21. BÖLÜM — ESKİ ARŞİV
.
21. BÖLÜM — ESKİ ARŞİV
Hukuk bürosundan ayrıldıktan sonra uzun süre yürüdüm.
Görevlinin söyledikleri aklımdan çıkmıyordu.
Eski arşiv binası.
Belki de babamla ilgili aradığım cevaplar oradaydı.
Ama içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Sanki ne kadar ilerlersem, o kadar fazla soruyla karşılaşıyordum.
Nehir tarafına doğru ilerlerken hava iyice kararmıştı. Sokaklar her zamanki gibi sessiz değildi. Birkaç dükkân hâlâ açıktı. İnsanlar işlerini bitirip evlerine dönüyordu.
Ben ise bilmediğim bir arşiv binasının peşindeydim.
Görevli binanın tam yerini bilmiyordu. Sadece nehir tarafında, kullanılmayan eski bir yapı olduğunu söylemişti.
Bu kadar bilgiyle bir binayı bulmak kolay değildi.
Yine de geri dönmek istemiyordum.
Bir sokağın başında durup çantamdan not defterimi çıkardım.
Eski arşiv binası.
Altına küçük bir not ekledim.
Nehir tarafı.
Sonra defteri kapattım.
Tam yürümeye başlayacaktım ki arkamdan gelen ayak seslerini duydum.
Durdum.
Sesler de durdu.
Yavaşça arkamı çevirdim.
Kimse yoktu.
Kaşlarımı çattım.
Sokağın iki tarafına baktım.
Boştu.
Bir süre bekledikten sonra tekrar yürümeye başladım.
Bu kez daha hızlı.
Ayak sesleri yeniden duyuldu.
Bir süre sonra tamamen kesildi.
Arkamı dönmedim.
Belki de gerçekten biri beni takip ediyordu.
Belki de sadece kendi korkum yüzünden her sesi olduğundan daha önemli görüyordum.
Ama son günlerde yaşadıklarım düşünüldüğünde artık hiçbir şeyi tesadüf olarak kabul etmek istemiyordum.
Sokağın ilerleyen kısmında üç adamın konuştuğunu gördüm.
Birinin elinde eski bir dosya vardı.
Diğer ikisi onu dinliyordu.
Yanlarından geçerken konuşmalarının bir kısmını duydum.
— Kayıt gerçekten buradaysa?
— O zaman yıllardır saklanan şey ortaya çıkar.
Adımlarımı yavaşlattım.
Yıllardır saklanan şey.
Yine aynı mesele.
Başımı çevirmeden yürümeye devam ettim.
Adamlardan birine baktığım sırada başını çevirdi.
Göz göze gelmemek için hemen önüme baktım.
Birkaç adım sonra arkama baktığımda üç adamın hâlâ orada olduğunu gördüm.
Ama bu kez yalnız değillerdi.
Sokağın diğer tarafında üç genç adam daha duruyordu.
Birinin üzerinde koyu renkli bir palto vardı. Diğerinin elinde birkaç kâğıt bulunuyordu. Üçüncüsü ise sessizce çevreyi izliyordu.
Onlardan biri diğerlerine göre daha dikkatli görünüyordu.
Bir şey söylüyor, diğer ikisi onu dinliyordu.
Konuşmalarını duyamıyordum.
Bir an için onların da aynı şeyi araştırdığını düşündüm.
Sonra yürümeye devam ettim.
Kim olduklarını bilmiyordum.
Ama nedense bu gece Londra'daki herkes aynı sırrın peşindeymiş gibi hissediyordum.
---
Bir süre sonra nehre yakın daha tenha bir bölgeye geldim.
Buradaki sokaklar diğerlerine göre daha karanlıktı.
Dükkânların çoğu kapanmıştı.
Eski taş binaların arasında ilerlerken birkaç kez durup çevreme baktım.
Arşiv binasını bulamıyordum.
Tam geri dönmeyi düşünürken ileride büyük, eski bir yapı gördüm.
Pencerelerinin çoğu karanlıktı.
Duvarlarının bazı yerleri dökülmüştü.
Kapının üzerinde eski bir tabela vardı.
Yazıların bir kısmı silinmişti ama birkaç harf hâlâ okunuyordu.
ARŞ...
İçimden bir nefes aldım.
Aradığım yer burası olmalıydı.
Kapıya yaklaştım.
Kapı tamamen kapalı değildi.
Elimi uzatıp hafifçe ittim.
Gıcırdayarak açıldı.
Bir an duraksadım.
İçerisi karanlıktı.
“Kimse var mı?” diye seslendim.
Cevap gelmedi.
Çantamdan küçük lambamı çıkarıp içeri girdim.
Hava ağır ve tozluydu.
Uzun bir koridor vardı.
Her iki tarafta da eski raflar bulunuyordu.
Bazılarında hâlâ dosyalar duruyordu.
Yaklaşıp birinin üzerindeki yazıya baktım.
1798.
Bir diğerinde:
1799.
Sonra 1800...
1801...
Kalbim hızlandı.
Demek ki burada yıllardır kayıtlar tutuluyordu.
Ama hangi bölümde aradığımı bilmiyordum.
Koridorda ilerlerken ayak seslerim boş binada yankılanıyordu.
Bir odanın kapısını açtım.
