11. BÖLÜM — GÜVENİN GÖLGESİ
11. BÖLÜM — GÜVENİN GÖLGESİ
Aynadaki karanlık hâlâ dağılmamıştı.
Lorenzo, kliniğin ortasında durmuş aynaya bakıyordu. Az önce duyduğu ses aklından çıkmıyordu. Kendi sesiydi. Ama kendisi oradayken başka bir yerden nasıl duyulmuştu?
Valerio aynaya yaklaştı.
— Bir şey gören var mı?
Matteo yanına gelip aynaya baktı.
— Ne göreceğiz? Kapkara işte.
— Belki yakından bakınca...
— Valerio, biraz geri çekil, dedi Alessandro. İçine girmeye çalışma.
Valerio ona ters ters baktı ama geri çekildi.
Dante ise babasının karşısındaydı. Bir süredir konuşmadan bekliyordu. Sonunda dayanamadı.
— Baba, artık anlatır mısın?
Lorenzo ona döndü.
— Neyi?
— Her şeyi. Bu insanlar kim, Belariz kim, kırk yıl önce ne oldu? Sürekli bir şeyler yaşanıyor ama bana doğru düzgün cevap veren yok.
— Seni bu işin dışında tutmaya çalışıyorum.
— Ama tutamıyorsun. Ben de buradayım.
Lorenzo oğluna bir şey söylemek istedi. Dante'nin yüzündeki ifadeyi görünce sustu.
— Benden ne saklıyorsun? diye sordu Dante.
— Şimdi anlatabileceğim bir şey yok.
Dante başını eğip kısa bir nefes verdi.
— Peki.
Lorenzo oğlunun bu kadar kolay vazgeçmesine şaşırmıştı. Tam konuşacakken Dante kapıya yöneldi.
— Nereye gidiyorsun?
— Biraz yalnız kalacağım.
— Dışarı çıkma. Ne olacağını bilmiyoruz.
Dante kapının önünde durup arkasına baktı.
— Zaten hiçbirimiz bir şey bilmiyoruz, baba.
Çıkıp gitti.
Lorenzo bir süre kapıya baktı. Ardından elini cebine sokup odanın içinde dolaşmaya başladı.
Alessandro yanına geldi.
— Biraz sakinleşsin. Sonra konuşursunuz.
Lorenzo durdu.
— Sen bana aileden bahsetme, Alessandro.
Alessandro'nun yüzü değişti ama karşılık vermedi.
— Kırk yıl boyunca yanımda değildiniz, diye devam etti Lorenzo. Bir kez bile kapımı çalmadınız. Şimdi kalkıp buraya gelince her şey düzelecek mi sanıyorsunuz?
— Öyle düşünmüyoruz.
— O zaman ne düşünüyorsunuz?
Alessandro cevap vermekte zorlandı.
— Bilmiyorum. Ama bu kez seni yalnız bırakmak istemiyorum.
Lorenzo acı acı gülümsedi.
— Bunu daha önce de söyleyebilirdin.
Alessandro başını eğdi. Savunacak bir şeyi yoktu.
Lorenzo ceketini aldı.
— Eski konağa gidiyoruz.
Matteo ona döndü.
— Ayin odasına mı?
— Başka nerede arayacağız?
Kimse itiraz etmedi.
Eski konağın yolu karanlıktı. Ağaçların arasından geçen rüzgâr, dalları birbirine çarpıyordu.
Yol boyunca kimse konuşmadı.
Konağın önüne geldiklerinde Lorenzo cebinden eski anahtarı çıkardı. Anahtarın üzerindeki kararmış izleri başparmağıyla sildi.
Matteo bunu fark etti.
— Hâlâ sende mi bu?
Lorenzo kilidi açmaya çalışırken başını salladı.
— Evet.
— Atmadın mı?
Kapı gıcırdayarak açıldı.
Lorenzo içeri girdi.
— Atamadım işte.
Matteo başka bir şey sormadı.
Koridorun içi toz içindeydi. Duvarlardaki tabloların bazıları eğrilmiş, köşelerde örümcek ağları birikmişti. Eski saat durmuştu.
Valerio saate bakıp başını salladı.
— Buraya son geldiğimde her şey yerli yerindeydi.
Lorenzo merdivenlere yöneldi.
— Ben de buradaydım, Valerio. Hatırlıyorum.
Valerio'nun yüzündeki ifade değişti. Bir daha konuşmadı.
Ayin odasının kapısına geldiklerinde Lorenzo'nun adımları yavaşladı.
Alessandro yanında durdu.
— İstersen ben açayım.
— Gerek yok.
Lorenzo anahtarı kilide soktu. Birkaç kez çevirdikten sonra kapı açıldı.
İçeri girdiklerinde taş masanın üzerinde duran beş küçük taşı gördüler.
Dördü yan yana dizilmişti. Beşincisi diğerlerinden ayrıydı.
Fabio masaya yaklaştı.
— Bunlar ne zaman geldi buraya?
— Biz koymadık, dedi Matteo.
Valerio taşların üzerindeki isimleri okudu.
Alessandro. Valerio. Matteo. Fabio.
Beşinci taşın üzeri boştu.
Lorenzo taşlara biraz daha yaklaştı.
— Benim adım nerede?
Kimse cevap veremedi.
Alessandro masanın altındaki küçük kutuyu fark etti. Kutuyu çıkarıp kapağını açtı. İçinden sararmış bir kâğıt çıktı.
Kâğıdı açınca beş isim gördüler. Dördü üst tarafta yan yana yazılmıştı. Lorenzo'nun adıysa biraz aşağıdaydı.
Altında tek bir cümle vardı:
Biriniz gerçeği biliyor.
