4. BÖLÜM: EDWARD HALE`İN DOSYASI
4. BÖLÜM: EDWARD HALE'İN DOSYASI
Sabah olduğunda Londra'nın üzerindeki sis hâlâ dağılmamıştı.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştım.
Bir yandan Kont Victor Blackwood'un adamlarının beni aradığını düşünüyor, diğer yandan aklımdan Edward Hale'in ölümü çıkmıyordu.
Üç cinayeti birden çözmeye çalışırsam hiçbir yere varamayacağımı biliyordum.
Bu yüzden ilk kurbandan başlayacaktım.
Defterimi açıp sayfanın başına adını yazdım.
Edward Hale.
Altına bildiğim birkaç şeyi ekledim.
Kitapçı. Evli. Bir kızı var.
Gazetelerde onun hakkında çok fazla bilgi yoktu. Ölümünden söz edilmişti ama hayatından neredeyse hiç bahsedilmemişti.
Ben de önce yaşadığı ve çalıştığı yeri bulmaya karar verdim.
Şapkamı taktım, gözlüklerimi düzelttim ve koyu renk paltomu üzerime geçirdim.
Artık gelinlikli kadın değildim.
En azından dışarıdan bakıldığında öyle görünmüyordum.
Edward Hale'in kitapçısını bulmam uzun sürmedi.
Dar bir sokağın köşesinde, eski bir binanın alt katında küçük bir dükkândı.
Kapının üzerindeki tabelada hâlâ aynı isim yazıyordu:
HALE KİTAPLARI
Kapıyı açtığımda küçük bir çan çaldı.
İçeri girer girmez eski kitapların kokusunu aldım.
Raflarda tarih, hukuk ve edebiyat kitapları vardı. Bazıları o kadar eskiydi ki sayfaları sararmış, kapakları yıpranmıştı.
Tezgâhın arkasında genç bir kadın duruyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
“Size yardımcı olabilir miyim?”
“Edward Hale'i tanıyor muydunuz?”
Kadının yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Babamdı.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
“Başınız sağ olsun.”
“Teşekkür ederim.”
Defterimi çıkardım.
“Babanızın ölümüyle ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Sizin için sorun değilse.”
Kadın kısa bir süre düşündü.
“Polisler de geldi. Bana birçok soru sordular.”
“Peki siz onlara her şeyi anlattınız mı?”
Başını yavaşça iki yana salladı.
“Hayır.”
“Neden?”
Kadın gözlerini kapıya çevirdi.
“Çünkü babam ölmeden birkaç gün önce korkuyordu.”
Kalemimi durdurdum.
“Kimden?”
“Bilmiyorum.”
“Size bir şey söyledi mi?”
“Bir gece bazı insanların geçmişlerini saklamak için her şeyi yapabileceğini söyledi.”
“Başka bir şey?”
Kadın başını salladı.
“Hayır. Ama ertesi sabah bana küçük bir zarf verdi.”
“Bir zarf mı?”
“Evet.”
“Ne yapmamı istediğini söyledi?”
“Eğer kendisine bir şey olursa zarfı kimseye vermememi söyledi.”
Bu sözler üzerine ona biraz daha dikkatli baktım.
“Zarf hâlâ sizde mi?”
Kadın birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra tezgâhın altından küçük, eski bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde yalnızca tek bir harf vardı.
B.
Gözlerim harfe takılı kaldı.
Çantamda taşıdığım metal düğme aklıma geldi.
Onun üzerinde de aynı harf vardı.
Fakat hemen bir sonuca varmak istemedim.
İki farklı şeyin aynı harfi taşıması tek başına yeterli değildi.
Zarfı dikkatlice inceledim.
“Bunu hiç açmadınız mı?”
“Hayır.”
“Babanız neden bunu size verdiğini söyledi mi?”
“Hayır. Sadece zamanı geldiğinde doğru kişiye ulaşması gerektiğini söyledi.”
“Doğru kişi kimmiş?”
“Onu da söylemedi.”
Tam o sırada dışarıdan bir at arabasının sesi geldi.
Ardından birkaç kişinin konuştuğunu duydum.
Dikkatim hemen kapıya kaydı.
Sokağın karşısında iki adam durmuştu.
Onları tanıyordum.
Kont Blackwood'un adamlarıydı.
Beni bulmuşlardı.
“Buradan çıkmam gerekiyor,” dedim.
Edward'ın kızı şaşkınlıkla bana baktı.
“Kim onlar?”
“Beni arıyorlar.”
“Polis mi?”
“Hayır.”
Daha fazla açıklama yapacak zamanım yoktu.
Zarfı çantama koydum.
“Arka tarafta çıkabileceğim bir yer var mı?”
Kadın hemen başını salladı.
“Dükkânın arkasında küçük bir geçit var.”
“Teşekkür ederim.”
Arka kapıya yöneldim.
Tam kapıyı açacağım sırada dışarıdan sert bir ses duyuldu.
“Kapıyı açın!”
Olduğum yerde bir an durdum.
Sonra kapıyı açıp geçide çıktım.
Koşmaya başladım.
Dar geçitten çıkıp başka bir sokağa girdim. Arkadan gelen ayak seslerini duyabiliyordum.
Bu kez dönüp bakmadım.
Sadece çantamdaki zarfı düşündüm.
Edward Hale'in ölümü artık benim için yalnızca gazetede gördüğüm bir cinayet değildi.
Geride bir ailesi kalmıştı.
Korkmuş bir kızı vardı.
Ve ölümünden önce sakladığı bir zarf...
Üstelik zarfın üzerinde B harfi bulunuyordu.
Aynı harfi taşıyan bir düğme de benim elimdeydi.
Fakat bunun ne anlama geldiğini henüz bilmiyordum.
Sokağın sonunda durup biraz nefeslendim.
Defterimi çıkarıp Edward Hale'in adının altına yeni bir not yazdım:
Zarf — B harfi.
Bir süre yazıya baktım.
Sonra defteri kapattım.
Edward Hale'in neden öldürüldüğünü bilmiyordum.
Ama artık onu öğrenmek için bir nedenim vardı.
Ve bu kez, karşıma ne çıkarsa çıksın geri dönmeyecektim.