Keşfet

HİCVİYE-Yİ NİZAM-I CEDÎD

Divan

1

Yine ihdâs eden bir zâlim-i devrân

Açıp bir fitne, kıldı halkı sergerdân

2

Marifet der buna, ey ehl-i gaflet

Bu mu terbiye, bu mu ilm ü irfân?

3

Mektep dediğin olmuş zindân-ı mihnet

Ne bir neş’e kalır, ne şevk-i devrân

4

Koşar nev-civânlar meydân-ı rekâb

Esîr-i imtihân, mahkûm-ı fermân

5

Ne bir yâr-i sâdık, ne rahmet eseri

Kesilmiş aradan insâf u vicdân

6

Dersin ki yetişsin nesl-i âlî

Bu mu terbiye? bu mudur irfân?

7

Hisâb-ı muğlak ile boğarsın aklı

Ne fehm ü ne idrâk kalır, perîşân

8

Sorarlar çocuğa bin türlü suâl

Cevâb isterler, lâkin yok iz’ân

9

Henüz leb-rîz iken rûh-ı nev-civân

Yükün altında kalır bî-dermân

10

Bu bir ilm değil, bir te’zîb-i aklî

Kurulmuş sanki bir sirk-i giryân

11

İmtihân-ı evvel, imtihân-ı sânî

Bitmez bu çile, yok anda pâyân

12

Ne hikmet bulunur bu tarz-ı işte?

Ne fayda verir bu kadar noksân?

13

İlim diye sunduğun bir serâb imiş

Ne hakikat var, ne bir katre bürhân

14

Rekâbet dedikleri bir tîg-i katl

Ki keser kalbi, bırakmaz dermân

15

Yetişmez bu yolda ne ehl-i kemâl

Ne de bir sahib-i kalb-i irfân

16

Sorar “kimyâ”, “hesâb”, “cebr-i müşkil”

Lâkin unutturur asl-ı insân

17

Ne mâzîye hürmet, ne âtiye ümmîd

Bir enkaz bırakır devr-i nâdân

18

Dilinle dersin “nizâm-ı cedîd”

Hakikatte bir âfet-i bî-emân

19

Adınla övünür ehl-i riyâ hep

Sanırlar seni bir akl-ı devrân

20

Lâkin açılan her bir kapıda

Bir âh yükselir, titrer her cân

21

Ne mihr ü ne şefkat, ne zerre merhamet

Kurulmuş yalnız zulm ü istibdâdân

22

Bu mu maarif? bu mu terbiye?

Bu mudur kurduğun kâr-ı perîşân?

23

Dilersen erişsin sözüm sana da

Ki bilsin seni her ferd ü her cân

24

Yıkarsın eğer böyle devâm ederse

Temelden bu mülkü ey bî-iz’ân

Vezin: Mef'ûlü / Mefâîlü / Feûlün