5
Asaf, Elif'in gösterdiği o tek kareye bakarken, göz yaşları isli yanaklarında iz bırakıyordu. Parmakları, sanki o anı bozmaktan korkarcasına, çatlak camın üzerinde yavaşça gezindi. "Burası..." diye fısıldadı. "Burada, o gece ne oldu, Elif?"
Elif, sessizce Asaf'ın yanına yaklaştı. Kalbi, bu adamın acısıyla sızlıyordu ama aklında, köylülerin yıllardır fısıltıyla konuştuğu, asla açıkça söylenmeyen o şüpheler vardı. "Kaza dediler, Asaf. Elektrik kontağı ya da bacadan sızan bir kıvılcım... Öyle bildik hepimiz."
"Kaza..." Asaf, kelimeyi dudaklarında gezdirdi, sanki inanmak istiyormuş ama başaramıyormuş gibi. "O zaman neden bu fotoğraf, neden bu konsol, neden bu köşe yanmadı da diğer her şey kül oldu?"
Tam o sırada, rüzgarın şiddetlenmesiyle konağın kırık pencerelerinden biri sertçe çarptı ve Elif’in durduğu yerin hemen arkasındaki duvardan, isli, yarı yanmış bir sıva parçası yere düştü. Sıva parçasının düştüğü yerin altında, ahşap duvarda, o güne kadar gizli kalmış, yangının bile dokunmaya kıyamadığı küçük, metal bir kapak belirdi.
Elif, şaşkınlıkla geri çekildi. "O da ne?"
Asaf, merakla metal kapağa yaklaştı. Elindeki paslı anahtarı hatırladı. Acaba bu anahtar, sadece konağın kapısını değil, aynı zamanda bu gizli bölmeyi de mi açıyordu? Kalbi bir kez daha hızla çarpmaya başladı. Titreyen elleriyle, cebinden çıkardığı anahtarı metal kapağın kilidine soktu. Anahtar, sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi, şaşırtıcı bir kolaylıkla döndü.
Metal kapak, hafif bir gıcırtıyla açıldı. Bölmenin içinde, yangının isi ve tozuyla kirlenmiş olsa da, sapasağlam duran, eski, deri kaplı bir defter ve hemen yanında, bir mektup zarfı vardı.
Asaf, derin bir nefes alıp defteri ve mektubu bölmeden çıkardı. Mektubun üzerindeki isli yazıyı okumaya çalıştı. Yazı, babasının, elindeki kağıt parçasında gördüğü, o son cümleyi yazan aynı el yazısıydı: "Evlat, kökünü unutma..." Ama mektubun üzerinde, babasının değil, annesinin ismi yazıyordu: "Sevgili Kadir’e, oğlumuz Asaf’ın biricik babasına..."
Mektubun tarihi, yangından sadece birkaç gün önceye aitti. Asaf’ın elleri titrerken, mektubu açıp okumaya başladı. Mektubun ilk cümleleri, annesinin, babasına duyduğu aşkı, oğulları Asaf’a olan sevgisini anlatıyordu. Ama sayfalar ilerledikçe, annesinin sesi, korku ve endişeyle doluyordu.
"...Kadir, son zamanlarda köyde dolaşan söylentiler beni korkutuyor. Evimizin etrafında, gece vakti kim olduğu belirsiz gölgeler görüyorum. Çay bahçemizle ilgili yaptığımız planlar, bazılarının hoşuna gitmemiş gibi... O, o adam... O, o adamın gözlerindeki hırsı, öfkeyi gördüm. Bizden ne istiyor, bilmiyorum ama..."
Mektubun son satırları, daha da karanlık bir hal alıyordu:
"...Kadir, eğer bana bir şey olursa, oğlumuz Asaf’ı bu köyden uzak tut. Onu koru, Kadir. Bu mektubu ve bu defteri sana yazıyorum, çünkü biliyorum ki, eğer o adamın tehditleri gerçek olursa, bizim sesimiz ebediyen susacak. Ama oğlumuzun sesi, bir gün bu topraklarda yankılanacak ve o zaman, gerçekler de gün yüzüne çıkacak. Senin Emine’n..."
Mektubu okuyan Asaf, dehşet içinde Elif’e baktı. Mektup, annesinin ve babasının ölümünün bir kaza olmadığını, birinin, o, "o adamın", onları kasten öldürmüş olabileceğini söylüyordu.
"Birisi..." Asaf, sesi titreyerek konuştu. "Birisi, onları öldürmüş, Elif. Kaza değil... Cinayet!"
Elif, Asaf’ın elindeki mektuba, dehşet ve inançsızlıkla baktı. Köyde yıllardır anlatılan, "kaza" hikayesi, bu mektubun karşısında un ufak oluyordu. "O adam..." diye fısıldadı Elif, sesi titreyerek. "Kimdi o adam?"
Defteri açtı Asaf. Defter, annesinin ve babasının çay bahçesiyle ilgili yaptıkları planları, aldıkları kararları, hayallerini içeriyordu. Ama son sayfalarda, annesinin, o "adamın" tehditlerine dair notları, hatta adamın ismini yazmaya çalıştığı ama son harfini getiremediği, yarıda kalmış bir cümlesi vardı: "Bizi tehdit eden o adam, o, 'K...'"
Sadece tek bir harf... Ama bu harf, köydeki herkes için, o karanlık gecenin, o korkunç sırrının ipucuydu.
"O..." Asaf, defterdeki "K" harfine bakarken, sesi bir fısıltıdan daha fazlası değildi. "Bu 'K' kim, Elif? Kimdi bu köyde, o gece, ailemi benden alan o 'K'?"
Elif, Asaf’ın sorusuna cevap veremedi. Gözleri, Asaf’ın elindeki mektuba ve deftere takılıp kalmıştı. Karadeniz’in fırtınası, konağın dışında uğuldarken, bu iki genç, geçmişin küllerinden doğan bu karanlık sırrın, o "K"nin, köklerini arayan bu adamın ve toprağına sevdalı bu kızın, kaderini nasıl değiştireceğini, o an fark etmişti.