Keşfet

14. BÖLÜM — ESKİ KAYITLAR

Gelinlik ve Dedektif

14. BÖLÜM — ESKİ KAYITLAR

Sabah erkenden uyandım.

Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştım.

Masamın üzerinde dün gece yazdığım isimler duruyordu.

Edward Hale.

Thomas Whitmore.

Charles Bennett.

Ivan.

Babamın adı diğerlerinin yanında durunca içimde tuhaf bir huzursuzluk oluşuyordu.

Üçü ölmüştü.

Babam ise yıllar önce hayatını kaybetmişti.

Ama neden hepsinin adı şimdi karşıma çıkıyordu?

Bunu öğrenmeden rahat etmeyecektim.

Çantamı alıp handan çıktım.

Edward'ın söylediği söz hâlâ aklımdaydı.

Bazı şeyler yıllar geçince ortadan kaybolmuyor.

Belki de gerçekten eski bir şeyin peşindeydiler.

---

İlk olarak Thomas'ın eski iş yerine gittim.

Dünkü yaşlı çalışan beni görünce şaşırdı.

— Yine mi geldin?

— Evet. Thomas'ın baktığı defterleri bulmam gerekiyor.

Adam kaşlarını çattı.

— Neden?

— Ölmeden önce ne aradığını anlamaya çalışıyorum.

Bir süre yüzüme baktı.

Sonra arka taraftaki odayı gösterdi.

— Bazı eski defterler hâlâ duruyor. Ama hangilerine baktığını bilmiyorum.

— Yine de bakabilir miyim?

Adam başını salladı.

Odaya girdim.

Her yer toz içindeydi.

Raflarda yıllardır açılmamış defterler duruyordu.

Tek tek incelemeye başladım.

Hesaplar.

Ödemeler.

Eski satış kayıtları.

Birçoğunun hiçbir işime yaramayacağını düşünüyordum.

Tam vazgeçmek üzereyken bir defterin arasından küçük bir kâğıt yere düştü.

Eğilip aldım.

Üzerinde birkaç isim ve tarih vardı.

Edward Hale.

Thomas Whitmore.

Charles Bennett.

Üç ismi aynı sayfada görmek beni durdurdu.

Sayfanın aşağısında bir isim daha vardı.

Ivan.

Bir süre hiçbir şey yapmadan baktım.

Babamın adı.

Yine.

Yanında sadece bir tarih bulunuyordu.

Tarihi dikkatle inceledim.

Ama ne anlama geldiğini çıkaramadım.

Kâğıdı katlayıp çantama koydum.

Tam odadan çıkarken yaşlı çalışan kapıda göründü.

— Bir şey buldun mu?

Elimdeki kâğıda baktı.

— Bunu daha önce gördün mü?

Adam başını salladı.

— Hayır.

— Thomas bu sayfayı bulduktan sonra çok değişmişti.

— Nasıl yani?

— Daha sessizdi. Birkaç kez eski kayıtların birilerinin elinden geçtiğini söyledi.

— Kimin?

— Onu hiç söylemedi.

Daha fazla bir şey öğrenemeyeceğimi anlayınca teşekkür edip çıktım.

---

Öğleden sonra eski kayıtların tutulduğu bir hukuk bürosuna gittim.

İçeri girip babamın adını söyledim.

Görevli defterleri karıştırdı.

— Ivan...

Soyadını da söyledim.

Birkaç sayfa çevirdikten sonra durdu.

— Eski bir mülk kaydı var.

— Mülk mü?

— Evet.

— Kimin adına?

Adam deftere tekrar baktı.

— Eleanor.

Bir an konuşamadım.

— Benim adıma mı?

— Kayıtta öyle görünüyor.

Dün gece bulduğum ev aklıma geldi.

O ev.

Kutunun üzerindeki E harfi.

Sararmış kâğıt.

Hepsi yeniden zihnimde belirdi.

— Bununla ilgili başka bir kayıt var mı?

— Eski dosyalara bakmam gerekir.

— Şimdi bakabilir misiniz?

Adam başını iki yana salladı.

— Bugün olmaz.

İçimden bir şey söylemek geldi ama sustum.

— Yarın?

— Yarın gel.

Teşekkür edip dışarı çıktım.

Sokakta yürürken kafam daha da karışmıştı.

Babamın adı eski kayıtlardaydı.

Benim adım bir mülkle birlikte geçiyordu.

Üstelik Edward, Thomas ve Charles'ın da bir şekilde babamın adıyla karşılaştıkları ortaya çıkmıştı.

Ama bütün bunların birbirine nasıl bağlandığını hâlâ bilmiyordum.

---

Aynı saatlerde Londra'nın başka bir tarafında genç kont, kaldığı konağın salonunda oturuyordu.

Londra'ya geleli çok olmamıştı.

Masasının üzerinde birkaç mektup duruyordu.

Uşağı içeri girdi.

— Efendim, gelen mektuplar var.

Kont mektuplara baktı.

— Bırakabilirsin.

Uşak masaya yaklaştı.

— Şehirde son zamanlarda bazı olaylardan da bahsediliyor.

Kont başını kaldırdı.

— Ne gibi?

— Cinayetler.

Kont'un yüzündeki ifade biraz değişti.

— Üç cinayet mi?

— Evet, efendim.

Kont birkaç saniye düşündü.

Londra'ya gelirken şehirde bu kadar konuşulan bir olay olduğunu bilmiyordu.

Sonra mektuplardan birini eline aldı.

— Şimdilik bununla ilgilenmeyelim.

Uşak başını eğdi.

— Elbette.

Kont mektubu açarken çocukluğundan kalan bazı anıları aklına geldi.

O yıllardan hatırladığı isimlerden biri de Eleanor'du.

Fakat yıllar çok şeyi değiştirmişti.

Eleanor'un şu anda Londra'da olduğunu bilmiyordu.

---

Akşam hana döndüğümde masama oturdum.

Çantamdan bulduğum kâğıdı çıkardım.

İsimlere tekrar baktım.

Edward.

Thomas.

Charles.

Ivan.

Bir de benim adımın geçtiği o eski mülk kaydı.

Hepsini yan yana koyduğumda bir şeyler anlatıyor gibiydiler.

Ama ne?

Kâğıttaki tarihe tekrar baktım.

Babamın ölümünden çok daha eskiydi.

Bu tarihin neden önemli olduğunu bilmiyordum.

Belki hiçbir anlamı yoktu.

Belki de aradığım şey tam olarak o tarihte saklıydı.

Kâğıdı katlamak üzereyken kapının dışından hafif bir ses geldi.

Başımı kaldırdım.

Bir süre bekledim.

Sonra koridordan uzaklaşan ayak seslerini duydum.

Hemen kapıya gittim.

Koridor boştu.

Yerde küçük, katlanmış bir kâğıt vardı.

Eğilip aldım.

Kâğıdı açtığımda yalnızca birkaç kelime gördüm:

“Eski kayıtların arasında cevabı bulacaksın.”

Başka hiçbir şey yazmıyordu.

Kâğıdı çevirdim.

Arkasında da hiçbir şey yoktu.

Bana bunu kim bırakmıştı?

Beni izleyen kişi mi?

Yoksa başka biri mi?

Cevabını bilmiyordum.

Ama ertesi gün ne yapacağımı artık biliyordum.

Yarın ilk işim eski kayıtların arasına bakmak olacaktı.