Keşfet

Derinlerdeki Çatlak

Dokuzuncu Port: Kan, Kül ve Parşömen

Tariq’in alaycı gülüşü, Darius’un asasının ucundaki mat mor ışığın titremesiyle dondu. "Benim efendim, senin gibi bir sokak köpeğine zihnimi teslim etmemem için beni eğitti," diye hırladı Tariq. Darius, asasını milim kıpırdatmadan adamın gözlerinin en derinlerine baktı. "O zaman efendinin eğitimini test edelim." "Legilimens!" Darius’un zihni, Tariq’in zihnine bir koçbaşı gibi çarptı. Adamın gözleri geriye kaydı, sandalyede şiddetle sarsılmaya başladı. Tariq’in zihin kalkanları (Occlumency) güçlüydü; siyah tuğlalardan örülmüş, kanlı bir duvar gibiydi. Ama Darius, nezaket veya kural tanımıyordu. Zihinsel koçbaşını tekrar ve tekrar duvara vurdu. Duvar çatladı, parçalandı ve görüntüler sel gibi Darius'un zihnine doldu. Karanlık sular... Binlerce yıllık amforalar... Bodrum Kalesi'nin altındaki zindanların daha da aşağısı. Sualtı Arkeoloji Müzesi. Sergilenen Cam Batığı'nın tam altındaki gizli, sular altında kalmış bir tapınak katı... Siyah cübbeli adamlar, fanileri suya batırıp boğuyor. Su, kara büyüyle kirlenip fokurduyor... Darius, bağı koparıp geriye doğru bir adım attığında nefes nefese kalmıştı. Tariq ise sandalyede baygın bir şekilde öne yığıldı; burnundan ince bir kan sızıyordu. "Üçüncü Port," dedi Darius, ensesindeki teri silerek ekibine döndü. "Bodrum Kalesi. Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin sular altındaki gizli bir katı. Nazir oraya, fanileri kurban edip suyu zehirlemeleri için bir manga göndermiş." Alaz, masadaki aletlerini bırakıp küfür etti. "Sualtı mı? Çocuklar, suyun altında standart savaş büyüleri farklı çalışır. Ateş büyüleri (Incendio, Confringo) gücünü yitirir, şok dalgaları (Expulso) ise basınç yaratıp sizi de ezer. Kendi büyünüzle kendi ciğerlerinizi patlatırsınız." "O zaman kuralları değiştiririz," dedi Meltem, kılıflarına yeni şok diskleri yerleştirirken. "Lidya, suyun altında gölgeleri kontrol edebilir misin?" Lidya'nın gözleri karanlık bir hevesle parladı. "Karanlık ve derin sular, gölgelerin en sadık dostudur. Orayı onlar için bir mürekkep balığı tuzağına çevirebilirim." "Gidiyoruz," dedi Darius. "Alaz, Bakanlık frekansını dinle. Bizi oradan çıkaracak bir kaçış noktası hazırla." Gece yarısı, Bodrum Kalesi'nin surlarına vuran dalgalar hırçındı. CORE ekibi, kalenin turistlere kapalı olan arka dehlizlerinden içeri sızmış, Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin en alt katına, "Uluburun Batığı" sergisinin olduğu devasa salona inmişti. Etraf tamamen karanlıktı. Cam vitrinlerin arkasındaki binlerce yıllık amforalar, ekibin asalarından yayılan cılız ışıkta ürkütücü görünüyordu. Darius, salonun tam ortasındaki kalın cam zemine yürüdü. Asasının ucuyla cama dokunduğunda, camın altındaki karanlık suyun kızıl bir renkle parladığını gördü. "Burada," diye fısıldadı Darius. "Üçüncü Port tam altımızda." Kuzey, uzun asasını omuzundan çıkardı. "Aşağıya nasıl iniyoruz?" Darius, asasını cam zemine doğrulttu. "Önce nefes alacağız. Caput Bullae!" (Baloncuk-Kafa Büyüsü) Dördünün de kafasının etrafında, onlara su altında oksijen sağlayacak, esnek ve saydam birer baloncuk oluştu. Darius, asasını tekrar zemine çevirdi. "Evanesco!" Kalın cam zemin aniden yok oldu. Altlarındaki zifiri karanlık ve buz gibi tuzlu su, devasa bir girdap gibi onları içine çekti. CORE ekibi, kendilerini sular altında kalmış, devasa sütunlarla desteklenen antik bir Leleg tapınağının içinde buldu. Yer çekimi azalmış, hareketler ağırlaşmıştı. Kafalarındaki baloncuklar sayesinde nefes alabiliyorlardı ama suyun içindeki kara büyü aurası derilerini yakıyordu. Aşağıda, tapınağın merkezindeki parlayan Üçüncü Port taşının etrafında Nazir'in gümüş maskeli dört büyücüsü vardı. Yanlarında ise boyunlarına ağır taşlar bağlanmış, boğulmak üzere olan on kadar fani... Maskeliler, fanilerin ciğerlerinden