7.BÖLÜM
Cuma günü bütün şirket elemanlarıyla bir toplantı yaptı Önder. İşlerini halledip Sedat’la beraber eve geçtiler. Davet ertesi akşam olacağı için Önder güzel bir duş aldı. Sonra bornozunu çıkarmadan yatağına uzandı. Çok yorgun hissettiğinden ne zaman kendinden geçti bilemedi. Sedat Önder’in odasına gelip kapısını tıklattı. İçerden ses gelmeyince usulca kapıyı açtı. Baktı arkadaşı yatağında mışıl mışıl uyuyor rahatsız etmeden giyeceği kıyafetleri yatağın ucuna iliştirdi ve geldiği gibi çıktı odadan.
Alya taksiden inip kalacağı otele girdi. Odasına çıkıp bavulunu kenara bıraktı. Üstünü çıkarıp çantasından telefonunu aldı. Annesini aramalıydı. İçinden yazık şimdi içi içini yemiştir kadının diye geçirdi.
“Alo annem ben geldim haber veremedim uçakta telefonu sessize aldım inince de unuttum kusura bakma şimdi otele geldim. Evet, yeni yerleştim.
Nehir hanım “kızım sen beni öldüreceksin ha ne demek unuttum ben burada senden haber beklemekten nerdeyse kurtlandım maşallah hanımefendinin umurunda bile değil.”
Annesinin kızgınlığını anlıyordu Alya. Gözlerini devirip gönlünü almalıydı anacığının.
“Annem tatlım tamam haklısın gerçekten unuttum yoksa seni aramam mı?”
Nehir hanım “ Alya senin özel bir durumun var kızım beni neden meraklandırıyorsun. Hem sen yedin mi bir şeyler.”
“Of anne ya yedim çocuk gibi tembihler olmuyor ama.”
Nehir hanım “sen sus bakıyım ilaçlarını da iç unutma bak kızım zaten gözümün önünde de değilsin. Ben yanında olsam bu kadar meraklanmam. Ama o çok bilmiş baban beni ne zaman umursadı ki sen umursayacaksın. Ben burada kendi kendime ediyorum kimin umurunda.”
“Hah bende ne zaman diyeceksin diye bekliyorum. Bir kerede şu adamı karıştırma anam ya. Şimdi babamın suçu ne? Bak ben çocuk değilim. Artık kabul et. Lütfen anne yeter. Her zaman suçlayacak bir neden buluyorsun. Kendine de bize de yazık ediyorsun annem ben başımın çaresine bakarım tamam mı için rahat olsun hadi ben kapattım babama da selam söyle öpüyorum .”
Telefonu kapattıktan sonra Alya pencereye doğru yürüdü. Şehrin büyülü havasına baktı. Işıl ışıldı her taraf. Derin bir iç çekti. Annesinin dediği gibi ilaçlarını almalıydı. Bavulu açtı. İlaçların olduğu kutuyu aldı. İçinden içeceği hapı buldu. Yatağın ucundaki konsolun üstünden pet şişedeki suyla gönderdi mideye. Evet, bu iş bitti. Sırada giyeceklerini çıkardı. Ertesi gün için kıyafetlerini özenle dolaba astı. Ayıcıklı pijamalarını da giydi. Çok yorgundu. Yarın hallerdi artık banyo işini. Yatağını açıp içine girdi. Gözlerini yummadan önce duasını da etti. Şimdi uykunun kollarına teslim olabilirdi. Yarın ki davet önemliydi onun için. Enerjisi yüksek olmalıydı. Yarın ola hayır ola artık.
Önder sabah erkenden kaktı. Rutin işlerini halledip şirkete geçti. Dosyalara gömülmeden babasını aradı.
“Selam baba evet biliyorum telefon gelince fırladım ne zaman havaalanına geldim ne zaman indim inan ben de bilmiyorum. Kusura bakma. Şimdi şirketteyim. Annem ne yapıyor. Ne? Anladım. Küs mü? Yok artık baba kaç yaşında adamım yapmayın. Ben gelince gönlünü alırım. Evet davetliyim. Her zaman ki gibi sıkıcı geçecek ama mecbur bir saat dişimi sıkacağım. Yok, bu aralar görmedim Han oğullarından kimseyi sen gördün mü? Anladım. Neyse bir gelişme olursa ara baba. Ben birkaç gün buradayım. Anamın ellerinden öptüm. Görüşürüz.”
Sıkıntıyla yanaklarını şişirdi. Yapacak bir sürü işi vardı. Hangisinden başlayacağını bilemedi. Tam o anda Sedat kapıdan süzüldü.
“ Devrem kahve getirdim karşılıklı içerik ha ne dersin.”
Önder “Allah derim ne diyeyim Sedat. Kafayı yemeden şuradan bir çıksam. Bütün duvarlar üstüme üstüme geliyor.
“Tamam, aslanım sakinleş. İç şu acı kahveni bir kendine gel. İstersen bir hatun ayarlarım kafanı dağıtırsın. Sakinleşirsin. Geçen şu sarışın aradı benimki hiç uğramaz oldu dedi. He ne dersin iyi olur sana da.” Önder’e göz kırptı o sırada.
“Öf Sedat ya hiç havamda değilim. Aklın puştlukta. Hiç akıllanmayacak mısın? Sen. Başını bağlamak farz oldu.
“Asıl sana öf aslanım. Kadın hayattır zevktir tutkudur. Rabbim ne güzel özene bezene yaratmış. Bizleri onlar için onları da bizler için öyle değil mi?”
