Keşfet

BÖLÜM — ŞÜPHENİN İZİ

Derinliğin Kanı

BÖLÜM — ŞÜPHENİN İZİ

Ertesi sabah Asher erkenden uyandı.

Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.

Dylan'ın söyledikleri sürekli aklına geliyordu.

“O gece saraydan üç çocuk çıkarıldı.”

Asher yataktan kalktı.

Pencerenin önüne gidip dışarı baktı.

Bir süre Thames'e doğru baktı.

Sonra cebindeki taşı çıkardı.

Taş yine sessizdi.

“Dün neden tepki verdin?”

Taşa baktı.

“Şimdi neden sustun?”

Cevap yoktu.

Asher taşı tekrar cebine koydu.

Sonra dün bulduğu metal düğmeyi çıkardı.

Üzerindeki işarete tekrar baktı.

Düğmeyi avucunda çevirirken başka bir şey düşündü.

Onu bulan adam...

Belki o, Asher'ın geçmişi hakkında bir şey biliyordu.

Asher birkaç saniye düşündü.

“Onu bulmam lazım.”

---

Atlantika'da Fiona yine arşivdeydi.

Dün Kaelen'le yaptığı konuşma hâlâ aklındaydı.

Kaelen'in verdiği tepki normal gelmemişti.

Fiona dosyayı yeniden açtı.

Üç çocuk.

İki prens.

Bir bebek.

Sonra başka bir dosyayı çıkardı.

Saldırı gecesine ait nöbet kayıtlarını incelemeye başladı.

Bir süre sonra bir satır dikkatini çekti.

“Doğu koridorundan iki asker ayrıldı.”

Fiona satırı tekrar okudu.

Altında başka bir not vardı.

“Bir çocuk kayıp.”

Fiona'nın eli durdu.

“Bir çocuk...”

Sayfanın devamını çevirdi.

Ama sonraki bölüm koparılmıştı.

Fiona derin bir nefes aldı.

Tam dosyayı kapatacaktı ki arkasından bir ses geldi.

“Yine mi buradasın?”

Fiona dönünce David'i gördü.

“Evet.”

David masaya yaklaştı.

“Bir şey buldun mu?”

Fiona birkaç saniye düşündü.

“Bazı kayıtlar var.”

“Ne kayıtları?”

Fiona dosyayı kapattı.

“Henüz emin olduğum bir şey yok.”

David kaşlarını çattı.

“Fiona, artık benden de mi saklıyorsun?”

“Hayır. Sadece erken konuşmak istemiyorum.”

David masadaki dosyaya baktı.

“Dylan da şüpheleniyor.”

“Biliyorum.”

“Peki sen ne düşünüyorsun?”

Fiona cevap vermeden önce bir süre sustu.

“Bence yirmi yıl önce olanlarla bugün yaşananlar arasında bir bağlantı olabilir.”

David'in yüzü ciddileşti.

“Asher yüzünden mi?”

Fiona başını hafifçe salladı.

“Bilmiyorum.”

---

Öğleden sonra Asher eski liman tarafına gitti.

Yıllardır gitmediği sokaklarda yürüyordu.

Çocukluğunun geçtiği o eski yeri hatırlamaya çalışıyordu.

Bazı şeyler zihninde hâlâ bulanıktı.

Dar bir sokak.

Eski bir kapı.

Soğuk bir oda.

Ve yaşlı adamın sesi...

Asher durdu.

Bir binanın önünde uzun süre bekledi.

“Burada mıydı?”

Etrafına baktı.

Bina değişmişti.

Ama sokağı tanıyordu.

Asher kapının önüne kadar gitti.

Kapı kilitliydi.

Tam geri dönecekti ki içeriden bir ses duydu.

“Ne arıyorsun?”

Asher irkildi.

Arkasını döndü.

Yaşlı bir adam kaldırımın karşısında duruyordu.

