Keşfet

6

Gelinlik ve Dedektif

GELİNLİK VE DEDEKTİF

6. BÖLÜM — THOMAS WHITMORE

Edward Hale'in kitapçısına geri dönmem gerektiğini düşünüyordum.

Fakat sokağın başına geldiğimde yavaşladım.

Biraz ileride iki polis memuru duruyordu.

Aralarında konuşurlarken bir isim duydum.

“Thomas Whitmore.”

Olduğum yerde kaldım.

Bu ismi gazetelerde görmüştüm.

İkinci kurban.

Polisler onun ölümüyle ilgili konuşuyordu.

Ben de onları belli etmeden takip etmeye başladım.

Thomas Whitmore'un bulunduğu yer, Londra'nın daha sakin taraflarından birindeki dar bir sokaktı.

Polisler çevreyi kontrol ediyordu.

Ben ise biraz uzakta durup etrafa bakmaya başladım.

Duvarın kenarında küçük bir iz vardı.

Yaklaşıp dikkatlice baktım.

Tam dokunacakken yerde küçük bir metal parçası gördüm.

Eğilip aldım.

Üzerinde ince bir çizgi vardı.

Edward Hale'in kitapçısında bulduğum düğme aklıma geldi.

Aynı değildi.

Ama ikisinin arasında bir benzerlik vardı.

“Burada ne yapıyorsun?”

Arkamdan gelen sesle irkildim.

Polislerden biri bana bakıyordu.

“Merak ettim,” dedim.

“Burası merak gidermek için pek uygun bir yer değil.”

Adamın söylediklerine karşılık vermedim.

Metal parçayı cebime koyup birkaç adım geri çekildim.

Tam uzaklaşacakken sokağın karşısındaki eski dükkân dikkatimi çekti.

Kapısı açıktı.

İçeride yaşlı bir adam oturuyordu.

Beni görünce eliyle işaret etti.

“Sen Thomas için mi geldin?”

Yanına gittim.

“Onu tanıyor muydunuz?”

“Birkaç kez gördüm.”

“Buraya sık gelir miydi?”

Adam biraz düşündü.

“Ölmeden önce iki gece üst üste geldi.”

“Yalnız mıydı?”

“İlk gece yalnızdı. İkinci gece yanında başka biri vardı.”

“Kimdi?”

Adam omuzlarını kaldırdı.

“Yüzünü doğru düzgün göremedim. Uzun bir paltosu vardı.”

“Başka bir şey hatırlıyor musunuz?”

Yaşlı adam bir süre sessiz kaldı.

“Thomas giderken sürekli arkasına bakıyordu.”

Defterimi çıkarıp söylediklerini yazdım.

Thomas da birilerinden korkuyordu.

Edward Hale de.

Bu artık bana tesadüf gibi gelmiyordu.

---

Thomas'ın evine gittiğimde kapıyı karısı açtı.

Kadının yüzünden günlerdir doğru düzgün uyumadığı belliydi.

“Thomas'ı tanıyor muydunuz?” diye sordu.

“Onunla ilgili birkaç soru sormak istiyorum.”

“Polisler de geldi.”

“Biliyorum. Ama benim öğrenmek istediğim başka bir şey var.”

“Ne?”

“Thomas neden korkuyordu?”

Kadın birkaç saniye sustu.

Sonra kapıyı biraz daha açtı.

“İçeri gelin.”

Eve girdim.

Kadın beni salona götürdü.

“Ölmeden birkaç gün önce geceleri dışarı çıkmaya başladı,” dedi.

“Nereye gidiyordu?”

“Bilmiyordum.”

“Size hiç söylemedi mi?”

Kadın başını iki yana salladı.

“Bir gece ona nereye gittiğini sordum. Bana sadece eski depoya bakmam gerektiğini söyledi.”

“Eski depo nerede?”

Adresini söyledi.

Hemen defterime yazdım.

---

Akşam olmadan eski depoya gittim.

Bina uzun zamandır kullanılmıyordu.

Kapıyı ittiğimde yavaşça açıldı.

İçerisi karanlıktı.

Bir süre kapının önünde bekledim.

Sonra içeri girdim.

Tozlu raflar, eski sandıklar ve yıllardır kullanılmadığı belli olan eşyalar vardı.

Thomas burada ne aramıştı?

Çantamdan defterimi çıkardım.

Tam o sırada arkamdan kapının kapandığını duydum.

Döndüm.

Kimse yoktu.

“Kim var?”

Cevap gelmedi.

Bir adım attım.

Sonra ayak sesleri duydum.

Bu kez yalnız değildim.

Kapıya doğru yürüdüm ama kapı açılmadı.

Dışarıdan kilitlenmişti.

“Harika,” diye mırıldandım.

Arkamdan bir ses geldi.

“Eleanor.”

Olduğum yerde kaldım.

Beni tanıyordu.

Yavaşça arkamı döndüm.

Karanlığın içinde bir adam duruyordu.

Yüzünü seçemiyordum.

“Beni neden takip ediyorsunuz?”

Cevap vermedi.

Bana doğru yürümeye başladı.

Bir adım geri attım.

Sonra bir adım daha.

Çantamın askısını sıkıca tuttum.

Adam yaklaşmaya devam ediyordu.

Tam o sırada gözüm duvarın kenarındaki küçük pencereye takıldı.

Başka bir çıkışım yoktu.

Bir anda pencereye doğru koşup onu açtım.

Adam arkamdan uzanmaya çalıştı ama yetişemedi.

Kendimi dışarı attım.

Yere iner inmez ayağa kalkıp koşmaya başladım.

Arkamdan bağırdığını duydum.

“Kaçamazsın!”

Bu kez arkamı dönmedim.

Sokağın köşesini geçtikten sonra ancak durabildim.

Nefes nefese kalmıştım.

Defterimi çıkarıp sayfaya üç şey yazdım.

Thomas Whitmore.

Eski depo.

Beni tanıyan biri.

Kalemimi birkaç saniye elimde tuttum.

Sonra deftere baktım.

Artık yalnızca Thomas'ın neden öldüğünü merak etmiyordum.

Birileri onun ölümünün ardındaki gerçeği öğrenmemi istemiyordu.

Ve nedense, ben bu gerçeğe yaklaştıkça onlar da bana daha fazla yaklaşıyordu.