Pripyat’ın Solgun Kızı: Mariam’ın Ağıtı
1.
Pripyat söyle bana, döner miyim okula?
Gökten yağan ateşle kül oldu şehir birden.
Bizler bir umut ile bindik o trenlerden.
Bitti mi rüya artık ,düştük mü kara yola?
2.
Pripyat söyle bana açılacak mı o yer?
Ağlar dönme dolaplar pas tutmuş demirleri.
Eksik nefesimle ben izlerim o yerleri.
Sesim mi dağılır hep karanlık içre keder.
3.
Kaldı koca boşluklar sönmüş ışıklar gibi,
Evler susar köşede bekler sessizliğimi.
Oyuncak bebeklerim tutar son nefesimi,
Sanma ki döner kalbim dinmez içimde gibi.
4.
Gittim o diyarlardan çocuk gözümle bakıp,
Okulda bıraktım ben yarınlarımı yıkık.
Kör dumanın üstüne gözyaşlarım akıp,
Kaldım küle dönmüşüm bağrımda yangın yakıp,
5.
Bir felaket inmişti ezmişti her diyârı.
Çernobilin ateşi sardı bütün zamanı.
Zehre bulanmış beden sorar neredeyim hani.
Sönmez bu kara yazgı kim sarar artık yarı.
6.
Söndü bütün ışıklar kırıldı dallar birden
Şehrin üstüne çöktü zifir gibi bir lanet
Geceyi doldurmuştu tarifsiz bir felaket
Masal eriyip gitti kaldı karanlık içten
7.
Açılmaz o lunapark paslandı çürük çarkı
Dönmez o demir dolap boğulmuş ölüm sesinde
Okul kapım kilitli kaderin kafesinde
Kaldık kara kışlarda kalbimde sönmez farkı
8.
Yıllar yılı geçti adım Mariam sürgün
Yabancı eller yakar bağrımdaki yarayı
Kim geri verebilir yıkılmış eski sırayı
Solmuş bir ağaç gibi eğdim başımı hüzün
9.
Zaten erimiş idim kanımda gezen o ur
Kanser denen cellat pusuda nefesimde
Hasret de vurur beni en derin içimde
Bitsin bu azap artık yok olsun içimde gurur
10.
Döndüm o hayalete dönmüş evime gizli
Aştım dikenli teller sokaklar öksüz suskun
Küllerle örtülmüş her köşe her ev yorgun
Damlar gözümden yaşlar karanlığa izli
11.
Döndüm yine gizlice sustu bütün o diyar
Rüzgar bile ürkekti taşlarda gezer yalnız
Sokaklar ölü gibi hatıra kokar ansız
Sandım ki bir nefes var bekler beni her duvar
12.
Girdim o okuluma çökmüş kapı ve toprak
Tahtamda silik izler yarım kalır yazılar
Gülüşlerim yankılanır kırık eski anılar
Zaman bu duvarlara sessiz vurur bir tokmak
13.
Sırama oturdum ben ürperdi içim birden
Ellerimde soğukluk geçmişe değdi sanki
Çocuk Mariam durur hâlâ bakar o yankı
Bir cam gibi kırıldım döküldüm içten içten
14.
Çıktım o sınıftan da avluda gezdim yine
Koşan ayak sesleri çınladı boşluklarda
Hayalet çocuk gibi izler kaldı taşlarda
Sandım ki zil çalacak dağılacağız evine
15.
Yürüdüm evime ben merdivenler inlerdi
Adımlarım yankılanır çürük duvar içinde
Her köşe hatıra dolu sessizliğin içinde
Ev dediğim o kabuk yıkık kalbimle birdi
16.
Kapımı araladım tahtalar lime lime
İçerde küf kokusu zamanın paslı yüzü
Bir gölge karşıladı çocukluğumun özü
Hatıra çöktü birden dağıldım dilim dilim
17.
Bebeklerim rafta durur çürümüş yüzler ile
Saçları dökülmüş hep gözleri oyuk solgun
Onlar da benim gibi zehirle yoğrulmuş yorgun
Masumiyet erimiş akmış zehirli dile
18.
Aldım onları koynuma ağladım sessizce ben
Bir zaman gülen yüzler şimdi karanlık perde
Oyuncak değil artık ölüm kokar her yerde
Hayat ne çabuk söner anladım içten içten
19.
Ben de çürüyorum ya tıpkı bu bebeklerim
Damarımda gezerken o görünmez kara ur
Radyasyon bir cellat her nefesimde durur
Çöker üstüme yavaş silinir tüm izlerim
20.
Gittim mezarlığa ben yılların unuttuğu
Abimin yattığı yer yosun bağlamış taşlar
Savaşın kör kurşunu susturmuş genç bakışlar
Toprakla örtülmüş hep hatıra kuruttuğu
21.
Abi dedim sessizce duyar mı bilmem beni
Rüzgar dokunur gibi geçti sessiz saçlarıma
Yıllardır kimse gelmez bu ıssız mezarına
Toprak saklar hâlâ o yarım kalan seni
22.
Şehrin her köşesine uğradım bir bir yine
Pazar park köprüler hep suskunlukla örülmüş
İnsan yok ama sanki gölgelerle yürünmüş
Her adımda bir anı bağlanır kalbim yine
23.
Sandım ki insanlar var perde arası bakar
Bir ışık yanacak da açılacak kapılar
Fısıltı duyar gibi olurum boş sokaklar
Ruhum eski zamana hâlâ kapılar açar
24.
Döndüm o evime ben diyebilirsem eğer
Duvarlar tanır beni ben tanımam kendimi
Zaman aşındırmış hep çocuk kalan benimi
Ev değil artık burası bir hatıra mezar
25.
Hastalık sarar beni içimde büyür yangın
Her hücremde zehir var sinsice gezer durur
Dokunur her nefeste kemiklerime vurur
Yaşamla ölüm arası incelmiş artık bağım
26.
Günler böyle tükenir geceler ağır çöker
Aynada soluk yüzüm tanımam artık onu
Radyasyon mirasıdır çektiğim bu sonu
Zaman beni yavaşça karanlığa iter
27.
Son nefesimde gördüm bir ışık açtı yolu
Abim durur ilerde yanında annem babam
Gülüşler eski gibi silinmiş bütün matem
Sessizce çağırırlar bırakmam artık yolu
28.
Kapandı gözlerim de sustu içimde feryat
Pripyat aldı benden hem ruhumu hem beni
Ama o son anda buldum kayıp cenneti
Huzurla indim yere bitti bu uzun feryat
Vezin: Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Faûlün
Yorumlar
- Yağız Emre Çiçek: Hiç Çernobil faciasının nelere sebep olduğunu anlamadın herhalde. O santralde çalışanların şehri idi Pripyat. Oradakilere "3-4 gün sonra geri döneceksiniz" dediler ama olayın üstünden yıllar geçti, geri dönen olmadı. Bu yüzden de "28 bent boyunca aynı karakterin hayatını takip ed
- Can Kaan Odabaş: 28 bent boyunca aynı karakterin hayatını takip ediyoruz