çıkan son havayı ve yaşam enerjisini, asalarıyla çekip Port taşına aktarıyorlardı. Su, kan ve kara büyüyle zehirleniyordu. Meltem, suyun içindeki o hafiflikten faydalanarak bir yunus gibi öne atıldı. Suyun direnci onu yavaşlatmamış, aksine hareketlerine kusursuz bir akıcılık katmıştı. Maskelilerden biri yukarıdan gelen tehlikeyi fark edip asasını doğrulttu. "Depulso!" Suyun içinde patlayan itme büyüsü, devasa bir basınç dalgası yarattı. Meltem, dalga ona çarpmadan saniyeler önce, ayaklarını antik bir sütuna dayayıp kendini inanılmaz bir hızla aşağı itti. Basınç dalgası üstünden geçerken, elindeki özel yapım su altı şok disklerini fırlattı. Diskler, suyun içinde hedefe ulaştığında elektrik, sıvı sayesinde anında iletildi. İki maskeli büyücü, mavi yıldırımlarla sarsılarak kaskatı kesildi ve yavaşça dibe çöktü. Diğer iki maskeli, asalarını bu kez doğrudan ekibe çevirdi. Ancak Kuzey, suyun direncine inat, 1,5 metrelik asasını bir zıpkın gibi kullanıyordu. "Relashio!" diye sessizce mırıldandı Kuzey. Asasının ucundan çıkan kaynar su jetleri, maskelilerin asalarından çıkan ölümcül lanetleri yolun yarısında saptırdı. Kaynar su, düşmanların yüzüne çarptığında adamlar acıyla çırpınmaya başladı. O sırada Lidya, suyun dibindeki yosunlu gölgelere karışmıştı. "Tenebris İllusio: Atramentum!" (Mürekkep Gölgesi) Lidya'nın parmak uçlarından sızan saf karanlık, mürekkep balığının savunması gibi tüm suyu zifiri bir siyaha boyadı. Maskeliler tamamen kör olmuştu. Paniğe kapılıp etraflarına rastgele su altı bombaları fırlatmaya başladılar. Darius, bu kör karanlığın içinde hedefini net olarak görüyordu: Boğulmak üzere olan faniler ve kirlenmeye başlayan Port taşı. Darius, asasını hızla sallayarak suyu yardı. "Glacius Maxima!" Suyun içinden geçen dondurucu dalga, maskeli büyücülerin etrafındaki suyu anında katı bir buz kütlesine çevirdi. İki maskeli, kendi attıkları çığlıklarla birlikte buzun içine hapsoldu. Darius hiç duraksamadan asasını fanilerin boynundaki zincirlere doğrulttu. "Diffindo!" Zincirler koptu. Meltem ve Kuzey, ölmek üzere olan fanileri hızla yakalayıp yüzeye doğru, cam batığı salonuna itmeye başladılar. Ancak sular altındaki tapınak aniden şiddetle sarsıldı. Darius başını Port taşına çevirdiğinde, taşın ortasında kılcal bir çatlak belirdiğini gördü. Suya karışan kan ve ölüm enerjisi, yeterli seviyeye ulaşmıştı. Darius, çatlağı mühürlemek için asasını kaldırdı ama taşın içinden fışkıran siyah, yapışkan bir enerji dalgası onu göğsünden vurarak tapınağın duvarına fırlattı. Kafasındaki baloncuk sarsıntıdan dolayı çatladı, içeriye tuzlu su sızmaya başladı. Çatlağın içinden, Nazir'in sesi suyun derinliklerinde boğuk bir şekilde yankılandı: "Geç kaldın, Widdershins. Kan döküldü. Mühür kırıldı. Üçüncü Port açıldı." Darius, ciğerlerine dolan suyu umursamadan asasını taşa doğru çevirip, tüm iradesiyle bağırdı: "Fianto Duri!" (Kalkanı Güçlendir) Taşın etrafına ördüğü büyülü bariyer, karanlık enerjinin daha fazla yayılmasını şimdilik durdurmuştu ama taş çoktan uyanmıştı. Meltem hızla Darius'un yanına yüzüp, çatlayan baloncuğuna asasıyla dokunarak onu onardı. Gözleriyle "İyi misin?" diye sordu. Darius başını salladı. Dördü birden, kurtardıkları fanilerle birlikte yüzeye çıktıklarında, müzenin zemini sırılsıklam olmuştu. Ancak zafer kazanmış gibi hissetmiyorlardı. Çünkü Tariq haklıydı. Nazir, onlar maskelilerle uğraşırken Üçüncü Port'un enerjisini çoktan çalmıştı. Kuzey, asasını sıkarak karanlık sulara baktı. "Geriye kaldı altı Port. Nazir her adımda güçleniyor." Darius, üzerindeki cübbesinden akan sulara aldırmadan müzenin çıkışına doğru yürümeye başladı. Gözlerinde artık sadece avcıya özgü bir nefret vardı. "Savunmada kaldığımız sürece her zaman bir adım geride olacağız. Artık Port'ları korumaya çalışmayacağız. Ava çıkıyoruz. Efsun'u arayın. Nazir'in inini bulmasını söyleyin."