BÖLÜM 5 – KIYIDA KARŞILAŞMA
BÖLÜM 5 – KIYIDA KARŞILAŞMA
Dylan, Atlantika'nın sınırlarından çıktığında içinde garip bir huzursuzluk vardı.
Kaelen ona yalnızca bir saat izin vermişti.
Bir saat içinde Elora'yı bulacak, onunla konuşacak ve geri dönecekti.
En azından böyle düşünmüştü.
Kıyıya yaklaştıkça sis yoğunlaşmaya başladı. Thames'in üzerindeki pus, görüşü iyice azaltıyordu.
Dylan birkaç adım daha attı.
Sonra durdu.
İleride iki kişi vardı.
Elora.
Yanında da tanımadığı bir genç.
Dylan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Elora?"
Elora sesini duyunca döndü.
"Dylan..."
Dylan yanlarına doğru yürüdü.
Bakışları önce Elora'ya, sonra genç adama kaydı.
"Burada ne yapıyorsun?"
Elora hemen cevap verdi.
"Ben..."
Asher araya girdi.
"Onu tanıyor musun?"
Dylan doğrudan ona baktı.
"Sen kimsin?"
Asher da geri adım atmadı.
"Önce sen söyle."
Dylan'ın kaşları çatıldı.
"Ben sana soru sordum."
"Asıl sen bana neden hesap soruyorsun?"
Elora ikisinin arasına girdi.
"Dylan, yanlış anlıyorsun."
"Ne yanlış anlıyorum?"
"Ben buraya seni görmek için geldim. Asher'la da burada karşılaştım."
Dylan'ın bakışları Asher'a döndü.
"Asher?"
"Adım Asher."
Dylan birkaç saniye onu süzdü.
"Elora'yla ne konuşuyordun?"
Asher omuzlarını kaldırdı.
"Konuşuyorduk."
"Ne hakkında?"
"Deniz hakkında."
Dylan'ın sesi sertleşti.
"Deniz hakkında mı?"
"Evet."
Elora başını salladı.
"Doğru söylüyor."
Dylan ona baktı.
"Sen onu ne zamandır tanıyorsun?"
"Bugün tanıştık."
"Bugün?"
"Evet."
Dylan'ın yüzündeki huzursuzluk arttı.
Asher bunu fark etti.
"Bir sorun mu var?"
Dylan ona döndü.
"Var."
Asher kaşlarını kaldırdı.
"Neymiş?"
"Elora'dan uzak dur."
Elora şaşkınlıkla Dylan'a baktı.
"Dylan, ne söylüyorsun?"
"Ben ne söylediğimi biliyorum."
"Hayır, bilmiyorsun."
Dylan sustu.
Elora devam etti.
"Asher'la sadece konuştuk. Başka bir şey yok."
Asher da başını salladı.
"Ben de zaten bunu söylüyorum."
Dylan'ın sabrı iyice tükenmişti.
"Sen konuşma."
Asher'ın yüzü ciddileşti.
"Benimle böyle konuşamazsın."
"Neden?"
"Çünkü bana hiçbir şey yapmadım."
Dylan bir adım yaklaştı.
"Henüz."
Asher'ın bakışları sertleşti.
"Ben senin düşmanın değilim."
"Ben de sana güvenmek zorunda değilim."
"Zaten senden güven istemedim."
Elora ikisine baktı.
"Yeter artık."
Dylan cevap vermedi.
Elora derin bir nefes aldı.
"Ben gidiyorum."
Dylan hemen ona döndü.
"Elora..."
"İkiniz de sakinleşmeden burada kalmayacağım."
Elora suya doğru yürüdü.
Dylan arkasından bakarken Asher sessiz kaldı.
Elora kısa süre sonra Thames'in sularına doğru ilerleyip gözden kayboldu.
Dylan yeniden Asher'a döndü.
"Şimdi konuşabiliriz."
Asher başını hafifçe yana eğdi.
"Konuşacak ne kaldı?"
Dylan mızrağını çıkardı.
Asher'ın bakışları mızrağa kaydı.
"Gerçekten kavga mı edeceğiz?"
"Sen hâlâ burada duruyorsun."
"Çünkü sen beni göndermiyorsun."
Dylan bir anda hamle yaptı.
Asher yana çekildi.
Mızrak havayı yarıp geçti.
Asher birkaç adım geriledi.
"Ne yapıyorsun sen?"
Dylan cevap vermedi.
Tekrar saldırdı.
