Kır Türküsü
Vezin: Feilatün/Feilatün/Feilatün/Feilün
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
Sabah oldu, dere akar, taşlara güler,
İnce dalda kuşlar öter, çiçekler güler,
Tarlalarda serin yeller buğdayı okşar,
Uzak evden ince duman göklere yükselir.
Yeşil kırda koyun gezer, çan sesi gelir,
Çoban iner yamaçlardan, akşam yolu gelir,
Bir serçenin kanadında güneş ışığı,
Derenin berrak suyundan serinlik gelir.
Bahçemizde elma dalı yere eğilir,
Arı gelir, gül üstünde ağır çevrilir,
Toprak kokar yağmur ile, taşlar parlar,
Köyün yolu akşam vakti sessizce silinir.
Dağın ardı kızıl olur, gün yavaş batar,
Sazlık içre ince ince su sesi yatar,
Kavakların yaprakları rüzgârla oynar,
Köy üstüne serin akşam, usulca çöker.
Gece gelir, yıldız doğar, gök ışık saçar,
Ay yükselir, ince gölge tarlaya kaçar,
Uzaklarda köpek sesi duyulur biraz,
Sonra bütün köy susarak uykuda yatar.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
Sabah yeli bağ içinde yapraklar okşar,
İnce dere taş üstünde sessizce koşar,
Çiçeklerin üstüne de konar kelebek,
Köy evinde ocak yanar, dumanı tüter.
Tarlalarda sarı başak rüzgârla eğilir,
Uzaklarda küçük köyün sesi duyulur,
Bir çocukla kuzusunun yolu çayıra,
Akşam üstü göl kenarı altınla dolar.
Gül bahçesi sabah erken kokular saçar,
Arıların kanadından tatlı ses uçar,
Eski taşın gölgesinde serin su akar,
Bahçe yolu çiçeklerle köye uzanır.
Dağ yamacı yeşil olur yağmur yağınca,
Kuşlar konar yaşlı çamın dallarına,
Derenin kıyısında söğütler durur,
Toprak güzel kokar yağmur dinince.
Akşam iner, sürü döner yoldan köye,
Çoban bakar kızıl kalan son göğe,
Kavaklarda rüzgâr diner, sesler azalır,
Ay doğarken ışık düşer sessiz eve.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
İlkbaharda kırlar yine yeşile döner,
Dere boyu açan güller sabahı söyler,
Bir kuş uçar mavi göğe, kanadı parlar,
Köy üstünde ince duman ağır ağır tüter.
Yaz gelince tarla sarı renge bürünür,
Öğle vakti sıcak iner, gölge aranır,
Çınar altında bir tas su serinletir,
Akşam ile serin yeller geri döner.
Bağ yolunda üzüm kokar sıcak günlerde,
Kelebekler dolaşırlar mor çiçeklerde,
Bir çeşmenin başı serin, suyu berraktır,
Köylü dinlenir gölgede, öğle sonunda.
Sonbaharda yaprak düşer eski yollara,
Sarı renkler yayılır uzak tarlalara,
Dere yine aynı türkü ile akar,
Kuşlar gider, sessizlik konar dallara.
Kış gelince beyaz örtü iner köye,
Duman yükselir bacadan göğe,
Çocuk sesi duyulmaz olur kır içinde,
Akşam erken çöker sessiz pencerelere.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
Bahar gelir, dere taşar, çimenler güler,
Kırlar üstü yeşil olur, taze ot güler,
Köy yolunda çiğ damlaları parlar,
Güneş doğar, kuş sesleri göğe yükselir.
Çınar altında serinlik bulur köylüler,
Uzak kırda ağır ağır yürür sürüler,
Bir çeşmenin başında su içer yolcu,
Dalda öten küçük kuşu dinler evler.
Öğle geçer, gölge düşer eski duvara,
Serin yeller dokunurken sarı başağa,
Bahçedeki incir dalları ağırlaşır,
Bir koku yayılır bütün kır boyunca.
Akşamüstü güneş iner yamaçlara,
Kızıl ışık vurur yeşil ağaçlara,
Sürü döner, çan sesleri duyulur,
Duman yükselir evlerden gökyüzüne.
Ay doğunca dere parlar gümüş gibi,
Yıldız düşer karanlığa ışık gibi,
Köy sessizdir, yalnız çeşme suyu akar,
Gece iner tarlalara serinlik gibi.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
Sabah yine çiğ düşmüştür yapraklara,
Güneş vurur ıslak kalan topraklara,
Arılar da çiçeklere konar durur,
Kuşlar uçar mavi kalan ufuklara.
Köyün yolu taşlı olur, tozlu yaz günü,
Tarlalarda iş başında geçer her günü,
Bir testi su serinletir yorgun eli,
Akşam bekler çalışanı, dinlenme günü.
Bağ kenarı üzüm kokar yaz sonunda,
Tatlı gölge bulunur taşın altında,
Bir çocuk koşar kelebek ardından,
Köyün sesi yankı bulur kır yanında.
Yağmur yağar, toprak güzel koku salar,
Dere coşar, eski taşlar suya dalar,
Çam ağaçları yıkanır yağmur ile,
Sonra güneş çıkar, bütün kır parlar.
Sonbaharda bağlar sarı renge döner,
Serin rüzgâr eski dallar ile söyler,
Yaprak yaprak iner sessiz sarı örtü,
Köy üstünde akşam yine ağır döner.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.
Gün doğarken çiyler parlar ot üstünde,
Kuşlar öter söğütlerin dalı üstünde,
Dere geçer taşlar ile sessiz sessizce,
Bir ışık var sabahın her yol üstünde.
Köyden çıkar ince yollar bağa doğru,
Yanı sıra çiçek açar, renkler dolu,
Uzaklarda değirmenin sesi duyulur,
Serin yel de taşır kokusunu gülün.
Öğle vakti ağaçların gölgesi serin,
Bir çeşmenin suyu berrak, sesi derin,
Kırda yalnız arıların vızıltısı var,
Gökte bulut, yerde çimen; hava sakin.
Akşam iner, mor bir renk var dağ başında,
Son ışıklar titrer derenin taşında,
Sürü döner, çoban yavaş yürür önde,
Bir yıldız da görünür göğün başında.
Gece olur, ay yükselir köy üstüne,
Sessiz ışık düşer bağın üzümüne,
Rüzgâr geçer kavakların yaprağından,
Sabah saklıdır gecenin derinliğinde.
Kırda akşam sessizce, gün söner, dağlar uyur,
Kırda akşam sessizce, her çiçek kokar, uyur.