Keşfet

13. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İZİ

Gelinlik ve Dedektif

13. BÖLÜM — GEÇMİŞİN İZİ

Sabah olduğunda aklımda hâlâ dün gece bulduğum ev vardı.

Çantamdan sararmış kâğıdı çıkarıp masanın üzerine koydum.

> “Bu ev, Eleanor'un ileride kullanması için ayrılmıştır.”

Cümleyi bir kez daha okudum.

Neden benim için bir ev ayrılmıştı?

Kim ayırmıştı?

Ve annem neden bundan hiç bahsetmemişti?

Kâğıdın altında yalnızca silinmek üzere olan bir B. harfi vardı.

Victor olabilir miydi?

Bilmiyordum.

Ama onun adı son günlerde karşıma fazlasıyla çıkıyordu.

Kâğıdı katlayıp çantama koydum.

Bugün Edward Hale'in dükkânına gidecektim.

Belki orada yeni bir şey öğrenebilirdim.

---

Dükkâna girdiğimde yaşlı kitapçı beni görünce şaşırdı.

— Yine mi sen?

Başımı salladım.

— Edward Hale hakkında birkaç soru sormam gerekiyor.

Adam birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra arka taraftaki sandalyeyi gösterdi.

— Otur.

Oturmadım.

— Edward ölmeden önce neyle ilgileniyordu?

Adam raflara doğru baktı.

— Eski kayıtlarla.

— Ne tür kayıtlar?

— Bilmiyorum. Son zamanlarda sürekli eski defterleri karıştırıyordu.

— Yalnız mı çalışıyordu?

— Çoğunlukla.

Bir an düşündü.

Sonra ekledi:

— Thomas Whitmore'un adını da birkaç kez duydum.

Kaşlarım çatıldı.

— Thomas mı?

— Evet. Bir de Charles Bennett.

Üç ismi zihnimde yan yana getirdim.

Edward Hale.

Thomas Whitmore.

Charles Bennett.

Üçü de ölmüştü.

Üçünün de bileğinde aynı iz vardı.

— Edward bu adamlarla neden ilgileniyordu?

Yaşlı adam omuzlarını kaldırdı.

— Bunu bana hiç anlatmadı. Ama bir keresinde garip bir şey söylemişti.

— Ne söyledi?

Adam bana baktı.

— “Bazı şeyler yıllar geçince ortadan kaybolmuyor,” dedi.

Yıllar...

Demek mesele sadece son birkaç ayla ilgili değildi.

— Teşekkür ederim.

Dükkândan çıktım.

Şimdi Thomas Whitmore'un eski çalıştığı yere gitmem gerekiyordu.

---

Öğleye doğru eski iş yerine ulaştım.

Thomas'ı sorduğumda yaşlı bir çalışan bana baktı.

— Thomas mı?

— Evet. Ölmeden önce burada çalışıyordu.

Adamın yüzündeki ifade değişti.

— Uzun zamandır burada değildi.

— Son zamanlarda neyle ilgileniyordu?

Bir süre düşündü.

— Eski hesap defterleriyle uğraşıyordu.

— Neden?

— Bilmiyorum. Ama bir aileden bahsettiğini hatırlıyorum.

— Hangi aile?

Adam etrafına baktı.

Sonra sesini biraz alçalttı.

— Blackwood.

Bir an sustum.

— Victor Blackwood mu?

Adam cevap vermedi.

Ama susması bile yeterliydi.

Victor'un adı yine karşıma çıkmıştı.

---

Aynı saatlerde Londra'nın dışında büyük bir araba şehre doğru ilerliyordu.

Arabanın üzerinde küçük bir arma vardı.

İçeride genç bir adam pencerenin dışındaki kalabalığı izliyordu.

Yanındaki uşağı konuştu.

— Londra düşündüğünüzden daha kalabalıkmış, efendim.

Genç adam hafifçe gülümsedi.

— Görünüşe göre öyle.

— Konakta sizi bekliyor olacaklar.

— Önce birkaç işi halletmem gerekiyor.

Araba yavaşladı.

Londra'nın sisli sokaklarına girdiklerinde genç adam pencereden dışarı baktı.