Fabio kâğıdı Alessandro'nun elinden aldı.
— Bu da ne demek?
— Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor olabilir, dedi Valerio.
Lorenzo ona baktı.
— Belariz mi?
— Başka kim olacak?
— Bilmiyorum. Ama onun yaptığını düşündüğümüz her şeyin gerçekten ondan geldiğinden emin değiliz.
Alessandro kollarını göğsünde birleştirdi.
— Lorenzo, ayinden önce onunla karşılaştığını söylemiştin. Bize anlatmadığın bir şey daha var mı?
Lorenzo cevap vermedi. Taş masadan uzaklaşıp duvara yaslandı.
— Ayinden önce beni buldu.
Matteo kaşlarını çattı.
— Neden?
— Bilmiyorum.
— Seninle konuşmuş. Hiç mi hatırlamıyorsun?
Lorenzo kardeşine döndü.
— Hatırlamaya çalışıyorum, Matteo. Sanki ben de her şeyi bilerek saklıyorum!
Matteo sustu.
Lorenzo bir süre gözlerini kapalı tuttu. Sonra konuşmaya devam etti.
— O geceyi unutmaya çalıştım. Yıllarca aklıma getirmedim. Şimdi bazı şeyler geri geliyor ama hepsi değil.
Alessandro biraz yaklaştı.
— Ne söyledi sana?
— Benden bir şey istedi. Ona bir söz verdim.
Valerio hemen araya girdi.
— Ne sözü?
Lorenzo gözlerini açtı.
— Hatırlamıyorum.
— Lorenzo, bu işin ortasındayız. Bilmemiz gerekiyor.
— Sanki isteyerek unutmuşum gibi konuşma!
Sesi odada yankılandı.
Valerio karşılık vermedi.
Lorenzo elini alnına götürdü.
— Aklımda yalnızca bir cümle kaldı. “Bir gün senin yüzünden hepsi geri dönecek,” demişti.
Fabio kaşlarını çattı.
— Kim geri dönecek?
— Bilmiyorum.
O sırada kapı arkalarından sertçe kapandı.
Hepsi birden döndü.
Matteo kapıya koşup kolu çevirdi.
— Açılmıyor.
Alessandro yanına geldi, kapıyı itti. Kapı kıpırdamadı.
Valerio geriye çekildi.
— Harika. Şimdi de burada mı kalacağız?
— Bir sus da düşünelim, dedi Fabio.
— Ben de onu yapmaya çalışıyorum zaten.
— Yeter! diye çıkıştı Alessandro.
İkisi sustu.
Lorenzo'nun gözü yerdeki işaretlere takıldı. İnce siyah çizgiler taşların arasından ilerliyordu. Bir süre sonra taş masanın ayaklarına ulaştılar.
— Şuna bakın.
Diğerleri dönüp yere baktı.
Çizgiler yavaşça ilerlemeye devam etti.
Sonra bir fısıltı duyuldu.
— Biriniz gerçeği biliyor.
Fabio'nun yüzü gerildi.
Ses yeniden geldi.
— Valerio... Kardeşine sor.
Herkes Valerio'ya döndü.
Valerio'nun yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Ne bakıyorsunuz bana?
Alessandro bir adım yaklaştı.
— Bir şey mi biliyorsun?
— Hayır.
— Valerio...
— Hayır dedim!
Lorenzo araya girdi.
— Bana bak.
Valerio istemeyerek ona döndü.
— Ne var?
— Gerçekten hiçbir şey bilmiyor musun?
Valerio bir süre sustu.
— Bilmiyorum, Lorenzo.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Lorenzo üstelemedi. Ama kardeşinin cevabından emin olmadığı belliydi.
Odanın köşesindeki ayna hafifçe titredi.
Matteo geri çekildi.
— Yine mi?
Aynanın yüzeyi karardı. Ardından üzerinde harfler belirmeye başladı.
SÖZÜNÜ TUT, LORENZO.
Lorenzo'nun yüzündeki ifade değişti.
— Hayır...
Alessandro yanına geldi.
— Ne oldu?
Lorenzo cevap veremedi. Yazıya bakıyordu. Bu sözleri hatırlıyordu ama nerede duyduğunu çıkaramıyordu.
Ardından aynanın içinden bir kahkaha yükseldi.
— Artık saklayamazsın, Lorenzo.
Ses kesildi.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra kapının kilidinden bir ses geldi.
Matteo kapıyı yavaşça açtı. Koridor boştu.
— Çıkalım, dedi Fabio.
Alessandro önden yürüdü. Diğerleri peşinden gitti.
Lorenzo kapıdan çıkmadan önce son kez taş masaya baktı.
Beşinci taşın üzerinde bir isim belirmişti.
DANTE.
Lorenzo olduğu yerde kaldı.
— Hayır...
Alessandro geri dönüp taşa baktı. Yüzü ciddileşti.
Fabio yanlarına geldi.
— Bunun onunla ne ilgisi var?
Lorenzo cevap vermedi. Masaya doğru bir adım attı ama taşa dokunmadı.
— Oğlumun bununla hiçbir ilgisi yok, dedi.
Valerio sessizliği bozdu.
— Onu korumamız gerekiyor.
Lorenzo başını kaldırdı.
— Oğlumu korumak benim işim.
— Tek başına yapamazsın.
— Kırk yıldır tek başıma yapıyorum.
Valerio sustu.
Alessandro araya girdi.
— Şimdi tartışmanın sırası değil. Önce Dante'nin yanına gidelim. Sonra bu taşın ne anlama geldiğini öğreniriz.
Lorenzo bir kez daha isme baktı. Ardından kapıya yöneldi.
— Hadi.
Konaktan çıktıklarında gece iyice çökmüştü.
Lorenzo önde