Asher bu kez hazırlıklıydı. Mızrağın yönünden kaçıp Dylan'ın kolunu tuttu. Dylan hemen kendini kurtardı ve geri çekildi.
İkisi de birkaç saniye birbirine baktı.
Dylan şaşkındı.
Asher'ın bu kadar hızlı hareket etmesini beklemiyordu.
"Sen nereden öğrendin bunları?"
Asher nefesini toparladı.
"Neyi?"
"Böyle dövüşmeyi."
"Bilmiyorum."
Dylan kaşlarını çattı.
"Nasıl bilmiyorsun?"
"Yıllardır kendimi korumak zorundayım."
Dylan'ın bakışları değişti.
Ama fazla düşünmeden tekrar üzerine yürüdü.
Asher geri çekildi.
Kıyıdaki taşların arasında birbirlerinin hamlelerini engellemeye çalışıyorlardı.
Dylan'ın hareketleri daha düzenliydi. Belli ki yıllarca eğitim almıştı.
Asher ise daha çok refleksleriyle hareket ediyordu.
Dylan bir hamle daha yaptı.
Asher son anda kenara çekildi.
"Yeter artık!" dedi Asher.
Dylan durmadı.
"Elora'dan uzak dur."
"Az önce de söyledim. Aramızda hiçbir şey yok!"
Dylan durdu.
Asher da birkaç adım geriye çekildi.
"Sen gerçekten beni yanlış anladın."
Dylan'ın sesi bu kez daha düşüktü.
"Öyle mi?"
"Evet."
"Öyleyse neden onunla beraberdin?"
"Çünkü bana yardım etti."
Dylan sustu.
"Neye?"
Asher Thames'e baktı.
"Burayı anlamaya çalışıyorum."
Dylan'ın kaşları çatıldı.
"Burayı?"
"Bu şehri. İnsanları. Her şeyi."
Dylan birkaç saniye onu izledi.
Asher'ın sesi biraz daha sakinleşmişti.
"Ben buraya yeni geldim. Elora'yla karşılaştım. Bana bazı şeyler anlattı. Hepsi bu."
Dylan mızrağını biraz aşağı indirdi.
"Başka bir şey yok mu?"
"Yok."
Kısa bir sessizlik oldu.
Dylan hâlâ tam olarak ikna olmuş değildi.
Asher ise ona bakmaya devam ediyordu.
"Sen de garip birisin."
Dylan kaşlarını kaldırdı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Seni ilk kez görüyorum ama..."
Asher cümlesini tamamlamadı.
Dylan bekledi.
"Ama ne?"
"Bilmiyorum."
Asher başını iki yana salladı.
"Sanki seni daha önce görmüşüm gibi."
Dylan'ın yüzündeki ifade değişti.
"Ben seni hiç görmedim."
"Biliyorum."
"O zaman bunu neden söylüyorsun?"
"Çünkü ben de neden böyle hissettiğimi bilmiyorum."
Dylan cevap vermedi.
Asher'a baktığında kendisinin de açıklayamadığı bir şey hissediyordu.
Sanki bu yabancının yanında durmak tuhaf biçimde tanıdık geliyordu.
Ama bunu düşünmek istemedi.
Mızrağını yeniden kaldırdı.
Asher şaşkınlıkla baktı.
"Yine mi?"
"Son bir kez."
"Ne?"
"Buradan uzaklaş."
Asher başını salladı.
"Hayır."
Dylan yeniden hamle yaptı.
Asher geri çekildi.
Bu kez ikisi de daha dikkatliydi.
Tam o sırada sislerin arasından bir ses duyuldu.
"DYLAN!"
Dylan başını çevirdi.
David'in sesi bir kez daha geldi.
"Orada biri var!"
Ardından Alex'in sesi duyuldu.
"Dylan!"
Dylan kısa bir süreliğine sesin geldiği yöne baktı.
Asher da aynı tarafa döndü.
David ve Alex henüz görünmüyordu.
Ama yaklaşıyorlardı.
Dylan yeniden Asher'a baktı.
"Bu daha bitmedi."
Asher hafifçe başını salladı.
"Ben de öyle düşünüyordum."
Sis yeniden kıyıya çökerken ikisi birbirinden birkaç adım uzakta durdu.
David ve Alex'in ayak sesleri artık daha yakından geliyordu.
Ama Dylan'ın Asher'a neden bu kadar öfkelendiğini, Asher'ın neden ona bu kadar tanıdık geldiğini henüz ikisi de bilmiyordu.