Asher onu tanımıyordu.

“Hiç.”

Adam ona baktı.

“Buralara yabancı değilsin.”

Asher cevap vermedi.

Adam birkaç saniye daha onu inceledi.

Sonra gözleri Asher'ın elindeki metal düğmeye takıldı.

Yüzündeki ifade değişti.

“O nereden sende?”

Asher hemen düğmeyi kapattı.

“Bunu tanıyor musun?”

Adam cevap vermedi.

“Kimden aldın?”

“Bulduğum bir şey.”

Adam başını iki yana salladı.

“Onu burada taşıma.”

Asher'ın kaşları çatıldı.

“Neden?”

Adam arkasını dönüp yürümeye başladı.

Asher peşinden bir adım attı.

“Bekle.”

Adam durmadı.

Asher birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Sonra adamın peşinden gitmek istedi.

Ama sokak çoktan boşalmıştı.

“Harika.”

Düğmeye tekrar baktı.

Bu düğmenin bir şeylerle bağlantısı olduğu belliydi.

Ama neyle olduğunu hâlâ bilmiyordu.

---

Akşam olduğunda Dylan sarayın dışında Elora'yı buldu.

Elora onu görünce gülümsedi.

“Bugün sessizsin.”

“Bir şey öğrendim.”

Elora'nın yüzü ciddileşti.

“Ne?”

“Fiona hâlâ eski kayıtları araştırıyor.”

“Peki?”

“Bazı kayıtlar saldırı gecesinde bir çocuğun kayıp olduğunu söylüyor.”

Elora birkaç saniye sustu.

“Bir çocuk mu?”

“Evet.”

Dylan denize baktı.

“Ve Asher'ın geçmişi hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.”

Elora yavaşça konuştu.

“Dylan, belki de cevapları zorlamamalısın.”

“Ben de öyle düşünüyordum.”

“Şimdi?”

Dylan cevap vermedi.

Tam o sırada göğsünde yine hafif bir baskı hissetti.

Elora bunu fark etti.

“Yine mi?”

Dylan elini göğsüne götürdü.

“Evet.”

“Ne zaman oluyor?”

Dylan birkaç saniye düşündü.

“Asher'ı düşündüğümde.”

Elora ona baktı.

“Bu tesadüf olmayabilir.”

Dylan denize döndü.

“Ben de artık bundan emin değilim.”

---

Aynı saatlerde Asher Thames'in kıyısına geri döndü.

Cebinden taşı çıkardı.

Sonra metal düğmeyi yanına koydu.

İkisine birden baktı.

Taşın üzerindeki çizgiler bu kez çok hafifçe parladı.

Asher hemen eğildi.

“Yine mi?”

Su kıyıya doğru küçük bir dalgayla geldi.

Asher geri çekilmedi.

Dalgalar ayaklarının önünde durdu.

Sonra suyun içinden çok hafif bir ses geldi.

“Asher...”

Asher'ın yüzü değişti.

Bu kez sesi net duymuştu.

Etrafına baktı.

Kimse yoktu.

Tekrar denize döndü.

“Sen kimsin?”

Cevap gelmedi.

Ama taş yeniden ısındı.

Asher taşı avucunda tuttu.

Bir süre denize baktı.

Sonra kendi kendine mırıldandı.

“Burada bir şey var.”

Taşı cebine koydu.

Metal düğmeyi de aldı.

Yoluna devam ederken aklında tek bir soru vardı.

Benim geçmişimde ne oldu?

Yorumlar

  • Aslı Akçay: asher düşüncelerinle daha fazla kaybolma artık
  • Yusuf Vural: dylan biraz daha anlayışlı olabilirsin
  • Emre Kuş: O adamı unutma sakın sesini kaybetme
  • Ayşe Pekmez: Bu sokakta beklemek doğru değil asher
  • Hakan Başkurt: elora gerçekten senin için doğru zaman mı dylan?