10. BÖLÜM — DUYDUKLARIM
GELİNLİK VE DEDEKTİF
10. BÖLÜM — DUYDUKLARIM
Kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Bir an ne yapacağımı bilemedim.
Sonra gözüm yeniden pencereye kaydı.
Pencere küçüktü ama başka seçeneğim yoktu.
Sessizce masanın yanına geçip perdeyi araladım. Tam pencereye yaklaşmıştım ki kapının dışından bir ses yükseldi.
“Kont, onu burada bulduğumuzdan emin misiniz?”
Olduğum yerde kaldım.
Demek Victor da buradaydı.
Diğer adam cevap verdi.
“Bize verilen adrese göre burada olması gerekiyordu.”
“Peki ya değilse?”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra ilk adam yeniden konuştu.
“O zaman diğer evlere bakarız.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Burada olduğumu kesin olarak bilmiyorlardı.
Ama fazla zamanım da yoktu.
Tam o sırada adamlardan biri diğerine alçak sesle sordu:
“Defterleri bulabildiniz mi?”
Kalbim hızlandı.
Defterlerimden söz ediyorlardı.
Demek onları Victor'un adamları almıştı.
Diğer adam cevap verdi.
“Hayır. Ama kızın yanında bir zarf olduğunu söylediler.”
Edward Hale'in zarfı...
Elimi istemsizce çantamın üzerine koydum.
Onu da aradıklarını bilmiyordum.
“Kont bunu öğrenirse çok kızacak,” dedi biri.
“Öyleyse öğrenmemesi için dikkat et.”
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Ardından ayak sesleri duyuldu.
“Üst kata bakalım.”
Kalbim daha da hızlandı.
Artık bekleyemezdim.
Pencereye yöneldim. Tam açacakken kapının dışından bir gürültü geldi.
“Dur! Feneri düşürdün!”
“Ben düşürmedim!”
“Az önce elindeydi!”
İki adamın birbirleriyle tartıştığını duyunca şaşırdım.
Onların dikkati dağılmışken pencereyi açtım ve dışarı baktım.
Aşağıda küçük bir çıkıntı vardı.
Dikkatlice üzerine çıktım.
Tam aşağı inmeye çalışırken içeriden bir ses yükseldi.
“Eleanor!”
Başımı çevirmedim.
Birisi odaya girmişti.
Pencereden aşağı indim ve dar sokağa çıkar çıkmaz koşmaya başladım.
Arkamdan bağırışlar yükseldi.
“Kaçtı!”
“Nasıl kaçtı?”
“Pencereden!”
Sokağın sonuna geldiğimde önüme bir araba çıktı. Hemen kenara çekildim. Atların çıkardığı sesler ve insanların telaşlı konuşmaları birbirine karışıyordu.
Karşı kaldırıma geçip kalabalığın arasına girdim.
Arkamı döndüğümde adamlardan birinin sokağın başında beni aradığını gördüm.
Beni fark etmemişti.
Biraz daha ilerledim.
Sonunda sesleri duyamaz hâle geldim.
Ama durmadım.
Aklımdan az önce duyduklarım geçip duruyordu.
Defterlerim.
Edward'ın zarfı.
Victor.
Hepsinin aynı şeyle bağlantılı olduğuna dair içimde güçlü bir his vardı.
Tam bir köşeyi dönerken ileride iki adamın konuştuğunu gördüm.
Seslerden birini hemen tanıdım.
Victor'un adamlarından biriydi.
Yakındaki taş duvarın arkasına geçip sessizce onları dinlemeye başladım.
“Onu kaybettik.”
“Kont'a ne söyleyeceğiz?”
“Gerçeği söylemeyeceğiz.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra diğer adam daha alçak bir sesle konuştu.
“Peki ya kız Edward Hale'in bıraktığı şeyi bulursa?”
Kalbim bir anda hızlandı.
Edward'ın bıraktığı şey...
Adam devam etti.
“O zaman Kont'un yıllardır sakladığı şey ortaya çıkar.”
Nefesimi tuttum.
Yıllardır saklanan bir sır mı vardı?
Tam biraz daha yaklaşacakken ayağımın altında küçük bir taş hareket etti.
Çıkan ses iki adamın dikkatini çekti.
“Kim var orada?”
Başımı kaldırdım.
Adamlar bana doğru dönüyordu.
Hiç düşünmeden arkamı dönüp koşmaya başladım.
“Hey! Dur!”
Ayak sesleri yeniden arkamdan geliyordu.
Önümde dar bir sokak vardı.
Oraya girdim.
Arkamdaki sesler gittikçe yaklaşıyordu.
Bir kapı gördüm.
Kolunu çevirdim.
Açılmadı.
Bir kez daha denedim.
Yine açılmadı.
“Burada!”
Adamların sesini duyunca etrafa baktım.
Yan tarafta başka bir geçit vardı.
Hemen oraya yöneldim.
Köşeyi dönerken yerde eski bir kumaş parçası gördüm.
Üzerinde küçük, tanıdık bir işaret vardı.
Edward Hale'in dükkânında gördüğüm işarete benziyordu.
Bir an durdum.
Sonra kumaş parçasını çantama koydum.
Edward'ın ölümünden beri peşinden gittiğim her iz beni biraz daha büyük bir sırrın içine çekiyordu.
Ve şimdi ilk kez, Victor Blackwood'un neden benden bu kadar korktuğuna dair küçük de olsa bir ipucum vardı.
Ama asıl soru hâlâ cevapsızdı.
Victor Blackwood yıllardır ne saklıyordu?