İlk Kez
Ela ertesi sabah okula gittiğinde önceki gecenin ağırlığını
üzerinden atmaya çalışıyordu.
Evden çıkarken yine aynı kurallar söylenmişti.
"Okuldan sonra direkt eve gel."
"Kimseyle gereksiz yere konuşma."
"Telefonunu fazla kullanma."
Ela hepsine sadece başını sallamıştı.
Ama okulun kapısından içeri girdiği anda yüzündeki ifade değişti.
Burada kimse ona sürekli ne yapması gerektiğini söylemiyordu.
Burada Ela sadece Ela'ydı.
Koridorda yürürken arkasından biri seslendi.
"Ela!"
Ela dönünce Meral'i gördü.
Meral elindeki iki meyve suyundan birini ona uzattı.
"Bana sana aldım."
Ela gülümsedi.
"Neyi?"
"Çünkü bugün yüzün biraz asık."
Ela meyve suyunu aldı.
"Beni benden iyi tanıyorsun."
Meral güldü.
"Tabii ki. Ben senin en yakın arkadaşınım."
Ela ilk kez o sabah gerçekten gülümsedi.
İkisi birlikte sınıfa girdiler.
Sıralarına oturduklarında Ela çantasından defterini çıkardı.
Tam o sırada arka sıradan bir ses geldi.
"Ela."
Ela arkasını döndü.
Ata'ydı.
"Efendim?"
Ata elindeki kalemi gösterdi.
"Bu senin mi?"
Ela kaleme baktı.
"Evet."
"Dün sıranın altında buldum."
Kalemi Ela'ya uzattı.
"Teşekkür ederim."
"Bir şey değil."
Ata yerine oturdu.
Meral hemen Ela'ya doğru eğildi.
"Seninle konuşmayı seviyor."
Ela kaşlarını kaldırdı.
"Ne alaka?"
"Bence var bir şey."
"Yok."
Meral gülerek başını salladı.
"Tamam, sen öyle düşün."
Günler geçtikçe Ata ve Ela daha fazla konuşmaya başladılar.
Ödevlerden bahsediyorlardı.
Derslerden.
Müzikten.
Bazen de tamamen saçma şeylerden.
Ela, Ata'nın yanında kendisini sürekli kontrol etmek zorunda hissetmiyordu.
Bir gün teneffüste okul bahçesinde oturuyorlardı.
Meral de yanlarındaydı.
Ata bir süre sessiz kaldıktan sonra Ela'ya baktı.
"Bir şey söyleyeceğim."
Ela ona döndü.
"Söyle."
"Ben senden hoşlanıyorum."
Ela birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Meral'in gözleri büyüdü.
Ata devam etti.
"Yani... Seninle konuşmayı çok seviyorum. Seni görünce mutlu oluyorum. Eğer sen de istersen... Birlikte olabiliriz."
Ela'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Uzun zamandır ilk kez birinin ona bakarken ailesinin baktığı gibi bir hayal kırıklığı taşımadığını hissediyordu.
"Ben de senden hoşlanıyorum."
Meral hemen ellerini yüzüne götürdü.
"BEN BUNU BİLİYORDUM."
Ela gülmeye başladı.
"Bağırma!"
Ata da gülüyordu.
Meral ikisine bakıp başını salladı.
"Tamam. Bundan sonra ben yokmuşum gibi davranmayın yeter."
Ela kahkaha attı.
O gün üçü okul bahçesinde uzun süre oturdu.
Ela için küçücük bir andı.
Ama onun hayatında büyük bir anlam taşıyordu.
Çünkü ilk kez biri ona kız olduğu için değil, Ela olduğu için değer veriyordu.
Okul çıkışında Ata ona el salladı.
"Yarın görüşürüz."
Ela gülümsedi.
"Görüşürüz."
Meral onun yanına geldi.
"Mutlu musun?"
Ela bir süre düşündü.
Sonra başını salladı.
"Evet."
Ama eve doğru yürürken gülümsemesi yavaş yavaş kayboldu.
Çünkü biliyordu.
Evde onu başka bir dünya bekliyordu.
Ve Ata'yı ailesine söylemek...
Şimdilik mümkün değildi.
Ela eve yaklaşırken çantasının askını biraz daha sıkı tuttu.
İçinden tek bir cümle geçti:
"Keşke hayatımın bu kısmını da özgürce yaşayabilseydim."
Yorumlar
- Ahmet Demir: Bu sıralar duygu yüklerin öyle büyük ki ilerlemek zor!
- Nisa Ergin: ela anlamını tam bulamadı ama burada yeni bir şeyler başlıyor gibi
- Samet Can Zengin: @white_chocolate bambaşka bir hissiyat içindesin görüyorum