BÖLÜM 3
Handan Hanım ‘Tamam’ dedi ama isteksizdi ondan dolayı işi ağırdan alıyordu. Aradan üç gün geçmesine rağmen Selin'in yerini bulamayınca bu sefer Hasan çok güvendiği ve eski bir arkadaşı olan Dedektif Taner'i aradı.
‘Dostum’ dedi ‘senden birinin yerini bulmanı istiyorum. Adı Selin eski bir çalışanımız hırsızlıkla suçlandı. Bundan dolayı işten kovdum. Fakat içim rahat değil. Onun yerini bulmanı senden istiyorum’
Taner Onu dinledikten sonra.
‘Tamam dostum yarına kadar yerini bulmuş olurum’
Ertesi gün Taner holdinge gelip Hasan'ın odasına çıktı. Elindeki kalın bir dosyayı masaya bıraktı. Daha sonrada ona.
‘Dostum istediğin kişinin adresini buldum. Onunla alakalı bütün evraklar dosyanın içinde’ deyip holding'den çıktı.
Hasan evrakları inceledikçe iki içine sığmaz oldu. Kocası daha çocuk doğmadan onu terk etmişti. Oğlu kan kanserinde yakalanmıştı ve o özel bir hastanede tedavi görüyordu fakat tedavisi oldukça pahalıydı. Annesi koah hastasıydı, hastane masraflarını ve ilaçları elde edebilmek için birçok işte çalışmak zorunda kalıyordu. Bir başka bilgi daha vardı selin sekiz dil biliyordu. Bunlar arasında İngilizce Fransızca Arapça Japonca Çince Rusça İspanyolca ve Portekizceydi
‘Allah Allah dedi kendi kendine bu kadar dil biliyor ve holding’de temizlik işi yapıyor’
Bilgileri okuduktan sonra odasından çıktı. Sekreterine üç saate kadar geleceğini söyleyip holding'den çıktı. O sırada da Handan Hanım dişlerini sıka sıka arkasından bakıyordu.
Selin'in yaşadığı ev yoksul semtlerden birindeydi apartman 4 katlıydı asansörü yoktu dış sıvası hemen hemen dökülmüştü.
Hasan, yaşadığı zengin kesimden yoksul kesime geldiğinde oldukça şaşırdı. Burası yaşadığı yere hiç benzemiyordu. Çocukluğunda böyle bir yerde yaşamıştı fakat uzun zaman geçtiği için buraları tamamen unutmuştu.
Selin'in yaşadığı abartmana girdiğinde gözüne ilk çarpan şey yoğun bir küf kokusuydu. Balkonlarda çamaşırlar asılıydı. Dışarıda çocuklar neşe ile koşturup duruyorlardı. Mahallelerinde lüks bir araba görmedikleri için Hasan'ın arabasının etrafına toplanıp merakla içine bakmaya başladılar Az sonra da ilgileri kesilip kendi oyunlarına döndüler.
Hasan şimdiye kadar asansörle inip çıktığı için dördüncü kata çıkana kadar yorulmuştu. Biraz nefesini toparladıktan sonra kapıyı çaldı. O sırada içeriden ‘Oğlum oğlum’ diye ağlamaklı bir ses geliyordu. Kapıyı açan olmayınca tekrar çaldı içeriden yaşlı bir kadın sesi geldi ‘kim o’ diye
‘Ben Hasan teyzeciğim’
‘Hasan da kim?’ dedi Selin'in annesi ‘Ben böyle birini tanımıyorum’
‘Teyzeciğim ben Selin'in patronu Hasan. Kapıyı açar mısınız sizinle konuşmam gerekiyor’
Patronunun sesini duyan Selin hızlıca gelerek kapıyı açtı ve ona.
‘Ne istiyorsun’ dedi sertçe ‘Bu sefer de hakaret etmek için mi geldin’
‘Hayır’ dedi Hasan yumuşak bir ses tonuyla ‘Sadece sizinle konuşmak için geldim’