“He Sedat he. Hadi al fincanını yaylan şimdi koçum. Yoksa senin o küçüğünü keseceğim. Kalacaksın öyle boynu bükük.”
Sedat sırıtarak dışarı çıktı. Bir süre daha bocaladı Önder baktı olası yok kaçmak en iyisiydi Eve kendini güç attı. Bir tişört bir kot geçirdi üstüne. Biraz televizyon izledi. Sonra güzelce karnını doyurdu. Saatine baktı davet için zaman yaklaşıyordu. Yukarı çıktı. Kahverengi dolabın kapısını açıp lacivert takım elbisesini çıkardı. Banyoda tıraşını tamamladı. Losyonun sürdü üstünü giydi. Boy aynasından kendine baktı. Yine jilet gibi olmuştu. Arabasına atlayıp davet alanına doğru yola koyuldu.
Alya da durumlar daha sakindi. Bugün hiç çıkmadı otelden dışarı. Öğlene kadar uyudu. Oda servisinden yiyecek bir şeyler istedi. Dosyalarını kontrol etti. Bir iki arama yaptı. En son babasıyla günün kritiğini yaptıktan sonra aynanın karşısında yapacağı konuşmanın üstünden geçti. Saat ikindini bulunca daima uğradığı kuaförden randevu aldı. Aşağıya inip taksi çağırdı. Adresi verip kuaförün yolunu tuttu. Akşam olunca boğaz manzaralı bir restoran da karnını doyurdu. İlaçlarını da almayı unutmadı. Otele vardığında çok az bir zamanı kalmıştı. Hemen üstün değiştirdi. Diz altı siyah kalem etek gömlek ve ceket üçlüsüyle sade makyajı ve ona uygun saçıyla mükemmel görünüyordu. Küçük el çantasını da aldı. Davet salonuna doğru yola çıktı.
Davetin yapılacağı alana birçok kişi giriş yapıyordu. İş adamları bürokrasiden kişiler üst düzey yetkililer herkes alanı yavaş yavaş dolduruyordu. Önder valeye arabasının anahtarını verip içeri girdi. Tabii herkes özellikle bayanlar pür dikkat kesilmiş Önderi kesiyorlardı. Yakışıklı bir o kadar da havalı. Saygın kimliğini de yok sayamazsın tabi ki. Tam kendine ayrılan masaya geçecekti ki bir sesle kafasını döndürdü.
“Selam Önder Beyciğim nasılsınız.”
“Ah Şule Hanım iyiyim siz nasılsınız. Babanız Ahmet Beyi göremedim. Gelmediler mi?”
“Yok, babam yurtdışın da ben temsil ediyorum onu bu gece.”
“Anladım size iyi eğlenceler o vakit. Hürmetlerimi iletin kendilerine.”
“Aa ama beni masanıza buyur edersiniz sanmıştım.” Kız dudaklarını büze büze konuşunca Önder kaçıp gitmek istedi. Sakız gibi yapışanlardan her zaman nefret etmişti. Yine yüzüne yaydığı sahte tebessümle kıza bakarak;
“Tabii ki buyurun sonuçta burada herkese ayrılan bir yer var değil mi?”
“Öyle de ben sıkılırım şimdi yalnız kalmak istemiyorum teşekkür ederim.”
Beraber masalarına geçip tam oturmak için eylem yapıyordu ki kapıdan bir ahu göründü gözüne. Ama bu? Yok, bu ceylan yavrusunu bir yerden tanıyordu. Çalıştır saksıyı Önder bulmam lazım yabancı gelmiyordu bu kız nerde görmüş olabilirim diye düşüncelere daladursun, Alya salona girdiği andan itibaren herkesin ilgi odağı olmuştu. Sade takım elbisesiyle yaydığı enerjiyle yüzündeki muhteşem ışıltıyla göz dolduruyordu. Hemen yanına gelen Halit Bey ve oğullarıyla etrafı sarıldı. Hepsine küçük bir baş selamıyla arzu endam ederken diğer kişilerle de birkaç kelam ederek kendisine ayrılan masasına doğru ilerledi.
“Düşün s*lak Önder düşün bu kızı daha önce gördüğüme yemin edebilirim ama nerede gördüm. Ama çok güzel bee.”
Bütün davetliler yerini aldığında ortam karanlık oldu. Kürsüye çıkan konuşmacı açılış konuşmasıyla geceyi başlattı. Sırayla bir bir yapılan konuşmalar verilen plaketler ödüller dağıtılırken sıra Alya ‘ya geldi çattı. Alya heyecandan dudakları kurumuş elleri terlemişti.
Konuşmacı kürsüden ; “Sayın misafirler değerli konuklar bu sene yine yeni bir projeye daha ödül vermeye devam ediyoruz. Bu yılın en iyi projesini ve kişisini davet ermekten onur duyarım. Hanoğlu şirketler grubu başkanı ve ayriyeten yüksek mimar Alya Hanoğlu’nu kürsüye davet ediyorum alkış lütfen dediğinde Önder bir an için donup kaldı. Dudaklarından
“Çalı süpürgesi” diye fısıldadı. Demek o gün gördüğüm köylü güzeli sendin haa. İşte şimdi düştün elime. O gün kurtuldun bakalım şimdi kim kurtaracak seni benden.
Aklı böyle diy
Yorumlar
- Ahu Kuzu: önder bu gece çok şanslı davet öncesi böyle banyo yapılması önemli
- Selin Pınar: Aylardan beri aklıma gelen konuklu bir yere gitmek nasip oldu
- Duygu Oral: Sadece az çay içse de gözleri kapanabilir gibi duruyor