Keşfet

Tanrıyı Kanatmak

Dokuzuncu Port: Kan, Kül ve Parşömen

Mahzenin taş basamakları, her adımda biraz daha eriyip camsı bir lav tabakasına dönüşüyordu. Darius ve ekibi, Fransız Kulesi'nin metrelerce altındaki devasa yeraltı salonuna indiklerinde, illüzyonlara veya akıl oyunlarına dair hiçbir şey yoktu. Sadece gözleri kör eden, havayı ciğerlerde cam kırıkları gibi paralayan saf, yıkıcı bir büyü enerjisi vardı. Salonun merkezinde, sekizinci ve dokuzuncu Port taşları birer monolit gibi dikiliyordu. Sekizinci taş çoktan uyanmış, içinden şelale gibi akan kan rengi sihir, salonun zeminindeki antik rünleri dolduruyordu. Ve bu iki taşın tam ortasında, yerçekimini sadece varlığıyla büken Abu Nazir duruyordu. Elinde bir asa yoktu. Asaya ihtiyacı kalmamıştı. Kolları iki yana açık, damarlarından yeşil ve kızıl büyü enerjisi fışkıran bir tanrı silüetindeydi. Mahzenin devasa taş sütunları, onun etrafında dönen basınç dalgası yüzünden hafifçe titriyordu. "İllüzyonlar zayıflar içindir," diye kükredi Nazir, ellerini yavaşça havaya kaldırırken. Gözlerinin yerinde sadece saf, yanan bir kaos enerjisi vardı. "Bugün burada sadece kimin iradesinin gerçeği bükeceğini göreceğiz!" Nazir ellerini aniden yere çarptı. "Ruina Totalis!" Hiçbir ışık veya lanet fırlamadı; bunun yerine tüm mahzenin yerçekimi aniden tersine döndü. Devasa taş bloklar, yerdeki lav birikintileri ve sekiz kişilik ekip korkunç bir hızla tavana doğru savruldu. Tavan, saniyeler içinde ölümcül bir zemine dönüşürken Nazir sadece havada asılı kalarak gülümsedi. "Kalkanları yukarı! Yani aşağı!" diye bağırdı Barlas, yön duygusunu kaybetmenin verdiği panikle asasını tavana doğrultarak bir yumuşatma büyüsü (Arresto Momentum) örmeye çalışırken. Ancak Nazir onlara nefes aldırmadı. Havada asılıyken elini yumruk yaptı. Barlas'ın kalkanı daha oluşmadan cam gibi patladı. Ekip tavana şiddetle çakılırken kemiklerin kırılma sesleri mahzende yankılandı. Sina acıyla çığlık atıp bayıldı. "Saf güç istiyorsan, saf güç alacaksın!" diye bağırdı Kuzey. Tavana yapışmış haldeyken, omuzundaki devasa yasadışı asayı zorlukla Nazir'e çevirdi. "Bombarda Maxima!" Altın rengi devasa enerji topu Nazir'e doğru fırladı. Nazir sadece elinin tersiyle havaya vurdu. Kuzey'in o koca kaleyi yıkan büyüsü, Nazir'in çıplak eliyle çarpıştığı an yörüngesinden saparak mahzenin duvarına çarptı ve duvarı tamamen buharlaştırdı. Alaz, ejderha pullu zırhının ağırlığıyla tavanda sürünerek pompalı tüfeğinin namlusunu Nazir'e çevirdi ve peş peşe ateş etti. Ejderha ateşi mermileri Nazir'e ulaşamadan, etrafındaki görünmez basınç alanında ezilip havai fişek gibi patladı. Nazir, parmağını Alaz'a doğrulttu ve sadece sıktı. Görünmez bir mengene Alaz'ın boğazına sarılıp onu tavana çiviledi. Alaz nefessiz kalırken tüfeği elinden düştü. "Biz de varız!" diye kükredi Meltem. Lidya'nın gölgelerini bir sapan gibi kullanarak tavandan Nazir'in üzerine, yerçekimsiz boşluğa doğru ok gibi fırladı. Bıçaklarındaki basilisk zehri ölümcül bir yeşille parlıyordu. Nazir başını bile çevirmeden diğer elini Meltem'e doğru savurdu. Saf kinetik bir şok dalgası, Meltem'i havada yakalayıp göğüs kafesini çatlatarak salonun diğer ucundaki taş sütunlardan birine fırlattı. Meltem cansız bir oyuncak bebek gibi yere çakıldı. Sadece saniyeler içinde, Nazir yerinden bile kıpırdatılmadan tüm ekibi paramparça etmişti. Darius, tavana tutunduğu taş çıkıntısından ellerini bıraktı. Kendi etrafında dönerek serbest düşüşe geçerken asasını iki eliyle kavradı. Zihnindeki tüm acıyı, Efsun'un ölümünü, Alaz'ın boğuluşunu ve Meltem'in çığlığını o mat, siyah boşluğun içine hapsetti. Düşerken, yerçekimini ve Nazir'in alanını delen o yasaklı kelimeleri haykırdı. "Sectumsempra... OMEGA!" Darius'un asasından fırlayan siyah tırpanlar, havayı bir karadelik gibi emerek Nazir'in etrafındaki görünmez basınca çarptı. İlk tırpan parçalandı. İkincisi çatladı. Ama Darius, asasına kendi kanını ve yaşam enerjisini zorlayarak üçüncü ve dördüncü tırpanı kusmasına izin verdi. Siyah tırpanlardan biri, Nazir'in aşılmaz basınç kalkanını delerek adamın sağ yanağından omzuna kadar inen derin, etini kemiğine kadar yaran bir kesik açtı. Nazir'in kanı ilk kez mahzenin zeminine damladı. Acı ve şokla dikkati dağılan Nazir'in yerçekimi büyüsü aniden çöktü. Tüm ekip, tavandan metrelerce aşağı, mahzenin sert zeminine sağanak gibi döküldü. Darius dizlerinin üzerine çakıldığında ağzından kan boşaldı ama ayağa kalktı. Karşısında, yüzünün yarısı açılmış, kanlar içinde ama hala devasa bir büyü enerjisiyle titreşen Abu Nazir duruyordu. Nazir elini kanayan yüzüne götürdü. Kendi kanına bakarken gözlerindeki kaos enerjisi yerini saf, deli bir nefrete bıraktı. Arkasındaki Sekizinci Port taşı, Nazir'in dökülen kanıyla aniden şiddetle çatlamaya, içindeki karanlık serbest kalmaya başladı. Darius, asasını tekrar kaldırdı. Yanında Barlas zorlukla ayağa kalkıp ona katıldı. "Bugün buradan sadece bir kişi canlı çıkacak Nazir," diye hırladı Darius.