Keşfet

11 BÖLÜM — ÜÇ CİNAYET YERİ

Gelinlik ve Dedektif

GELİNLİK VE DEDEKTİF

11. BÖLÜM — ÜÇ CİNAYET YERİ

Sabah olduğunda fazla oyalanmadan yola çıktım.

Gece boyunca doğru dürüst uyuyamamıştım.

Victor'un adamlarının söyledikleri hâlâ aklımdaydı.

Edward Hale'in bıraktığı şey...

Victor'un yıllardır sakladığı sır...

Ve üç cinayet.

Bu cinayetlerin birbirleriyle bağlantılı olup olmadığını anlamak için olay yerlerine yeniden bakmam gerekiyordu.

İlk olarak Edward Hale'in kitapçısına gittim.

Sokağa girdiğimde dükkânın kapısının kapalı olduğunu gördüm.

Bir süre karşı kaldırımda bekledim. Sonra etrafı kontrol edip kapıya yaklaştım.

Kilitliydi.

Camdan içeri baktığımda rafları görebiliyordum.

Edward'ın ölümünden sonra dükkânın içi garip bir şekilde sessiz görünüyordu.

Kapının önünde durup çevreye bakarken gözüm yere takıldı.

Taşların arasında küçük, koyu renkli bir iz vardı.

Eğilip dikkatlice baktım.

Aynı işaretti.

Daha önce Edward'ın bileğinde gördüğüm işarete çok benziyordu.

Kalbim hızlandı.

Demek burada da vardı.

Çantamdan defterimi çıkarıp işareti not ettim.

Tam ayağa kalkacakken arkamdan bir ses geldi.

“Burada ne arıyorsun?”

Hemen döndüm.

Sokağın karşısında yaşlı bir adam duruyordu.

“Edward Hale'i tanır mıydınız?” diye sordum.

Adam birkaç saniye yüzüme baktı.

“Tanırdım.”

“Ölmeden önce dükkâna gelen birini gördünüz mü?”

Adam cevap vermeden önce etrafına baktı.

“Bazı şeyleri fazla kurcalamasan iyi olur.”

Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.

Bir süre arkasından baktım.

Söylediği söz kafama takılmıştı.

Neden bana böyle bir şey söylemişti?

İkinci cinayet yeri Thomas Whitmore'un eski çalışma yerinin yakınındaydı.

Sokağa girdiğimde etraf oldukça sakindi.

Thomas'ın ölümünden önce bulunduğu yeri dikkatlice incelemeye başladım.

Dükkânlara, kapılara ve duvarlara tek tek baktım.

Sonra eski bir duvarın alt kısmında küçük bir çizik fark ettim.

Yaklaştım.

Yine aynı işaret vardı.

Bir süre ona baktım.

Edward'ın kitapçısındaki işaretle neredeyse aynıydı.

İkisinin de aynı kişi tarafından bırakılmış olma ihtimali artık aklımdan çıkmıyordu.

Tam arkamı dönecekken uzakta bir adam gördüm.

Bana bakıyordu.

Göz göze geldiğimiz anda başını çevirip yürümeye başladı.

Ben de birkaç adım attım.

Adam hızlandı.

Sokağın köşesine geldiğinde gözden kayboldu.

Peşinden gitmek istedim ama bir süre olduğum yerde kaldım.

“Beni mi takip ediyordu?”

Cevap veremediğim tek soru buydu.

Daha fazla oyalanmadan üçüncü cinayet yerine geçtim.

Charles Bennett'in bulunduğu yere vardığımda hava kararmaya başlamıştı.

Sokak diğer iki yere göre daha tenha görünüyordu.

Etrafı dikkatlice incelemeye başladım.

Eski bir duvar, kapalı bir kapı ve kaldırımın kenarında birkaç taş vardı.

Derken yerde küçük bir metal parçası gördüm.

Eğilip aldım.

Elimde çevirirken daha önce gördüğüm bir şeye benzediğini fark ettim.

Üzerindeki küçük işareti görünce içim ürperdi.

Aynı işaret.

Edward.

Thomas.

Charles.

Üç farklı insan.

Üç farklı yer.

Ama aynı işaret.

Artık bunun tesadüf olduğunu düşünmüyordum.

Metal parçayı çantama koydum.

Tam ayağa kalktığım sırada arkamdan bir ayak sesi geldi.

Yavaşça döndüm.

Kimse yoktu.

Birkaç saniye bekledim.

Sonra aynı ses bir kez daha duyuldu.

Bu kez daha yakından.

Bir adım geri çekildim.

Sokağın başında bir gölge belirdi.

Beni görünce durdu.

Ben de olduğum yerde kaldım.

Birkaç saniye birbirimize baktık.

Sonra gölge arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı.

“Dur!”

Peşinden koştum.

Sokağın köşesine geldiğimde kimseyi göremedim.

Yerde ise küçük bir kâğıt vardı.

Eğilip aldım.

Üzerinde tek bir cümle yazıyordu.

“Üçüncü cinayeti araştırıyorsan, cevabı yanlış yerde arıyorsun.”

Kâğıda birkaç saniye baktım.

Üç cinayet yerini gezmiştim.

Üçünde de aynı işareti bulmuştum.

Peki biri neden bana yanlış yerde olduğumu söylüyordu?

Kâğıdı çantama koydum.

Tam o sırada uzaktan bir ses duyuldu.

“Eleanor!”

Olduğum yerde kaldım.

Sesi tanıyordum.

Victor'un adamlarından biriydi.

Başımı kaldırdım.

Sokağın diğer ucunda iki adam görünüyordu.

Bu kez beklemedim.

Arkamı dönüp koşmaya başladım.

Peşimden gelen ayak seslerini duyabiliyordum.

Üç cinayetin arasında gerçekten bir bağlantı vardı.

Ama artık başka bir şeyden de emindim.

Biri, bu bağlantıyı bulmamı istemiyordu.