Av Köpekleri ve Eski Parşömenler
Dokuzuncu Port: Kan, Kül ve Parşömen
Bodrum Kalesi'nin altındaki Sualtı Arkeoloji Müzesi, Bakanlık tarafından tamamen kordon altına alınmıştı. Sular tahliye edilmiş, etrafı devasa spot ışıklarıyla aydınlatılan yıkık Leleg tapınağının kalıntıları arasında, gri cübbeli dört resmi Seherbaz sessizce dolaşıyordu. Bunlar sıradan devriye memurları değildi; Bakanlığın kendi pisliğini temizlemek için sahaya sürdüğü, "Engizisyon" kod adlı özel avcı timiydi. Ekibin lideri Barlas, tapınağın merkezindeki çatlamış Üçüncü Port taşının önünde durdu. Kırlaşmış saçları, jilet gibi kesilmiş takım elbisesi ve elinde baston gibi tuttuğu gümüş başlıklı asasıyla bir bürokrattan çok bir celladı andırıyordu. Hapsedici büyülerde (Incarcerous Maxima, Petrificus Totalus) o kadar ustaydı ki, kurbanlarını genelde tek bir çizik bile atmadan, kendi bedenlerine hapsederek Bakanlık zindanlarına atardı. "Buz büyüsü," dedi tapınağın köşesinde, yerdeki donmuş su birikintisini koklayan Sina. Ekibin "Tazı"sıydı. Gözleri doğuştan kördü ama büyü kalıntılarını okumak için koku ve tat alma duyularını sihirle mutasyona uğratmıştı. "Çok güçlü, çok ani bir Glacius Maxima. Saf bir öfkeyle atılmış. Oksijen molekülleri hala titriyor. Darius Widdershins buradaydı." "Bırakın çılgın köpekler birbirini yesin," dedi yıkık bir sütuna yaslanmış olan Okan, elindeki kısa asayı sabırsızca parmaklarının arasında çevirerek. Yirmili yaşlarının sonlarındaydı, Bakanlığın yeni nesil "altın çocuğu" ve acımasız bir düellocuydu. Hızı ve ardı ardına attığı yıkıcı lanetlerle biliniyordu. "Abu Nazir ile Widdershins birbirini kırsın, biz de kalanları temizleriz." "Yanılıyorsun Okan," diye araya girdi Vera, soğuk ve kibirli bir sesle. Ekibin zihin ustası ve illüzyon kırıcısıydı. Lidya'nın en büyük kâbusu olmak üzere özel olarak seçilmişti. Asasının ucuyla yerdeki siyah mürekkep lekelerine dokundu. "Nazir bu şehri yok etmek istiyor. Widdershins ise kendi adaletini sağlamak... İkisi de Bakanlığın otoritesini sarsıyor. Barlas, izleri taze. İzin ver avı başlatalım." Barlas gümüş başlıklı asasını taşa hafifçe vurdu. Sesi müzenin duvarlarında yankılandı. "Widdershins artık bir kahraman değil, yaralı bir hayvan. Ve yaralı hayvanlar hata yapar. Sina, kokuyu takip et. Onları bulduğunuzda sadece Widdershins'i canlı istiyorum. Diğerlerini infaz edebilirsiniz." Aynı saatlerde, İçmeler Tersanesi'ndeki paslı yatın içi, eski parşömenler, antik Bodrum haritaları ve Efsun'un Bakanlık arşivlerinden kaçak olarak indirdiği Leleg mimari planlarıyla dolup taşıyordu. Darius, masanın üzerine serilmiş, yıldız haritalarıyla senkronize edilmiş eski bir Karya haritasını inceliyordu. Yüzündeki yara izleri hala tazeydi ama gözlerindeki odaklanma ölümcüldü. Efsun'un sesi radyodan değil, bizzat yatın kapısından geldi. Yaşlı kadın, sırılsıklam olmuş peleriniyle içeri girerken elindeki kalın, deri kaplı dosyayı masaya fırlattı. "Barlas," dedi Efsun nefes nefese. "Bakanlık peşinize onu taktı. Sina, Vera ve Okan'la birlikte. Sualtı Müzesi'ndeki büyü imzanızı kopyalamışlar. Sina'nın sizi koklayarak bulması an meselesi." Meltem bıçaklarını bilemeyi bırakıp Efsun'a baktı. "Barlas mı? O adam Seherbaz değil, psikopatın teki. Bakanlığın köpekleri bizi bulmadan önce biz Beşinci Port'u bulmalıyız. Haritada ne var Darius?" Darius, parmağını haritanın üzerindeki yıldız koordinatlarında kaydırdı. "Nazir, Port'ları rastgele seçmiyor. Karakaya, Antik Tiyatro, Pedasa ve Kara Ada... Hepsi antik Leleg ve Karya enerji hatları üzerinde. Eğer ilk dört Port'un kırılış sırasına ve Sanguis Vinculum ritüelinin doğasına bakarsak, bu hatlar bir spiral çiziyor." Lidya, haritanın üzerine eğildi. Gölgeleri, parşömenin üzerindeki eski yazıları daha belirgin hale getiriyordu. "Spiralin merkezi nereye çıkıyor?" "Bir mezara," dedi Darius, parmağını Bodrum'un kalbindeki bir noktaya sertçe bastırarak. "Dünyanın Yedi Harikasından birine. Saf ölüm ve hatıra enerjisinin binlerce yıldır biriktiği yere." Alaz elindeki kaynak makinesini indirdi. "Halikarnas Mozolesi." "Tam isabet," dedi Darius, asasını cübbesinin içine yerleştirirken. "Kral Mausolos'un mezarı. Mozolenin kalıntıları şu an turistlere açık bir açık hava müzesi olabilir ama o kayaların altında, asıl mezar odasının bulunduğu yerde devasa bir sihir havuzu yatıyor. Beşinci Port orada." Meltem derin bir nefes aldı. "Barlas'ın tazıları ensemizdeyken, Nazir de Beşinci Port'a gelirse tam bir çapraz ateşin ortasında kalacağız." "O halde biz de ateşi körükleriz," dedi Darius. Gözlerinde ilk defa, Kara Ada'daki o ağır yenilginin izlerini silen taktiksel, acımasız bir parıltı vardı. "Barlas ve ekibini atlatmaya çalışmayacağız Efsun. Sina'nın o çok güvendiği koku alma büyüsünü kullanmasına izin ver. Onlara Mozole'de olduğumuzu 'yanlışlıkla' sızdır." Efsun'un tek gözü şaşkınlıkla açıldı. "Nazir'in olduğu yere Bakanlık avcılarını mı çekeceksin? Bu bir intihar!" "Hayır," dedi Darius, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle. "Bu bir satranç. Barlas, kendi kibrine yenilip Mozole'ye baskın yaptığında karşısında sadece bizi değil, ritüelinin ortasındaki Abu Nazir'i bulacak. Bırakın Bakanlığın kuduz köpekleri, cehennemin şeytanıyla kendi aralarında kapışsın. Biz ise o kaosun içinde, Mozole'nin altındaki Beşinci Port taşını yok edeceğiz."