İçeride üst üste yığılmış defterler vardı.
Masaların üzerinde de eski kâğıtlar duruyordu.
Bir süre etrafa baktım.
Sonra gözüme küçük bir raf ilişti.
Üzerinde aile isimleri yazılıydı.
Parmağımı isimlerin üzerinde gezdirdim.
B...
C...
D...
Biraz daha ilerledim.
Blackwood.
Elimi o dosyaya uzattım.
Tam alacakken dışarıdan bir ses geldi.
Kapının önünde ayak sesleri duyulmuştu.
Donup kaldım.
Birileri binaya girmişti.
Dosyayı hemen elime aldım ve odanın köşesine çekildim.
Kapı tamamen kapanmamıştı.
Koridordan iki kişinin sesi geldi.
— Burada olmalı.
— Emin misin?
— Eski kayıtlardan söz etmişlerdi.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra başka bir ses duyuldu.
— Blackwood dosyasını bulun.
Kalbim hızlandı.
Blackwood.
Yine aynı isim.
Dosyayı göğsüme bastırdım.
Gelen kişilerin kim olduğunu bilmiyordum.
Ama buraya benimle aynı nedenle gelmiş olmaları mümkün görünüyordu.
Ayak sesleri yaklaştı.
Bir adam kapının önünde durdu.
İçeri bakacak gibi oldu.
Ben nefesimi tuttum.
Birkaç saniye sonra diğer adam seslendi.
— Buraya bak.
Adam kapıdan uzaklaştı.
Ben de sessizce beklemeye devam ettim.
Sonra koridorun diğer ucundan bir ses geldi.
— Bir şey buldum.
Adamların ikisi de o tarafa yöneldi.
Fırsatı kaçırmadım.
Dosyayı çantama koyup odadan çıktım.
Koridorun sonunda başka bir kapı gördüm.
Koşmadan, mümkün olduğunca sessiz ilerledim.
Kapıyı açtığımda küçük bir arka bahçeye çıktım.
Derin bir nefes aldım.
Binadan uzaklaşmadan önce çantamı kontrol ettim.
Blackwood dosyası hâlâ oradaydı.
Ama henüz açmaya cesaret edemiyordum.
Çünkü artık yalnız olmadığımı biliyordum.
---
Sokağa çıktığımda az önce gördüğüm üç genç adamı yeniden fark ettim.
Biraz ileride duruyorlardı.
Beni görüp görmediklerinden emin değildim.
En öndeki genç adam bir an bana baktı.
Sonra yanındaki iki kişiye kısa bir şey söyledi.
Üçü de hareket etti.
Ben ise hemen başka bir sokağa girdim.
Onların da peşimden gelip gelmediğini bilmiyordum.
Bir süre sonra durup arkama baktım.
Kimse yoktu.
İçim biraz rahatladı.
Çantamdaki dosyaya dokundum.
Blackwood.
Bu isim artık hayatımın her yerinde karşıma çıkıyordu.
Babamın adı.
Victor'un adı.
Eski ev.
Kayıtlar.
Ve şimdi bu dosya.
Ama bütün bunların arasında hâlâ cevaplayamadığım bir soru vardı.
Babam neden bu kayıtların içindeydi?
Ve Victor neden bunların ortaya çıkmasını istemiyordu?
Bir evrakı saklamak için bu kadar insanın peşine düşmesi normal değildi.
Dosyayı açmam gerekiyordu.
Ama bunu sokak ortasında yapmak istemiyordum.
Daha güvenli bir yer bulmalıydım.
Yürümeye devam ettim.
Birkaç sokak sonra küçük ve sessiz bir hana rastladım.
Kapının önünde durdum.
İçeri girmeden önce bir kez daha arkamı kontrol ettim.
Kimse yoktu.
Sonunda içeri girdim.
Küçük bir oda kiralayıp kapıyı kapattığımda ilk yaptığım şey çantamı açmak oldu.
Blackwood dosyasını masanın üzerine koydum.
Ellerim biraz titriyordu.
Dosyayı açtım.
İlk sayfalarda yalnızca eski mülk kayıtları vardı.
İsimler.
Tarihler.
Ödemeler.
Sonra bir sayfada tanıdık bir isim gördüm.
Ivan.
Gözlerimi birkaç saniye sayfadan ayıramadım.
Babamın adı yine karşıma çıkmıştı.
Ama bu kez yanında başka bir kelime vardı.
Devir.
Altındaki satırın bir kısmı silinmişti.
Okuyabildiğim tek şey şuydu:
“...Ivan tarafından...”
Devamı yoktu.
Sayfanın alt kısmı kesilmişti.
Bir süre sayfaya baktım.
Sonra yavaşça not defterimi çıkardım.
Yeni bir sayfa açtım.
Şunları yazdım:
Ivan — Blackwood — Mülk devri.
Kalemimi bıraktım.
Henüz ne anlama geldiğini bilmiyordum.
Ama ilk kez babamın bu hikâyede neden yer aldığını anlayabileceğimi düşündüm.
Belki de aradığım cevapların başlangıcı bu kayıttaydı.
Fakat sayfanın eksik olması her şeyi yeniden zorlaştırıyordu.
Ve içimde bir his vardı.
Bu sayfanın devamını bulmadan, babamın gerçekte ne bıraktığını öğrenemeyecektim.