Şehri ilk kez görüyordu.

Ailesinin bazı işleri nedeniyle bir süre burada kalacaktı. Ayrıca yıllardır görmediği birkaç tanıdığına da rastlayabileceğini düşünüyordu.

Çocukluğundan hatırladığı isimlerden biri aklına geldi.

Eleanor.

Onu en son yıllar önce görmüştü.

O zamanlar her şey çok farklıydı.

Genç adam düşüncelerinden sıyrılıp tekrar sokağa baktı.

Araba ilerlerken kalabalığın içinde beyaz bir kumaş parçası dikkatini çekti.

Bir kadın hızla karşı sokağa geçti.

Genç adam birkaç saniye ona baktı.

Sonra kadın gözden kayboldu.

— Tanıdık biri miydi? — diye sordu uşağı.

Genç adam başını salladı.

— Sanmıyorum.

Araba yoluna devam etti.

---

Akşamüstü Charles Bennett'in yaşadığı sokağa gittim.

Sokaktaki küçük dükkânlardan birinin sahibi Charles'ı tanıyordu.

— Charles'ı mı arıyorsun?

— Evet. Ölmeden önce onunla konuşan biri var mıydı?

Adam düşündü.

— Son zamanlarda oldukça huzursuzdu.

— Neden?

— Bilmiyorum. Eski bir olaydan bahsettiğini duymuştum.

— Nasıl bir olay?

Adam başını salladı.

— Detay vermedi.

Tam arkamı dönecekken arkamdan seslendi.

— Bir isim söylemişti.

Hemen geri döndüm.

— Hangi isim?

Adam kısa bir süre düşündü.

— Ivan.

Olduğum yerde kaldım.

Babamın adıydı.

— Emin misiniz?

— Evet. O isimden oldukça eminim.

Ne diyeceğimi bilemedim.

Babam yıllar önce ölmüştü.

Ama Charles Bennett neden onun adını araştırıyordu?

Edward, Thomas ve Charles'ın yolları nasıl kesişmişti?

Ve neden hepsi yıllar önce yaşanmış bir şeyin peşindeydi?

Bunların hiçbirinin cevabını bilmiyordum.

---

Gece hana döndüğümde masama oturdum.

Not defterimi açtım.

Sayfaya dört isim yazdım.

Edward Hale

Thomas Whitmore

Charles Bennett

Ivan

Uzun süre isimlere baktım.

Üçü ölmüştü.

Biri ise yıllar önce hayatını kaybeden babamdı.

Aralarında bir bağlantı olmalıydı.

Ama bağlantının ne olduğunu hâlâ bilmiyordum.

Tam defteri kapatırken kapının altından bir kâğıt içeri itildi.

Yerimden kalkıp kâğıdı aldım.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Üçü de aynı gerçeğin peşindeydi.”

Kâğıdın köşesinde yine o sembol vardı.

Bileklerdeki iz.

Düğmedeki işaret.

Şimdi de bu kâğıt.

Hepsinin arasında bir bağlantı olmalıydı.

Ama henüz göremiyordum.

Edward bir şey görmüş olabilirdi.

Thomas eski kayıtlarda bir şey bulmuş olabilirdi.

Charles ise başka bir parçaya ulaşmış olabilirdi.

Peki babam?

Onun bu hikâyedeki yeri neydi?

Bunu henüz bilmiyordum.

Pencereye doğru yürüdüm.

Sokağın karşı tarafında bir adam duruyordu.

Bana bakıyor gibiydi.

Bir süre yerinden kıpırdamadı.

Sonra sisin içine karışıp gözden kayboldu.

Perdeyi kapattım.

Babam yıllar önce ölmüştü.

Onun ölümü hakkında bildiklerim ise düşündüğümden çok daha azdı.

Şimdi karşıma çıkan isimler, geçmişimde cevaplanmamış sorular olduğunu gösteriyordu.

Ama bu soruların cevapları nerede saklıydı, bilmiyordum.

Şimdilik yapabileceğim tek şey araştırmaya devam etmekti.

Üç cinayetin arasında nasıl bir bağlantı vardı?

Ve daha önemlisi...

Babamın adı neden bu hikâyenin içinde geçiyordu?