İçinde Birikenler
Ela o gece uzun süre uyuyamadı.
Odasının ışığı kapalıydı. Pencereden içeri giren sokak lambasının soluk ışığı duvara vuruyordu.
Yatağında sırtüstü yatmış, tavana bakıyordu.
Aklında aynı cümle dönüp duruyordu.
"Sen kızsın."
Çocukluğundan beri bu cümleyi o kadar çok duymuştu ki artık kaç farklı şekilde söylendiğini bile ayırt edebiliyordu.
Bazen annesi söylüyordu.
Bazen babası.
Bazen Mehmet ya da Caner.
Bazen de kimse bir şey söylemeden, onlara verilen ayrıcalıklar zaten her şeyi anlatıyordu.
Ela gözlerini kapattı.
Küçükken bunun kendi hatası olduğunu sanmıştı.
Belki daha uslu olursa...
Belki daha başarılı olursa...
Belki ev işlerini daha iyi yaparsa...
Belki annesi onu bir gün gerçekten sevecekti.
Ama yıllar geçtikçe bunun böyle olmadığını anlamıştı.
Sorun onda değildi.
O sadece kızdı.
Ve ailesi bunu değiştiremeyeceği bir şeymiş gibi onun hayatının tamamına yaymıştı.
Sabah olduğunda Ela yine erkenden kalktı.
Yüzünü yıkadı.
Aynaya baktı.
Gözlerinin altında hafif yorgunluk vardı.
Ama yüzünü hemen toparladı.
Evde kimsenin onun ne hissettiğini bilmesini istemiyordu.
Mutfaktan sesler geliyordu.
Mehmet ve Caner kahvaltı yapıyordu.
Mehmet ve Caner kahvaltı yapıyordu.
Ela masaya oturdu.
Fadime önüne bir tabak koydu.
"Bugün okuldan sonra direkt eve gel."
Ela başını kaldırdı.
"Neden?"
"Öyle."
"Bir şey mi yapacağım?"
"Evde yardım edeceksin."
Ela cevap vermedi.
Caner araya girdi.
"Ben bugün arkadaşlarımla çıkacağım."
Fadime gülümsedi.
"Tamam oğlum. Çok geç kalma."
Ela elindeki çatalı bıraktı.
Bir saniyeliğine annesine baktı.
Sonra Caner'e.
Caner hiçbir şey olmamış gibi kahvaltısına devam etti.
Ela'nın içinde küçük bir şey daha kırıldı.
Ama yüzüne yansıması.
Artık bunu çok iyi biliyordu.
Okulda Ela herkesle konuşuyor, derslerine giriyor, öğretmenlerinin sorularını cevaplıyor ve arkadaşlarıyla gülüyordu.
Kimse onun içinde ne olduğunu anlamıyordu.
Teneffüste en yakın arkadaşlarından biri yanına geldi.
"İyi misin?"
Ela hemen gülümsedi.
"İyiyim."
"Emin misin?"
"Evet."
Arkadaşı birkaç saniye ona baktı.
"Son zamanlarda çok sessizsin."
Ela omuz silkti.
"Bir şey yok."
Aslında çok şey vardı.
Ama nereden başlayacağını bilmiyordu.
Ailesinden bahsetse...
Ne anlatacaktı?
Annesinin onu erkek kardeşlerinden daha az sevdiğini mi?
Babası dışarı çıkmasına izin vermediğini mi?
Okumak istediğinde sürekli önüne engel koyduklarını mı?
Evde yaptığı hiçbir şeyin yeterli olmadığını mı?
Bunların hepsini anlatsa bile kim inanacaktı?
Ela bazen kendi duygularını bile anlatmıyordu.
Çünkü yıllardır duygularını içine atmayı öğrenmişti.
Akşam eve döndüğünde Fadime ona bir sürü iş verdi.
"Masayı kur."
Ela masayı kurdu.
"Bulaşıkları yıka."
Yıkadı.
"Çamaşırları katla."
Katladı.
Mehmet salonda telefonuyla oturuyordu.
Caner televizyon izliyordu.
Hakan koltukta dinleniyordu.
Ela bir an durup üçünü izledi.
Sonra kendi kendine düşündü:
Ben burada neden herkesin yapmadığı şeyleri yapmak zorundayım?
Cevabı biliyordu.
Çünkü kızdı.
Ama artık bu cevabı kabul etmek istemiyordu.
Gece odasına girdiğinde masasının başına oturdu.
Kitabını açtı.
Fakat birkaç dakika boyunca tek bir kelime bile okuyamadı.
Kalemi parmaklarının arasında çevirdi.
Sonra defterini açtı.
Sayfanın ortasına bir cümle yazdı:
"Ben gerçekten ne istiyorum?"
Uzun süre düşündü.
Sonra altına yazmaya başladı.
Okumak istiyorum.
İyi bir okul kazanmak istiyorum.
Arkadaşlarımla dışarı çıkmak istiyorum.
Bir şey istediğimde suçlu olmak istemiyorum.
Birinin bana kız olduğum için değil, kendim olduğum için değer verilmesini istiyorum.
Kalemi durdu.
Son cümleyi yazarken gözleri dolmuştu.
Bir damla yaş sayfanın üzerine düştü.
Ela hemen elinin tersiyle sildi.
Sonra defterini kapattı.
Çünkü ağlamak istemiyordu.
Güçlü görünmek zorunda olduğunu düşündüğü için değil.
Sadece artık kendine şunu kanıtlamak istiyordu:
Ailesinin ona hissettirdiği değersizlik, onun gerçek değeri değildi.
Ela yatağına uzandı.
Ev sessizleşmişti.
Gözlerini kapatmadan önce aklından tek bir düşünce geçti:
Bir gün bu evden çıktığımda, kim olduğumu ilk kez gerçekten kendim seçebileceğim.
Ve o gece Ela, ilk kez ailesinden kaçmayı değil...
Kendi hayatına doğru yürümeyi düşündü.
Yorumlar
- Recep Uçar: Gerçekten sevilmek istiyorsan asla pes etme
- Eylül Karaca: canere sinir olma hayatı sen seçmiyorsun
- Ebru Genç: Ağlamanın kötü bir şey olmadığını aklından çıkarma
- nadire menekşe: Kendini bulabilme umudunu kaybetme ela
- Nur: Bir cümleyle bu kadar etkilendiğine inanmak zor
- Bahar Onat: İstediğin gibi yaşayabilmek için savaşmalısın
- Ayla Malkoç: Senin hayallerin de önemli unutma bunu
- Asil genç: ela dikkat et kendi değerini bil!
- Ege Korkmaz: Tüm işleri tek başına yapmak zorunda değilsin!