1 BÖLÜM: BEYAZ LEKE, KARA SOKAK
1. BÖLÜM: BEYAZ LEKE, KARA SOKAK
Londra, 1802.
Şehir, kömür dumanı ve Thames’in yoğun sisi altında her zamanki gibi gri ve kasvetli görünüyordu. Sokakları aydınlatan loş gaz lambaları, gecenin karanlığını dağıtmaya yetmiyor, nemli hava insanın içine işliyordu.
Ben ise o gece, hayatımın en önemli kararını vermek üzereydim.
Üzerimde bembeyaz, antika dantellerle süslenmiş ağır bir gelinlik vardı. Herkes için güzel bir gelinlikti belki ama benim için başka bir anlam taşıyordu. Üvey babamın istediği hayatı, vermek zorunda bırakıldığım kararı ve kendi hayatım üzerindeki söz hakkımı kaybetmek üzere olduğumu hatırlatıyordu.
Koridordan gelen davetli mırıltılarını ve dışarıdaki at arabalarının seslerini duyabiliyordum.
Düğünüm başlamak üzereydi.
Fakat benim aklımda evlilik yoktu.
Masanın üzerinde duran The Morning Chronicle kupürüne bir kez daha baktım.
“Üçüncü kurban… İkinciyle aynı bölgede bulunmuş. Polis olaylar arasında bağ kuramıyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Bağ kuramıyorlar çünkü bakmıyorlar,” diye mırıldandım.
Hukuk kitapları ve incelediğim davalar bana önemli bir şey öğretmişti: Bir olayın tesadüf olarak açıklanması, gerçekten tesadüf olduğu anlamına gelmezdi.
Üç kurbanın da bileğinde aynı yerde bulunan o küçük, ince iz gözümün önünden gitmiyordu.
Bu bir bağlantıydı.
Polisler göremese bile ben görüyordum.
“Eleanor! Neredesin sen?”
Üvey babamın sert sesi koridorda yankılandı.
Bir an gözlerimi kapattım.
Artık karar vermek için zamanım kalmamıştı.
Ya o sunağa gidecek, zengin bir adamın malikanesinde başkalarının istediği gibi yaşayan bir kadın olacaktım ya da o kapıdan çıkıp kendi hayatımı kendim seçecektim.
İkinci seçeneği tercih ettim.
Gelinliğimin ağır eteklerini yukarı kaldırdım. Masanın üzerindeki küçük çantamı aldım ve içine annemden kalan gümüş kolyeyi, gazete kupürlerini ve eski hukuk kitabımı koydum.
Arka kapıya doğru ilerledim.
Hizmetçilerin kullandığı dar ve loş koridordan geçerken arkamdan gelen sesleri duyuyordum. Birileri beni arıyordu ama durmadım.
Ahşap kapıyı açtığımda soğuk hava yüzüme çarptı.
Derin bir nefes aldım.
Londra'nın gecesi, malikânenin sıcak ve gösterişli salonlarından tamamen farklıydı. Çamur, sis, kömür kokusu ve karanlık sokaklar her şeyi kaplamıştı.
Bembeyaz gelinliğim bu karanlığın içinde fazlasıyla dikkat çekiyordu.
Ama artık umurumda değildi.
Dar sokağa girdim ve koşmaya başladım.
Gelinliğimin etekleri çamurlu kaldırım taşlarına sürünüyor, ayakkabılarım her adımda biraz daha kirleniyordu. Bir süre sonra arkamdan gelen hızlı ayak seslerini duyar gibi oldum.
Yavaşladım.
Gölgelerin arasına çekilip nefesimi tuttum.
Ses kesildi.
Sadece kalbimin hızlı atışını ve uzaktan geçen bir at arabasının tekerleklerini duyabiliyordum.
Etrafıma baktım.
Sokağın çıkışını, dar geçitleri, saklanabileceğim köşeleri ve gaz lambalarının aydınlatmadığı yerleri tek tek aklımda tuttum.
Korkuyordum.
Bunu inkâr etmeyeceğim.
Ama korkmak geri dönmek için bir sebep değildi.
Üç cinayet vardı.
Üç kurban.
Ve hepsini birbirine bağlayan bir iz.
O bağlantıyı bulacaktım.
Gelinliğimle sisli Londra sokaklarında ilerlerken arkamda yalnızca bir düğünü bırakmadığımı biliyordum. Bana yıllardır çizilen hayatı da geride bırakıyordum.
Önümde ise üç gizemli cinayet, cevaplanmamış sorular ve kendi kararlarımla kuracağım yeni bir hayat vardı.
Henüz bilmiyordum ama o gece attığım ilk adım, beni yalnızca bir cinayetin değil, kendi geçmişimin de peşine düşürecekti.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: ama kitap öyle başladı
- nadire menekşe: birinin peşine düşmesi gerekliliği şartmıydıki?
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın canım çok teşekkür ederim
- Ahu Başar: Nedir bu gizem ya 😮
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi 😍
- Ece kaplan: Ağırlığı gerçekten hissediliyor yüreğim sıkıştı bunu okurken
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim 👏👏
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim
- Deniz Deveci: Burası çok heyecanlıydı
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim ilk 5 bölüm yazdım 6 .başladım
- Vural: Eleanor karakterini daha çok görmek isterim eline sağlık
- Efe Işıldar: gelinlik ve cinayetler 🤔