Keşfet

Hayal Kırıklığı

Ela

Hastanenin koridorunda ağır bir sessizlik vardı.

Duvarlardaki beyaz ışıklar gözleri yoruyor, koridorun sonundaki saat her saniyeyi olduğundan daha uzun gösteriyordu. Hakan, ellerini birbirine kenetlemiş, doğum odasının kapısına bakıyordu.

İçeride Fadime vardı.

Ve birkaç dakika içinde hayatları değişecekti.

Hakan'ın aklında tek bir düşünce vardı.

"Bu sefer oğlum olacak."

Mehmet ve Caner'den sonra üçüncü çocuğun da erkek olmasını istiyordu. Hatta doğacak bebeğin adını bile çoktan düşünmüştü.

Fadime de aynı şeyi umuyordu.

Çünkü bu ailede erkek çocuğu doğduğunda evin havası değişiyordu.

Mehmet doğduğunda Hakan günlerce herkese oğlundan bahsetmişti. Caner doğduğunda da aynı sevinç yaşanmıştı.

Ama şimdi...

Doğum odasında bir anda bir bebek ağlaması yükseldi.

Hakan başını kaldırdı.

"Bebeğiniz dünyaya geldi."

Hakan hemen ayağa kalktı.

"Erkek mi?"

Hemşire bir an durdu.

Sonra yumuşak bir sesle cevap verdi.

"Hayır. Kızınız oldu."

Koridordaki sessizlik sanki bir anda daha da ağırlaştı.

Hakan'ın yüzündeki heyecan kayboldu.

"...Kız mı?"

"Evet. Sağlıklı bir kız çocuğu."

Hakan cevap vermedi.

Sadece başını eğdi.

Bir süre sonra doğum odasına girdi.

Fadime yatağın üzerinde yorgun bir şekilde yatıyordu. Kollarında küçücük bir bebek vardı.

Daha dünyaya geleli birkaç dakika olmuştu.

Minicik yüzü kızarmış, gözleri kapalıydı. Küçük eleleini arada bir açıp kapatıyor, sonra tekrar annesinin göğsüne doğru kıvrılıyordu.

Fadime ona baktı.

Uzun uzun.

Ama yüzündeki ifade bir annenin yeni doğan bakarken taşıdığı mutluluk değildi.

Hayal kırıklığıydı.

"Doktor sağlıklı olduğunu söyledi," dedi hemşire.

Fadime sadece başını salladı.

Hakan yatağın yanına geldi.

Bebeğe baktı.

Ela o sırada gözlerini hafifçe araladı.

Hayatında ilk kez bir yüz görüyordu.

O yüz babasına aitti.

Hakan ise ona bakarken sanki karşısında bir bebek değil, gerçekleşmemiş bir beklenti görüyordu.

"Bir kız..." diye mırıldandı.

Fadime'nin gözleri doldu.

"Ben böyle olmasını istememiştim."

Hakan ona baktı

"Ben de."

Ela hiçbir şeyden habersizdi.

Ne söylenenleri anlayabiliyordu ne de insanların yüzündeki ifadeyi.

Sadece ağlıyordu.

Belki acıktığı için.

Belki korktuğu için.

Belki de dünyaya geldiği ilk anda kendisini karşılayan sessizliği hissettiği için

Hemşire bebeği biraz daha yukarı kaldırdı.

"Adını ne koyacaksınız?"

Fadime cevao vermeden birkaç saniye düşündü.

"Ela."

Hakan pencereye doğru baktı.

"Ela..." diye tekrarladı.

İsim güzel ya da çirkin olduğu için değil, artık değiştirebilecekleri hiçbir şey kalmadığı için söylenmiş gibiydi.

O gece hastane odasında herkes farklı bir şey düşünüyordu.

Hakan, oğul hayallerinin bir kez gerçekleşmediğini düşünüyordu.

Fadime, hayatına bir kız çocuğun girdiğini.

Ela ise hiçbir şey düşünemiyordu.

Çünkü henüz düşünmeyi bile bilmiyordu.

Sadece yaşıyordu.

Ve belki de en acı tarafı buydu.

Ela, ailesinin onu istemediğini bilmeden dünyaya gelmişti.

Daha ilk nefesinde bile ona ait olmayan bir hayal kırıklığının yükünü taşımaya başlamıştı.

O gece Hakan hastaneden çıkarken son kez doğum odasına baktı.

İçeride Fadime ve Ela vardı.

Ve Hakan'nın aklından geçen tek şey şuydu:

"Keşke oğlan olsaydı."

Ela'nın hikâyesi işte böyle başladı.

Bir sevgiyle değil.

Bir kutlamayla değil.

Bir hayal kırıklığıyla.

Ama kimse bilmiyordu...

Bu küçük kız, yıllar sonra ailesinin onun hakkında kurduğu bütün cümlelerin karşısına kendi hayatıyla çıkacaktı.

Yorumlar

  • Çiğdem Ülger: keşke hakan sadece sevinseydi ama yoğrulan hayaller başka oldu
  • Metin Mutlu: hakan seni zor durumla bırakacak bir aşamaya getirdiler yazık oldu
  • Aslı Okur: Bu sahne gerçekten iç yaralayıcıydı o büyüleci an böyle bitmemeliydi
  • AZRA KARADUMAN: Hemen yıkılan bir umut vardı hakana söylenmedi yalnızca bir cümle
  • aleyna: hakanın o son bakışı çok şey söylemiş gibi göründü
  • Ayşe kibritci: fadimenin yaptığı beklenmedik bu çıkış herkesin yüreğini parça parça etmiştir