30. BÖLÜM — ÜÇ AĞABEY
İ
30. BÖLÜM — ÜÇ AĞABEY
Sabah olduğunda gözlerimi açtığımda aklıma ilk gelen şey dün geceydi.
Arthur.
William.
Thomas.
Üç ağabeyim.
Bu kelimeyi zihnimde söylemek bile hâlâ garip geliyordu.
Çünkü ben hayatım boyunca tek çocuk olduğumu düşünmüştüm.
Babamın tek kızı...
Tek evlat...
Meğer öyle değilmiş.
Yataktan kalkıp aşağı indiğimde üçünü de masanın etrafında gördüm.
Bir an kapının yanında durup onları izledim.
Onlar da beni fark etti.
Thomas gülümsedi.
“Günaydın.”
“Günaydın.”
Masaya doğru yürüdüm.
Boş sandalyelerden birine oturdum.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda William bana baktı.
“Dün gece uyuyabildin mi?”
Başımı salladım.
“Pek sayılmaz.”
Thomas hafifçe güldü.
“Ben de.”
Arthur ise sessizce bizi izliyordu.
Ona baktım.
“Size bir şey sorabilir miyim?”
“Elbette.”
“Babanız size benden hiç bahsetmedi mi?”
Üçü birbirine baktı.
William başını salladı.
“Hayır.”
“Hiç mi?”
“Hiç.”
Bu cevap içimde garip bir boşluk oluşturdu.
“Ben de sizin varlığınızı bilmiyordum.”
Thomas'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Demek ikimiz de birbirimizden habersiz büyümüşüz.”
Başımı salladım.
“Evet.”
Arthur derin bir nefes aldı.
“Belki de babamızın sakladığı en büyük şey buydu.”
Masaya baktım.
Ivan'ın mektubu hâlâ oradaydı.
Babam...
Hayatım boyunca onu yalnızca babam olarak tanımıştım.
Ama şimdi onun hakkında bilmediğim o kadar çok şey vardı ki.
Bir de üç ağabeyim...
“Size alışmam biraz zaman alabilir.”
Thomas gülümsedi.
“Bize de.”
Bu kez ben de gülümsedim.
“Çünkü hayatım boyunca tek çocuk olduğumu sandım.”
William başını salladı.
“Biz de üç kardeş olduğumuzu biliyorduk ama senin varlığından haberimiz yoktu.”
Bir an durdum.
“Yani siz üç kardeş olduğunuzu biliyordunuz.”
“Evet.”
Thomas araya girdi.
“Ama bir kız kardeşimiz olduğunu hiç bilmiyorduk.”
Bu cümle içimde bir yere dokundu.
Kız kardeş...
Ben.
Yıllarca kendimi yalnız sanmıştım.
Şimdi ise üç ağabeyim olduğunu öğrenmiştim.
Gözlerim doldu.
Thomas bunu fark etti.
“İyi misin?”
Başımı salladım.
“Evet.”
Bir süre sustum.
Sonra istemeden güldüm.
“Üç ağabeyim olduğunu öğrenmek biraz tuhaf.”
Thomas da güldü.
“Benim için de bir kız kardeşim olduğunu öğrenmek tuhaf.”
William hafifçe gülümsedi.
Arthur ise ilk kez daha rahat görünüyordu.
“Sanırım birbirimize alışacağız.”
Başımı salladım.
“Sanırım.”
Masadaki mektuba baktım.
Sonra üçüne.
“Babamı daha yeni tanımaya başladığımı hissediyorum.”
William'ın yüzü ciddileşti.
“Ben de.”
“Hayatım boyunca onu sadece babam olarak düşündüm. Şimdi ise geçmişinde siz varsınız. Victor var. Eski kayıtlar var.”
Arthur mektuba baktı.
“Ve hâlâ cevaplanmamış sorular var.”
“Evet.”
Elimi mektubun üzerine koydum.
“Bence önce babamızı anlamalıyız.”
Arthur başını salladı.
“Sonra Whitechapel'deki eve gideriz.”
“Üçüncü taş için.”
Thomas kaşlarını kaldırdı.
“Umarım gerçekten bir taş buluruz.”
İlk kez hep birlikte güldük.
Kısa bir sessizlikten sonra ayağa kalktım.
Dün hayatım boyunca tek çocuk olduğumu sanıyordum.
Bugün ise üç ağabeyim olduğunu biliyordum.
Onları henüz tanımıyordum.
Onlar da beni henüz tanımıyordu.
Ama artık birbirimizi tanımaya başlayacaktık.
Belki de ailemizle ilgili yıllardır saklanan gerçekler...
Şimdi yavaş yavaş ortaya çıkacaktı.
Yorumlar
- Ayla Sancak: geçmişteki onların sorularına sen de cevap verebilir misin
- Aleyna ş.: babanın sırlarıyla yüzleşmeye ne zaman başlayacaksınız
- Ruskoavo Turk: Birlikte gülmek hepsini kolaylaştıracak gibi duruyor
- Haticem kar.: Kenarda duran boşluk seni hiç rahatsız etmiyor mu
- Ahmet Esen: Dün gece her şeyin böyle değişeceğini kimse tahmin edemezdi
- Metin Taner Yavuz: Kız kardeş olmanın getirdiği garip duyguları yaşamak zorunda mıydın
- Ege Yıldız: masanın etrafındakileri görünce hislerin daha da çelişkili oldu