4
Yağmur şiddetini daha da artırırken Elif, Asaf’a dönüp gülümsedi. "Burada öyle ıslanmaya devam mı edeceğiz? Madem anahtarın cebinde, aç bakalım şu 25 yıllık kapıyı," dedi.
Asaf’ın kalbi göğüs kafesini zorlarcasına çarpmaya başladı. Adımları ağırlaştı; her adımı geçmişe, anne ve babasını kaybettiği o meşum geceye doğruydu. Merdivenlerin yarı yanmış, kararmış ahşap basamakları gıcırdarken elleri titriyordu. Cebinden çıkardığı paslı anahtarı kilide yaklaştırdı. Yangından geriye kalan, zamanın ve nemin yıprattığı ağır kilit zorlandı; Asaf bir an açamayacak sanıp panikledi. Tam o sırada Elif elini hafifçe Asaf’ın elinin üzerine koydu. O sıcak dokunuş, Asaf’ın titremesini dindirdi.
"Korkma," dedi Elif yumuşak bir sesle. "Ev de seni bekliyordu."
Asaf anahtarı son bir güçle çevirdi. Tok bir sesle kapı içeriye doğru gıcırtıyla açıldı.
İçeri adım attıklarında Asaf’ı, yangının ve zamanın bıraktığı o ağır iz karşıladı. Konağın bir tarafı yıllar önceki o büyük yangında kül olmuş, geriye sadece kararmış ahşap dikmeler ve çökmüş bir tavan kalmıştı. Ancak kapının giriş kısmı ve bir odası, o felaket gecesinde mucizevi bir şekilde alevlerden kurtulmuştu.
Asaf heyecandan nefesini tutmuş gibiydi. Ellerini hırkasının cebine soktu, hiçbir şeye dokunmaya cesaret edemiyordu; sanki dokunursa bu an kaybolacak, kendini yine İstanbul’un o soğuk yetimhane odasında bulacaktı. Gözleri doldu, boğazına kocaman bir düğüm oturdu. Yangının kararttığı duvarlara bakarken içini hem büyük bir acı hem de tarif edemediği bir aitlik hissi kapladı.
"Ben..." dedi Asaf, sesi fısıltıdan hallice çıkıyordu. "Ailem bu alevlerin arasında mı yok oldu Elif? Ben... Ben buradan mı kurtuldum?"
Elif, Asaf’ın içindeki o küçük, öksüz çocuğun çırpınışını derinden hissetti. Yangından zarar görmemiş köşedeki sapasağlam duran konsola doğru yürüdü. Tozların ve isin arasında, üzerini bir örtü gibi kaplayan camı çatlamış bir çerçeve duruyordu. Elif parmağıyla üzerindeki isi hafifçe sildi.
"Bak," dedi Elif şefkatle. "Kadir Amca ile Emine Abla... Yangın her şeyi almış olabilir ama bu anı bırakmış sana."
Asaf yavaşça yaklaştı. Çatlak camın arkasından kendisine gülümseyen anne ve babasına baktı. Gözünden süzülen bir damla yaş, yanağındaki is lekesine karıştı. Yıllardır yetimhanedeki tahta kutuda sakladığı sararmış fotoğrafın aynısı, ailesinin son nefesini verdiği bu evde, alevlerin dokunmadığı tek köşede onu bekliyordu.
Elif ona alan tanımak için yavaşça geri çekildi ama gözlerini Asaf’tan ayırmadı. Karadeniz’in hırçınlığı dışarıda rüzgarla yankılanırken, bu yanmış konağın içinde iki genç geçmişin küllerinden doğan bir bağın ilk adımını atıyordu.