13. BÖLÜM — KAPIYI AÇMA
13. BÖLÜM — KAPIYI AÇMA
Lorenzo, odanın kapısının önünde duruyordu.
Az önce duyduğu ses Dante'ninkine benziyordu. Fakat oğlunun burada olmadığını biliyordu. Onu en son gördüğünde evde bile değildi.
Arkasından gelen Alessandro, kardeşinin yüzüne baktı.
— Ne oldu?
Lorenzo cevap vermedi. İçeriden bir ses daha gelmesini bekliyordu ama oda sessizdi.
Alessandro kapıya yaklaştı.
— İçeride biri mi var?
— Biraz önce vardı.
— Kim?
— Bilmiyorum.
Alessandro kapı kolunu çevirdi. Oda boştu. Yatak dağınıktı, perde kapalıydı. Pencere de içeriden kilitlenmişti.
— Burada kimse yok, dedi Alessandro.
Lorenzo pencereye gidip kilidi kontrol etti.
— Sesi sen de duydun.
— Evet.
— Peki nasıl açıklıyorsun?
Alessandro omuzlarını kaldırdı.
— Açıklayamıyorum. Ama burada oyalanmak yerine Dante'yi aramamız gerekiyor.
Lorenzo itiraz etmedi. Tam odadan çıkacakken köşedeki sandığı fark etti. Kapağı aralıktı.
— Bu sandık ne zamandan beri burada?
Alessandro baktı.
— Hatırlamıyorum. Açıp bakalım.
Sandığın içinde eski fotoğraflar, sararmış kâğıtlar ve gümüş bir yüzük vardı. Lorenzo yüzüğü eline alınca duraksadı.
— Annemizin yüzüğü bu.
Alessandro yanına geldi.
— Yıllardır görmemiştim.
Lorenzo yüzüğün iç kısmını çevirdi. Küçük harflerle bir cümle kazınmıştı.
BEŞİNCİSİNİ UNUTMA.
Alessandro yazıyı okudu, ardından kardeşine döndü.
— Sence gerçekten beşinci bir kardeşimiz mi vardı?
— Bilmiyorum. Ama biri bu yüzüğün bulunmasını istemiş.
— Neden şimdi?
Lorenzo yüzüğü cebine koydu.
— Onu bulursak belki öğreniriz.
Sandıktaki fotoğrafları karıştırırken eski bir aile fotoğrafı dikkatini çekti. Beş kardeş, anneleri ve babaları konağın önünde yan yana duruyordu. Ancak fotoğrafın arka tarafında küçük bir çocuk daha vardı.
Alessandro fotoğrafı eline aldı.
— Bu çocuk kim?
Lorenzo dikkatle baktı.
— Tanımıyorum.
Fotoğrafın arkasında kısa bir not yazılıydı:
Bazı isimler unutulursa, bazı insanlar yaşamaya devam eder.
Alessandro kâğıdı tekrar çevirdi.
— Biri bize cevap vermek yerine yeni sorular bırakıyor.
— Belki de cevapları hatırlamamızı bekliyor.
Kapıda Matteo, Fabio ve Valerio belirdi. Matteo fotoğrafı görünce yanlarına geldi.
— Ne buldunuz?
Alessandro fotoğrafı gösterdi.
Matteo bir süre inceledi, sonra başını iki yana salladı.
— Bu çocuğu daha önce görmedim.
Fabio da fotoğrafa baktı.
— Ben de.
Lorenzo, Valerio'nun yüzüğe bakıp gözlerini kaçırdığını fark etti.
— Valerio, bu yüzüğü tanıyor musun?
— Hayır.
— Emin misin?
Valerio kaşlarını çattı.
— Lorenzo, bilmiyorum dedim ya.
— Tamam. Üstelemiyorum.
Valerio başka bir şey söylemeden odadan çıktı.
Matteo arkasından baktı.
