Keşfet

5

Gelinlik ve Dedektif

5. BÖLÜM: KAÇIŞIN BEDELİ

Edward Hale'in kızından aldığım zarfı çantama koyup kitapçıdan çıktım.

Sokağın sonuna geldiğimde istemsizce arkamı döndüm.

Kimse görünmüyordu.

Yine de içimdeki huzursuzluk geçmemişti.

Sanki biri beni takip ediyordu.

Adımlarımı biraz daha hızlandırdım. Londra'nın kalabalığına karışırsam beni bulmalarının daha zor olacağını düşündüm.

Bir süre sonra küçük bir hana girdim.

İçeride birkaç kişi kahvaltı yapıyordu. Kimse bana dikkat etmiyordu.

Köşedeki boş masaya oturup çantamı önüme çektim.

Zarfı çıkardım.

Üzerindeki B harfine yeniden baktım.

“Sen kimsin?” diye fısıldadım.

Elbette cevap vermeyecekti.

Ama bu küçük zarfın Edward Hale'in ölümünden daha büyük bir şeyle bağlantılı olduğunu hissediyordum.

Tam zarfı açacakken dışarıdan birkaç ses geldi.

“Bu tarafta değil.”

“Diğer sokağa bakın.”

Kalbim hızlandı.

Sesleri tanımıştım.

Kont Blackwood'un adamlarıydı.

Zarfı hemen çantama koyup ayağa kalktım.

Hanın arka kapısından çıktım.

Dar bir sokağa girdim ve bir süre hızlı adımlarla ilerledim.

Sonra arkamdan gelen ayak seslerini duydum.

“Orada!”

Koşmaya başladım.

Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.

Sokağın sonuna geldiğimde önüme iki adam çıktı.

Geri dönmek istedim ama arkamdaki adamlar da yetişmişti.

Dört kişi olmuşlardı.

İçlerinden biri birkaç adım öne çıktı.

“Sonunda seni bulduk.”

Geriye doğru bir adım attım.

“Beni bırakın.”

Adam alaycı bir şekilde güldü.

“Kont'un emrini biliyorsun.”

“Ben de onun emirlerine uymak zorunda değilim.”

Adam kolumdan tutmaya çalıştı.

Elimi hızla çekip geri adım attım.

Aramızda kısa bir boşluk oluştu.

Bunu fırsat bilip adamlardan birini iterek kendime yol açtım.

Ama diğeri hemen önüme geçti.

Bir an için gerçekten kaçamayacağımı düşündüm.

Kolumu yakaladığı anda bütün gücümle elini ittim.

Dengesini kaybedince yana çekildim.

Arkamdaki adamlardan biri yeniden üzerime doğru geldi.

Kendimi kurtarıp ondan da uzaklaştım.

Kalbim hızla çarpıyordu.

Korkuyordum.

Ama yakalanmak istemiyordum.

Önüm açıldığı anda hiç düşünmeden koşmaya başladım.

“Yakalayın!”

Sesleri arkamdan geliyordu.

Bir sokağa girdim, sonra başka bir sokağa.

Nereye gittiğimi bilmiyordum.

Sadece koşuyordum.

Sonunda eski bir binanın yanındaki dar bir geçide girdim.

Duvara yaslanıp nefesimi tuttum.

Birkaç dakika sonra ayak sesleri geçidin önünden geçti.

“Burada olmalı.”

“Diğer tarafa bakın!”

Sesler yavaş yavaş uzaklaştı.

Bir süre daha bekledim.

Sonra derin bir nefes aldım.

Kurtulmuştum.

En azından şimdilik.

Çantamı açıp zarfı kontrol ettim.

Hâlâ oradaydı.

Edward Hale'in ölümü yeniden aklıma geldi.

Ölmeden önce kızına bu zarfı vermişti.

Şimdi ise Kont Blackwood'un adamları bunun peşindeydi.

Peki neden?

Benim Edward Hale'le ne bağlantım vardı?

Hiçbir şey.

Onu ölümünden önce hiç tanımamıştım.

O hâlde neden beni durdurmaya çalışıyorlardı?

Zarfı yeniden çıkardım.

Bu kez açmaya karar verdim.

Mührünü dikkatlice kırdım.

İçinden tek bir kâğıt çıktı.

Kâğıtta yalnızca bir cümle vardı:

“Gerçeği arıyorsan, kitapların arasındaki sessizliği dinle.”

Kaşlarımı çattım.

Bu ne demekti?

Edward Hale bir kitapçıydı.

Belki de cevabı dükkânında bırakmıştı.

Belki de bulmam gereken şey gerçekten kitapların arasındaydı.

Kâğıdı katlayıp çantama koydum.

Bir süre sessizce düşündüm.

Sonra kararımı verdim.

Edward Hale'in kitapçısına geri dönecektim.

Çünkü artık onun ölümünü sadece bir gazete haberi olarak göremiyordum.

Birileri bir şey saklıyordu.

Ve ben ne olduğunu öğrenmek istiyordum.