktım senden,” diye söylendi.

Tam onu nehre bırakacakken yakındaki yaşlı hırsızlardan biri seslendi.

“Ne yapıyorsun?”

Denizci dönüp baktı.

“Bu çocuk sana para kazandırabilir.”

“Nasıl?”

“Biraz büyüsün. Sokakları öğrenir. Eli işe alışır. Sen de onun getirdiği parayla yaşarsın.”

Denizci bir süre düşündü.

Sonra Asher'a baktı.

Kararını verdi.

Onu bırakmayacaktı.

Ama sevdiği için değil.

İşine yaradığı için.

---

⏳ AÇLIKLA BÜYÜYEN GÖLGE

Asher yıllar boyunca rıhtımın çevresindeki sokaklarda büyüdü.

Sabahları daha gün doğmadan uyandırılıyor, sokaklara gönderiliyor ve akşama kadar para bulması bekleniyordu.

Eve eli boş döndüğünde azar işitiyor, bulduğu paranın çoğunu yaşlı denizci alıyordu.

Asher zamanla yalnızlığa alıştı.

Ama içinde cevaplayamadığı sorular hiçbir zaman kaybolmadı.

Neden ailesi yoktu?

Neden hiçbir yere ait hissetmiyordu?

Ve neden bazı insanlar onun yanında durduğunda tuhaf davranıyordu?

Özellikle vampirler...

Bir vampir Asher'a yaklaştığında içinde garip bir hareketlenme oluyordu.

Sanki damarlarında saklı bir güç uyanıyordu.

Vampirler de onun yanında huzursuzlaşıyordu.

Asher bunun nedenini bilmiyordu.

Sadece kendisinde diğer insanlarda olmayan bir şey olduğunu hissediyordu.

Geceleri kulenin çatısına çıkıyor, Thames'in karanlık sularına bakıyordu.

Bazen kendi kendine fısıldıyordu.

“Ben kimim?”

Cevap gelmiyordu.

Ta ki o geceye kadar.

---

🌊 SİSİN İÇİNDEKİ SES

Gece yarısını çoktan geçmişti.

Asher yine rıhtımın yakınlarında tek başına yürüyordu.

Hava soğuktu.

Thames'in üzerinde yoğun bir sis vardı.

Asher yorgun adımlarla ilerlerken bir ses duydu.

Bir şarkı...

Daha önce hiç duymadığı kadar berrak bir ses.

Adımlarını durdurdu.

Bir süre sessizce dinledi.

Ses suyun tarafından geliyordu.

Asher merakına yenilip kıyıya doğru ilerledi.

Sislerin arasından bir siluet belirdi.

Kayalıkların üzerinde genç bir kız duruyordu.

Asher olduğu yerde kaldı.

Kız ona doğru dönünce göz göze geldiler.

Yeşil gözleri suyun içindeki ışıklar kadar berraktı.

Saçları rüzgârla hafifçe hareket ediyordu.

Asher onu daha önce hiç görmemişti.

Ama kızın yüzünde garip bir tanıdıklık vardı.

Kız da Asher'a dikkatle baktı.

Çünkü karşısındaki yüz...

Bir başkasına çok benziyordu.

Dylan.

Elora, Dylan'ı bulmak ve karanın ne durumda olduğunu anlamak için gelmişti.

Fakat karşısında Dylan'ın yüzünü taşıyan başka bir genç bulacağını hiç düşünmemişti.

Asher sessizliği bozdu.

“Sen kimsin?”

Elora hemen cevap vermedi.

Bakışları Asher'ın yüzünde kaldı.

“Sen...”

Sanki söyleyeceği kelimeyi bulamıyordu.

Asher kaşlarını çattı.

“Ne oldu?”

Elora başını hafifçe salladı.

“Hiçbir şey.”

Ama içindeki his hiç de normal değildi.

Bu çocuk Dylan değildi.

Bunu biliyordu.

Yine de aralarında açıklayamadığı bir bağ varmış gibi hissediyordu.

Asher ise hayatında ilk kez birinin kendisine böyle baktığını görüyordu.

Ne korkuyla...

Ne küçümseyerek...

Sadece şaşkınlıkla.

Tam o sırada uzaktan metal sesleri duyuldu.

Kılıçların birbirine çarpan sesi.

Elora başını hızla çevirdi.

David ve Alex rıhtıma ulaşmıştı.

Asher ise ne olduğunu anlamadan karanlık sokağın diğer tarafına baktı.

Elora'nın yüzündeki ifade değişmişti.

“Gitmelisin,” dedi.

Asher şaşırdı.

“Neden?”

“Çünkü burada kalırsan seni bulabilirler.”

“Kim?”

Elora cevap vermedi.

Sadece suya baktı.

Asher'ın içinde yine o garip güç kıpırdadı.

Thames'in yüzeyinde küçük dalgalar oluştu.

Asher bunu görünce geri çekildi.

“Bu da ne?”

Elora gözlerini sudan ayırmadan fısıldadı:

“Sen de hissediyorsun.”

Asher ona baktı.

“Ne hissediyorum?”

Elora cevap vermeden önce uzaklardan David'in sesi duyuldu.

“Alex! Burada birileri var!”

Elora'nın gözleri büyüdü.

Asher ilk kez o gece gerçekten korktu.

Çünkü artık yalnız değildi.

Ama karşısındaki insanların dost mu düşman mı olduğunu da bilmiyordu.

Ve çok geçmeden, hayatı boyunca aradığı cevapların peşinden gelen üç ayrı yol aynı rıhtımda birleşecekti.

Denizin altında Dylan kardeşinin acısını hissediyordu.

Karada David ve Alex savaşa hazırlanıyordu.

Asher ise ilk kez denizin kendisine cevap verdiğini fark ediyordu.

Thames'in suları sessizce kabardı.

Sanki yıllardır saklanan bir sırrı artık kimse susturamayacaktı.