— Son zamanlarda hepimizden uzak duruyor.
— Şimdi onunla uğraşmayalım, dedi Lorenzo. Önce Dante'yi bulacağız.
Alessandro fotoğrafı Lorenzo'ya verdi.
— Bunu yanında tut. Sonra tekrar bakarız.
Lorenzo fotoğrafı cebine koydu ve odadan çıktı.
Salona indiklerinde Lorenzo telefonunu çıkardı. Dante'yi aradı.
Telefon birkaç kez çaldı ama cevap gelmedi. Yeniden aradığında çağrı kısa süre sonra kesildi.
Alessandro yanına geldi.
— Belki telefonu kapanmıştır.
— İlk aramada çalıyordu.
— Bilmiyorum, Lorenzo. Bir ihtimal düşünmeye çalışıyorum.
Lorenzo başını kaldırdı.
— Ben de oğlumu bulmaya çalışıyorum.
Alessandro sustu. Birkaç saniye sonra daha sakin bir sesle konuştu.
— Haklısın. Özür dilerim.
Lorenzo cevap verecekken telefon çaldı. Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Hemen açtı.
— Dante?
Önce cızırtı duyuldu.
— Baba?
Lorenzo derin bir nefes aldı.
— Neredesin? İyi misin?
— İyiyim. Sanırım.
— Nasıl yani, sanırım?
Dante bir an sustu.
— Beni buraya getirdiklerinde gözlerim kapalıydı. Nerede olduğumu bilmiyorum.
Lorenzo'nun yüzü gerildi.
— Seni kim getirdi?
— Yüzünü göremedim. Ama burada biri var.
— Sana bir şey yaptı mı?
— Hayır. Henüz konuşmadık bile.
Lorenzo masanın kenarına tutundu.
— Beni iyi dinle. Onunla tartışma. Etrafında tanıdığın bir şey var mı? Bir pencere, kapı, herhangi bir şey?
— Bir masa var. Bir de eski bir saat. Sürekli çalışıyor ama kaç olduğunu anlayamıyorum.
Lorenzo gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı.
— Tamam. Olduğun yerde kal. Seni bulacağız.
Arka plandan bir erkek sesi duyuldu.
— Telefonu bana ver, Dante.
Lorenzo'nun yüzündeki ifade değişti.
Bir süre sonra aynı adam konuştu.
— Lorenzo.
Lorenzo telefonu kulağına daha sıkı bastırdı.
Bu sesi tanıyordu. Kırk yıl önceki ritüel gecesinden kalma anılarında duymuştu. Yüzünü hatırlayamıyordu ama sesini duyduğu anda o geceye ait görüntüler zihninde canlanmıştı.
Taş bir oda. Titreyen mumlar. Yerde çizilmiş işaretler...
Ve kendilerine sırtı dönük bir adam.
— Sen kimsin? diye sordu Lorenzo.
Karşıdaki adam hafifçe güldü.
— Beni gerçekten hatırlamıyor musun?
— Sesini hatırlıyorum. Seni değil.
— Şimdilik bu da yeter.
Lorenzo'nun sabrı tükeniyordu.
— Dante'yi bırak.
— Onu bulmak istiyorsan eski konağa gel.
— Önce nerede olduğunu söyle.
— Konağa geldiğinde daha fazlasını öğrenirsin.
— Seninle pazarlık yapmayacağım.
Adamın sesi sertleşti.
— O zaman oğlunu bulmak için başka bir yol düşün.
Telefon kesildi.
Lorenzo hemen geri aradı ama numaraya ulaşılamadı.
Alessandro yanına geldi.
— Ne oldu?
— Eski konağa gitmemizi istiyor.
— Kimmiş?
— Bilmiyorum. Ama kırk yıl önceki ritüel gecesinde oradaydı.
Alessandro'nun yüzü ciddileşti.
— Öldüğünü düşündüğümüz biri olabilir mi?
