2
İkinci Bölüm — Gizli Varis
Kral Charles'ın son cümlesi odanın içinde yankılandı.
“Veliaht sandığınız kişi... tek veliaht değil.”
Bir an boyunca hiç kimse konuşmadı.
Sanki zaman durmuştu.
Elimi babamın elinden yavaşça çektim.
— Ne demek istiyorsun?
Babam cevap vermedi.
Alexander bir adım öne çıktı.
— Baba, açık konuş.
Edward'ın yüzündeki bütün o alaycı ifade kaybolmuştu.
— Gizli bir varisten mi söz ediyorsun?
William'ın gözleri büyüdü.
— Başka bir kardeşimiz mi var?
Babam gözlerini açtı.
Bize tek tek baktı.
Sonra derin bir nefes aldı.
— Evet.
O tek kelimeyle odamızın bütün dengesi değişti.
Alexander'ın yüzü sertleşti.
— Bu mümkün değil.
— Mümkün.
— Annemiz...
Babam sözünü kesti.
— Anneniz bu çocuğun varlığını bilmiyordu.
Edward hemen sordu:
— Çocuk mu?
Babam başını hafifçe salladı.
— Artık çocuk değil.
İçimde soğuk bir ürperti hissettim.
Yıllardır sarayın duvarları arasında büyümüştüm. Ailemiz hakkında bildiğim her şeyin gerçek olduğuna inanmıştım.
Meğer en önemli gerçek bizden saklanmıştı.
— Nerede? — diye sordum.
Babam gözlerini benden kaçırdı.
— Sarayda değil.
Alexander yumruklarını sıktı.
— Kim bu kişi?
Babam cevap vermeden önce kapıya baktı.
Muhafızlara işaret etti.
— Kapıları kapatın.
Muhafızlar hemen kapıları kilitledi.
Babam sesini alçalttı.
— Çünkü onu arayan yalnızca siz değilsiniz.
Edward'ın bakışları değişti.
— Kim arıyor?
Kral Charles'ın yüzüne korku yerleşti.
— Tahtı ele geçirmek isteyenler.
O anda koridordan bir ses geldi.
Tak...
Hepimiz kapıya döndük.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra tekrar:
Tak... Tak...
Alexander kılıcının kabzasına uzandı.
— Burada biri var.
Muhafızlardan biri kapıya yaklaştı.
Babam ise aniden yatağından doğrulmaya çalıştı.
— Hayır!
Hepimiz ona döndük.
— Kapıyı açmayın.
Muhafız olduğu yerde durdu.
Edward fısıldadı:
— Baba, kim var dışarıda?
Babam cevap vermedi.
Bakışları bana çevrildi.
— Seni seçmemin sebebi yalnızca ilk doğan olman değildi.
Şaşkınlıkla ona baktım.
— Ne demek istiyorsun?
Babam titreyen eliyle yatağının yanındaki küçük çekmeceyi açtı.
İçinden eski, siyah bir kutu çıkardı.
Kutunun üzerinde kraliyet mührü vardı.
Bana uzattı.
— Bunu al.
Kutuyu ellerimin arasına aldım.
— İçinde ne var?
— Gerçeğin tamamı.
Kutuyu açtığımda eski bir mektup ve sararmış bir fotoğraf gördüm.
Fotoğrafı elime aldım.
Dört kardeşin çocukluk fotoğraflarına benziyordu.
Ama fotoğrafta...
Beş kişi vardı.
Alexander.
Edward.
William.
Ben.
Ve tanımadığım genç bir kadın.
Kadının kucağında ise bir bebek vardı.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
“Beşinci kan bağı asla ortaya çıkmamalı.”
Nefesim kesildi.
— Bu kim?
Babam gözlerini kapattı.
— Senin ablan.
Odanın içindeki sessizlik bir anda ağırlaştı.
William'ın sesi titredi.
— Bizim... ablamız mı?
Babam başını salladı.
— Adı...
Tam o anda dışarıdan büyük bir gürültü duyuldu.
Muhafızlar kılıçlarını çekti.
Kapının ardından bir ses yükseldi:
— Kral Charles!
Babamın yüzündeki renk tamamen çekildi.
Çünkü o sesi tanıyordu.
Ve fısıldadı:
— Çok geç...
Edward ona baktı.
— Kim o?
Kral Charles'ın cevabı hepimizi dondurdu:
— Gizli varisin adamları.