— Olabilir. Ama sesini tanımam, kim olduğunu bildiğim anlamına gelmez.
— Öyleyse gidip öğreneceğiz.
Lorenzo telefonunu cebine koydu.
— Bu kez Dante'yi kimsenin elinde bırakmayacağım.
Eski konağın kapısı tam kapanmamıştı.
Alessandro kapıyı ittiğinde menteşelerden ince bir gıcırtı yükseldi.
Matteo durdu.
— Buraya bizden önce biri gelmiş.
Fabio telefonunun ışığını açtı.
— Dağılmayalım. Dante burada olabilir.
Lorenzo önden yürüdü. Koridorun sonunda ritüel odasının kapısı vardı. Kırk yıldır bu kapıdan içeri girmemişti.
Alessandro yanına geldi.
— İstersen önce ben gireyim.
Lorenzo başını salladı.
— Hayır. Birlikte gireceğiz.
Kapıyı açtılar.
Oda neredeyse bıraktıkları gibiydi. Taş masa ortadaydı, duvarlardaki eski işaretler hâlâ seçiliyordu. Masanın üzerinde ise tek bir kâğıt duruyordu.
Lorenzo kâğıdı aldı.
BİRİNİZ ONU HATIRLIYOR.
Matteo yazıyı okuyup iç çekti.
— Bir kere de açık açık konuşsa şaşıracağım.
Fabio odanın diğer tarafına geçti.
— Dante burada değil.
Lorenzo kâğıdı masaya bıraktı.
— Bizi buraya getirmesinin bir nedeni var. Dante'yi bulmadan buradan ayrılmayacağız.
Valerio kapının yanında durmuş, duvardaki işaretlerden birine bakıyordu.
Lorenzo ona yaklaştı.
— Bu işareti tanıyor musun?
Valerio irkildi.
— Hayır.
— Daha önce gördüğünü söyledin mi?
— Söylemedim.
Lorenzo bir an sustu.
— Peki, neden ona bakıyorsun?
Valerio gözlerini duvardan ayırdı.
— Çünkü buraya her geldiğimde o işaretin önünde duruyordum. Hepsi bu.
— Ritüel gecesinde mi?
Valerio cevap vermekte gecikti.
— Evet.
Lorenzo onu daha fazla sıkıştırmadı. Fakat kardeşinin o geceyle ilgili hatırladığından fazlasını biliyor olabileceği düşüncesi aklından çıkmıyordu.
Tam o sırada odanın arka tarafından bir ses geldi.
— Sonunda geldiniz.
Alessandro hızla döndü.
— Kim var orada?
Cevap gelmedi.
Lorenzo odanın arka tarafına yürüdü. Kimse yoktu.
Ardından aynı ses yeniden duyuldu.
— Bu kez beni geride bırakmayın.
Lorenzo durdu.
Bu sözler zihnindeki eski bir anıyı harekete geçirmişti. Ritüel gecesinde birinin kendilerine seslendiğini hatırlıyordu. Fakat o sırada ne yaptıklarını, kimin konuştuğunu bir türlü bir araya getiremiyordu.
— Kimsin sen? diye seslendi.
Sessizlik oldu.
Masadaki kâğıt hafifçe kıpırdadı. Lorenzo yaklaşıp çevirdiğinde arkasında başka bir cümle gördü.
UNUTTUĞUNUZ KİŞİ, SİZİ HİÇ UNUTMADI.
Matteo kâğıdı eline aldı.
— Bizi buraya çağıran kişi geçmişimizi biliyor. Peki neden şimdi ortaya çıktı?
Lorenzo cevap veremeden koridorun sonundan üç kez kapı vuruldu.
Tok. Tok. Tok.
Ardından Dante'nin sesi duyuldu.
— Baba?
Lorenzo hemen kapıya yöneldi.
— Dante!
Alessandro kolunu tuttu.
— Bir dak